KLONLAMA NEDİR? Klonlama, laboratuvar şartlarında yapılan bir dizi çalışmalar ile, bir bireyin kopyalarını üretme yöntemi olarak özetlenebilir. 1997 yılının Şubat ayında, İskoçya’da Edinburg yakınlarındaki Roslin Enstitüsü’nden Ian Wilmut ve arkadaşları, dişi bir koyundan kopyalamış oldukları Dolly adlı kuzunun doğduğunu açıklamışlardı. Dolly, dolayısıyla da klonlama teknolojisi, dünya gündemine bomba gibi düşmüştü. Dolly’nin oluşmasını, yetişkin bir canlıdan alınan herhangi bir bedensel hücrenin kullanılmasıyla canlının “genetik ikizi”nin yaratılması olarak tanımlayabiliriz. Bu yönteme “bedensel hücre çekirdek transferi” deniyor. Dolly’nin klonlanarak üretilmesini sağlayan yöntem şöyle: Yetişkin bir koyunun meme bezi hücresi alınıp çekirdeği çıkarılıyor. Bu çekirdek, dişi bir koyundan alınan çekirdeği çıkarılmış bir yumurtaya aktarılıyor. Böylece bir koyun yumurtasına bir başka koyunun vücut hücresinin çekirdeği aşılanıyor. Vücut hücresi çekirdeği taşıyan yumurta, laboratuvarda, uygun şartlarda mitoz ile çoğalmaya bırakılıyor. Çoğalan bu hücrelerden bazıları dişi bir koyunun rahmine yerleştiriliyor. Sonuçta gebelik başarılı olursa klonlama ile yaratılmış bir canlı doğuyor ve bu canlı çekirdek DNA’sı alınmış atasının genetik kopyası oluyor. Aslında mitokondri DNA’ları ise yumurtadan, dolayısıyla bir başka koyundan geldiği için, %100 birbirinin kopyası olmayan iki canlı söz konusu oluyor. Yani Dolly, çekirdek DNA’sı yönünden koyun A’nın, mitokondri DNA’sı yönünden koyun B’nın klonu olmuş oluyor. Daha sonraları bu yöntemi uygulayan bilim adamları; fare, inek, keçi ve maymun kopyalamayı başarmışlar. Bu arada Dolly iki kez doğum yaptı ve çok hızlı yaşlandığı görüldü. Çünkü, kromozomlarının ucunda bulunan ve telomer denilen bölgelerin normaldan daha kısa olduğu anlaşıldı. Dolly’nin klonlandığı verici hücrenin yetişkin bir koyundan alınması bu durumu açıklıyor. Bu bulgu, Dolly’nin daha çabuk yaşlanacağı ve erken öleceğini öngörüyor. Telomerler, her hücre bölünmesinde biraz kısalır. Dolly’nin kromozomlarını aldığı koyun, belli bir yaşta olduğu için hücrelerin daha önceki bölünmelerinde telomerleri kısalmış durumdadır. Klonlama tekniklerinden biri de “Embriyo Bölme” olarak adlandırılıyor. Oregon Health Sciences Üniversitesi’nden Prof. Gerald Schatten yönetimindeki ekip bu yöntemle bir maymun geliştirmişler ve Tetra adını vermişler. Bu yöntem, aslında tek yumurta ikizlerinin oluşmasını sağlayan yöntemle aynıdır. Embriyo Bölme yöntemi şöyle: Normal bir yumurta, sperm ile döllendiriliyor. Gelişmeye bırakılan zigottan çoğalan hücreler 4 gruba ayrılıyor ve her grup hücre, farklı bir dişi maymuna aşılanıyor. Özdeş hücreleri farklı farklı maymunlara aşılamalarının nedeni, aşılama yapılan hücrelerin tutunamama riskinin olması. Bu şekilde dört maymuna yapılan aşılamalardan biri başarılı olup maymun geliştiriliyor. Diğer üçünün aşılaması başarısız oluyor. Aslında, Dolly’nin üreticileri de, bedensel hücre transferi sayesinde, 29 hücre elde edip 29 koyuna aşılama yapmışlar. Bu aşılamalardan sadece bir tanesi başarılı olup Dolly’nin gelişmesini sağlamış. Diğerleri ziyan olmuş. Embriyo bölme yönteminin etik açıdan sakıncası, bir bireyin birçok kopyasının yaratılabileceği. Genetik olarak birbirinin aynı olan, istenilen sayıda maymunun veya başka bir canlının farklı annelerden doğabileceği. Schatten ise, amaçlarının insan hastalıklarını iyileştirebilmek için yeni terapiler geliştirebilmek olduğunu söylüyor. Dr. Jerry Hall ise, embriyo bölme tekniğini insan embriyosuna uyguladığını, ancak klonladığı insan embriyolarını etik kaygılar yüzünden imha ettiğini söylüyor. Pek çok ülkede klonlama, özellikle de insan klonlamayla ilgili yasalar ve yasaklar konulmaya çalışıldı ya da konuldu. Patent hakkı verilmeli mi, verilmemeli mi? İnsan klonlansın mı, klonlanmasın mı? Böyle giderse dünyadaki çeşitlilik azalmaz mı? Bu şekildeki uygulamalar ile genetik kastlar yaratılmaz mı? gibi pek çok tartışma yapıldı ve hala yapılmakta. Bugün hemen hemen herkesin üzerinde birleştiği konu şu: Klonlama ile hücre ve doku naklinde kullanılacak malzemeler üretilebilsin, klonlama sadece tedavi amaçlı kullanılsın. Herhangi bir nedenle kaybedilmiş doku ve organların yerine, klonlama yoluyla yenileri üretilebilsin. Kök hücre transferi için klonlamadan faydalanılsın... Bildiğimiz gibi rastgele doku ve organ nakli yapılamıyor. Alıcı ve vericinin doku veya organlarının proteinlerinin uyumlu olması gerekiyor. Eğer uyumluluk olmazsa, alıcı insanın bağışıklık sistemi, aşılanan dokudaki yabancı proteinlere karşı antikor üretip o dokuyu vücuttan atıyor yani transfer başarısız oluyor. Araştırmacılar, laboratuvarda kültürleme yoluyla oluşturulmuş embriyolardan dokular ve organlar üretmeyi amaçlıyor. Uluslararası Genom Projesi’ne bir başka rakip ise özel sektörden geliyor. İnsan genom projesini daha önce tamamlamayı hedef alan özel şirketlerden biri olan Geron adlı Amerikan şirketi, Dolly’nin yaratıcılarınca kurulmuş olan Roslin-Bio-Med şirketini satın alarak hedefine daha çabuk ulaşmayı planlıyor. Bu şirketin hedeflerinden biri ise, “Embriyonik Kök Hücreler” yoluyla, merkezi sinir sistemi çökertilmiş embriyolardan dokular, organlar çoğaltmak. Nitekim Geron adına çalışan iki bilim adamı, 1998 yılında, birbirinden bağımsız olarak, insanlara ait embriyonik kök hücreleri izole ettiklerini açıkladılar. O halde kök hücre nedir? Özellikleri nelerdir? Biraz da buna göz atalım.