+ Cevap Yaz + Yeni Konu aç
  1. Jeomorfoloji - Dünya’nın Oluşumu ve İç Yapısı

    Jeomorfoloji - Dünya’nın Oluşumu ve İç Yapısı

    Jeomorfoloji



    Dünya’nın Oluşumu ve İç Yapısı



    Güneş Sistemi’nin Oluşumu



    Güneş Sistemi’nin oluşumu ile ilgili farklı teoriler ortaya atılmıştır. En geçerli teori sayılan Kant-Laplace teorisine Nebula teorisi de denir.

    Bu teoriye göre, Nebula adı verilen kızgın gaz kütlesi ekseni çevresinde sarmal bir hareketle dönerken, zamanla soğuyarak küçülmüştür. Bu dönüş etkisiyle oluşan çekim merkezinde Güneş oluşmuştur. Gazlardan hafif olanları Güneş tarafından çekilmiş, çekim etkisi dışındakiler uzay boşluğuna dağılmış ağır olanlar da Güneş’ten farklı uzaklıklarda soğuyarak gezegenleri oluşturmuşlardır.



    Dünya’nın Oluşumu



    Dünya, Güneş Sistemi oluştuğunda kızgın bir gaz kütlesi halindeydi. Zamanla ekseni çevresindeki dönüşünün etkisiyle, dıştan içe doğru soğumuş, böylece iç içe geçmiş farklı sıcaklıktaki katmanlar oluşmuştur. Günümüzde iç kısımlarda yüksek sıcaklık korunmaktadır. Dünya’nın oluşumundan bugüne kadar geçen zaman ve Dünya’nın yapısı jeolojik zamanlar yardımıyla belirlenir.



    Jeolojik Zamanlar



    Yaklaşık 4,5 milyar yaşında olan Dünya, günümüze kadar çeşitli evrelerden geçmiştir. Jeolojik zamanlar adı verilen bu evrelerin her birinde , değişik canlı türleri ve iklim koşulları görülmüştür.

    Dünya’nın yapısını inceleyen jeoloji bilimi, jeolojik zamanlar belirlenirken fosillerden ve tortul tabakaların özelliklerinden yararlanılır.

    Jeolojik zamanlar günümüze en yakın zaman en üstte olacak şekilde sıralanır.

    Dördüncü Zaman
    Üçüncü Zaman
    İkinci Zaman
    Birinci Zaman
    İlkel Zaman


    İlkel Zaman



    Günümüzden yaklaşık 600 milyon yıl önce sona erdiği varsayılan jeolojik zamandır.

    İlkel zamanın yaklaşık 4 milyar yıl sürdüğü tahmin edilmektedir.

    Zamanın önemli olayları :

    Sularda tek hücreli canlıların ortaya çıkışı
    En eski kıta çekirdeklerinin oluşumu


    İlkel zamanı karakterize eden canlılar alg ve radiolariadır.



    Birinci Zaman (Paleozoik)



    Günümüzden yaklaşık 225 milyon yıl önce sona erdiği varsayılan jeolojik zamandır. Birinci zamanın yaklaşık 375 milyon yıl sürdüğü tahmin edilmektedir.

    Zamanın önemli olayları :

    Kaledonya ve Hersinya kıvrımlarının oluşumu
    Özellikle karbon devrinde kömür yataklarının oluşumu
    İlk kara bitkilerinin ortaya çıkışı
    Balığa benzer ilk organizmaların ortaya çıkışı
    Birinci zamanı karakterize eden canlılar graptolith ve trilobittir.



    İkinci Zaman (Mezozoik)



    Günümüzden yaklaşık 65 milyon yıl önce sona erdiği varsayılan jeolojik zamandır. İkinci zamanın yaklaşık 160 milyon yıl sürdüğü tahmin edilmektedir. İkinci zamanı karakterize eden dinazor ve ammonitler bu zamanın sonunda yok olmuşlardır.

    Zamanın önemli olayları :

    Ekvatoral ve soğuk iklimlerin belirmesi
    Kimmeridge ve Avustrien kıvrımlarının oluşumu
    İkinci zamanı karakterize eden canlılar ammonit ve dinazordur.



    Üçüncü Zaman (Neozoik)



    Günümüzden yaklaşık 2 milyon yıl önce sona erdiği varsayılan jeolojik zamandır. Üçüncü zamanın yaklaşık 63 milyon yıl sürdüğü tahmin edilmektedir.

    Zamanın önemli olayları :

    § Kıtaların bugünkü görünümünü kazanmaya başlaması

    § Linyit havzalarının oluşumu

    § Bugünkü iklim bölgelerinin ve bitki topluluklarının belirmeye başlaması

    § Alp kıvrım sisteminin gelişmesi

    § Nümmilitler ve memelilerin ortaya çıkışı

    Üçüncü zamanı karakterize eden canlılar nummilit, hipparion, elephas ve mastadondur.



    Dördüncü Zaman (Kuaterner)



    Günümüzden 2 milyon yıl önce başladığı ve hala sürdüğü varsayılan jeolojik zamandır.

    Zamanın önemli olayları :

    İklimde büyük değişikliklerin ve dört buzul döneminin (Günz, Mindel, Riss, Würm) yaşanması
    İnsanın ortaya çıkışı
    Dördüncü zamanı karakterize eden canlılar mamut ve insandır.



    Dünya’nın İç Yapısı



    Dünya, kalınlık, yoğunluk ve sıcaklıkları farklı, iç içe geçmiş çeşitli katmanlardan oluşmuştur. Bu katmanların özellikleri hakkında bilgi edinilirken deprem dalgalarından yararlanılır.

    Çekirdek
    Manto
    Taşküre (Litosfer)


    Deprem Dalgaları



    Deprem dalgaları farklı dalga boylarını göstermektedir. Deprem dalgaları yoğun tabakalardan geçerken dalga boyları küçülür, titreşim sayısı artar. Yoğunluğu az olan tabakalarda ise dalga boyu uzar, titreşim sayısı azalır.



    Çekirdek :



    Yoğunluk ve ağırlık bakımından en ağır elementlerin bulunduğu bölümdür. Dünya’nın en iç bölümünü oluşturan çekirdeğin, 5120-2890 km’ler arasındaki kısmına dış çekirdek, 6371-5150 km’ler arasındaki kısmına iç çekirdek denir. İç çekirdekte bulunan demir-nikel karışımı çok yüksek basınç ve sıcaklık etkisiyle kristal haldedir. Dış çekirdekte ise bu karışım ergimiş haldedir.



    Manto



    Litosfer ile çekirdek arasındaki katmandır. 100-2890 km’ler arasında bulunan mantonun yoğunluğu 3,3-5,5 g/cm3 sıcaklığı 1900-3700 °C arasında değişir. Manto, yer hacminin en büyük bölümünü oluşturur. Yapısında silisyum, magnezyum , nikel ve demir bulunmaktadır. Mantonun üst kesimi yüksek sıcaklık ve basınçtan dolayı plastiki özellik gösterir. Alt kesimleri ise sıvı halde bulunur. Bu nedenle mantoda sürekli olarak alçalıcı-yükselici hareketler görülür.



    Mantodaki Alçalıcı-Yükselici Hareketler



    Mantonun alt ve üst kısımlarındaki yoğunluk farkı nedeniyle magma adı verilen kızgın akıcı madde yerkabuğuna doğru yükselir. Yoğunluğun arttığı bölümlerde ise magma yerin içine doğru sokulur.



    Taşküre (Litosfer)

    Mantonun üstünde yer alan ve yeryüzüne kadar uzanan katmandır.

    Kalınlığı ortalama 100 km’dir.

    Taşküre’nin ortalama 35 km’lik üst bölümüne yerkabuğu denir.

    Daha çok silisyum ve alüminyum bileşimindeki taşlardan oluşması nedeniyle sial de denir.

    Yerkabuğunun altındaki bölüme ise silisyum ve magnezyumdan oluştuğu için sima denir.

    Sial, okyanus tabanlarında incelir yer yer kaybolur.

    Örneğin Büyük Okyanus tabanının bazı bölümlerinde sial görülmez.

    Yeryüzünden yerin derinliklerine inildikçe 33 m’de bir sıcaklık 1 °C artar. Buna jeoterm basamağı denir.



    Kıtalar ve Okyanuslar



    Yeryüzünün üst bölümü kara parçalarından ve su kütlelerinden oluşmuştur. Denizlerin ortasında çok büyük birer ada gibi duran kara kütlelerine kıta denir. Kuzey Yarım Küre’de karalar, Güney Yarım Küre’den daha geniş yer kaplar. Asya, Avrupa, Kuzey Amerika’nın tamamı ve Afrika’nın büyük bir bölümü Kuzey Yarım Küre’de yer alır. Güney Amerika’nın ve Afrika’nın büyük bir bölümü, Avustralya ve çevresindeki adalarla Antartika kıtası Güney Yarım Küre’de bulunur. Yeryüzünün yaklaşık ¾’ü sularla kaplıdır. Kıtaların birbirinden ayıran büyük su kütlelerine okyanus denir.



    Kara ve Denizlerin Farklı Dağılışının Sonuçları



    Karaların Kuzey Yarım Küre’de daha fazla yer kaplaması nedeniyle, Kuzey Yarım Küre’de;

    Yıllık sıcaklık ortalaması daha yüksektir.
    Sıcaklık farkları daha belirgindir.
    Eş sıcaklık eğrileri enlemlerden daha fazla sapma gösterir.
    Kıtalar arası ulaşım daha kolaydır.
    Nüfus daha kalabalıktır.
    Kültürlerin gelişmesi ve yayılması daha kolaydır.
    Ekonomi daha hızlı ve daha çok gelişmiştir.


    Hipsografik Eğri



    Yeryüzünün yükseklik ve derinlik basamaklarını gösteren eğridir.



    Kıta Platformu : Derin deniz platformundan sonra yüksek dağlar ile kıyı ovaları arasındaki en geniş bölümdür.



    Karaların Ortalama Yüksekliği : Karaların ortalama yüksekliği 1000 m dir. Dünya’nın en yüksek yeri deniz seviyesinden 8840 m yükseklikteki Everest Tepesi’dir.



    Kıta Sahanlığı : Deniz seviyesinin altında, kıyı çizgisinden -200 m derine kadar inen bölüme kıta sahanlığı (şelf) denir. Şelf kıtaların su altında kalmış bölümleri sayılır.



    Kıta Yamacı : Şelf ile derin deniz platformunu birbirine bağlayan bölümdür.



    Denizlerin Ortalama Derinliği : Denizlerin ortalama derinliği 4000 m dir. Dünya’nın en derin yeri olan Mariana Çukuru denzi seviyesinden 11.035 m derinliktedir.



    Derin Deniz Platformu : Kıta yamaçları ile çevrelenmiş, ortalama derinliği 6000 m olan yeryüzünün en geniş bölümüdür.



    Derin Deniz Çukurları : Sima üzerinde hareket eden kıtaların, birbirine çarptıkları yerlerde bulunur. Yeryüzünün en dar bölümüdür.



    Yerkabuğunu Oluşturan Taşlar



    Yerkabuğunun ana malzemesi taşlardır. Çeşitli minerallerden ve organik maddelerden oluşan katı, doğal maddelere taş ya da kayaç denir. Yer üstünde ve içinde bulunan tüm taşların kökeni magmadır. Ancak bu taşların bir kısmı bazı olaylar sonucu değişik özellikler kazanarak çeşitli adlar almıştır. Oluşumlarına göre taşlar üç grupta toplanır.

    Püskürük (Volkanik) Taşlar
    Tortul Taşlar
    Başkalaşmış (:-):-):-):-)morfik) Taşlar


    UYARI : Tortul taşları, püskürük ve başkalaşmış taşlardan ayıran en önemli özellik fosil içermeleridir.



    Püskürük (Volkanik) Taşlar



    Magmanın yeryüzünde ya da yeryüzüne yakın yerlerde soğumasıyla oluşan taşlardır.

    Katılaşım taşları adı da verilen püskürük taşlar magmanın soğuduğu yere göre iki gruba ayrılır.



    § Dış Püskürük Taşlar

    § İç Püskürük Taşlar



    Dış Püskürük Taşlar



    Magmanın yeryüzüne çıkıp, yeryüzünde soğumasıyla oluşan taşlardır. Soğumaları kısa sürede gerçekleştiği için Küçük kristalli olurlar. Dış püskürük taşların en tanınmış örnekleri bazalt, andezit, obsidyen ve volkanik tüftür.



    Bazalt : Koyu gri ve siyah renklerde olan dış püskürük bir taştır. Mineralleri ince taneli olduğu için ancak mikroskopla görülebilir. Bazalt demir içerir. Bu nedenle ağır bir taştır.



    Andezit : Eflatun, mor, pembemsi renkli dış püskürük bir taştır. Ankara taşı da denir. Dağıldığında killi topraklar oluşur.



    Obsidyen (Volkan Camı) : Siyah, kahverengi, yeşil renkli ve parlak dış püskürük bir taştır. Magmanın yer yüzüne çıktığında aniden soğuması ile oluşur. Bu nedenle camsı görünüme sahiptir.



    Volkanik Tüf : Volkanlardan çıkan kül ve irili ufaklı parçaların üst üste yığılarak yapışması ile oluşan taşlara volkan tüfü denir.



    İç Püskürük Taşlar



    Magmanın yeryüzünün derinliklerinde soğuyup, katılaşmasıyla oluşan taşlardır. Soğuma yavaş olduğundan iç püskürükler iri kristalli olurlar. İç püskürük taşların en tanınmış örnekleri granit, siyenit ve diyorittir.



    Granit : İç püskürük bir taştır. Kuvars, mika ve feldspat mineralleri içerir. Taneli olması nedeniyle mineralleri kolayca görülür. Çatlağı çok olan granit kolayca dağılır, oluşan kuma arena denir.



    Siyenit : Yeşilimsi, pembemsi renkli iç püskürük bir taştır. Adını Mısır’daki Syene (Asuvan) kentinden almıştır. Siyenit dağılınca kil oluşur.



    Diyorit : Birbirinden gözle kolayca ayrılabilen açık ve koyu renkli minerallerden oluşan iç püskürük bir taştır. İri taneli olanları, ince tanelilere göre daha kolay dağılır.



    Tortul Taşlar



    Denizlerde, göllerde ve çukur yerlerde meydana gelen tortulanma ve çökelmelerle oluşan taşlardır. Tortul taşların yaşı içerdikleri fosillerle belirlenir. Tortul taşlar, tortullanmanın çeşidine göre 3 gruba ayrılır.



    Kimyasal Tortul Taşlar
    Organik Tortul Taşlar
    Fiziksel Tortul Taşlar


    Fosil : Jeolojik devirler boyunca yaşamış canlıların taşlamış kalıntılarına fosil denir.



    Kimyasal Tortul Taşlar



    Suda erime özelliğine sahip taşların suda eriyerek başka alanlara taşınıp tortulanması ile oluşur. Kimyasal tortul taşların en tanınmış örnekleri jips, traverten, kireç taşı (kalker), çakmaktaşı (silex)’dır.



    Jips (Alçıtaşı) : Beyaz renkli, tırnakla çizilebilen kimyasal tortul bir taştır. Alçıtaşı olarak da isimlendirilir.



    Traverten : Kalsiyum biokarbonatlı yer altı sularının mağara boşluklarında veya yeryüzüne çıktıkları yerlerde içlerindeki kalsiyum karbonatın çökelmesi sonucu oluşan kimyasal tortul bir taştır.



    Kalker (Kireçtaşı) : Deniz ve okyanus havzalarında, erimiş halde bulunan kirecin çökelmesi ve taşlaşması sonucu oluşan taştır.



    Çakmaktaşı (Silex) : Denizlerde eriyik halde bulunan silisyum dioksitin (SİO2) çökelmesi ile oluşan taştır. Kahverengi, gri, beyaz, siyah renkleri bulunur. Çok sert olması ve düzgün yüzeyler halinde kırılması nedeniyle ilkel insanlar tarafından alet yapımında kullanılmıştır.



    Organik Tortul Taşlar



    Bitki ya da hayvan kalıntılarının belli ortamlarda birikmesi ve zamanla taşlaşması sonucu oluşur. Organik tortul taşların en tanınmış örnekleri mercan kalkeri, tebeşir ve kömürdür.



    Mercan Kalkeri : Mercan iskeletlerinden oluşan organik bir taştır. Temiz, sıcak ve derinliğin az olduğu denizlerde bulunur. Ada kenarlarında topluluk oluşturanlara atol denir. Kıyı yakınlarında olanlar ise, mercan resifleridir.



    Tebeşir : Derin deniz canlıları olan tek hücreli Globugerina (Globijerina)’ların birikimi sonucu oluşur. Saf, yumuşak, kolay dağılabilen bir kalkerdir. Gözenekli olduğu için suyu kolay geçirir.



    Kömür : Bitkiler öldükten sonra bakteriler etkisiyle değişime uğrar. Eğer su altında kalarak değişime uğrarsa, C (karbon) miktarı artarak kömürleşme başlar. C miktarı % 60 ise turba, C miktarı % 70 ise linyit, C miktarı % 80 – 90 ise taş kömürü, C miktarı % 94 ise antrasit adını alır.



    Fiziksel (Mekanik) Tortul Taşlar



    Akarsuların, rüzgarların ve buzulların, taşlardan kopardıkları parçacıkların çökelip, birikmesi ile oluşur.

    Fiziksel (mekanik) tortul taşların en tanınmış örnekleri kiltaşı (şist), kumtaşı (gre) ve çakıltaşı (konglomera)’dır.



    Kiltaşı (Şist) : Çapı 2 mikrondan daha küçük olan ve kil adı verilen tanelerin yapışması sonucu oluşan fiziksel tortul bir taştır.



    Kumtaşı (Gre) : Kum tanelerinin doğal bir çimento maddesi yardımıyla yapışması sonucu oluşan fiziksel tortul bir taştır.



    Çakıltaşı (Konglomera) : Genelde yuvarlak akarsu çakıllarının doğal bir çimento maddesi yardımıyla yapışması sonucu oluşur.



    Başkalaşmış (:-):-):-):-)morfik) Taşlar :



    Tortul ve püskürük taşların, yüksek sıcaklık ve basınç altında başkalaşıma uğraması sonucu oluşan taşlardır. Başkalaşmış taşların en tanınmış örnekleri mermer, gnays ve filattır.



    Mermer : Kalkerin yüksek sıcaklık ve basınç altında değişime uğraması, yani :-):-):-):-)morfize olması sonucu oluşur.



    Gnays : Granitin yüksek sıcaklık ve basınç altında değişime uğraması yani :-):-):-):-)morfize olması sonucu oluşur.



    Filat : Kiltaşının (şist) yüksek sıcaklık ve basınç altında değişime uğraması yani :-):-):-):-)morfize olması sonucu oluşur.



    Yeraltı Zenginliklerinin Oluşumu



    Yerkabuğunun yapısı ve geçirmiş olduğu evrelerle yer altı zenginlikleri arasında sıkı bir ilişki vardır. Yer altı zenginliklerinin oluşumu 3 grupta toplanır:



    Volkanik olaylara bağlı olanlar; Krom, kurşun, demir, nikel, pirit ve manganez gibi madenler magmada erimiş haldedir.
    Organik tortulanmaya bağlı olanlar; Taş kömürü, linyit ve petrol oluşumu.
    Kimyasal tortulanmaya bağlı olanlar; Kayatuzu, jips, kalker, borasit ve potas yataklarının oluşumu.


    İç Güçler ve Etkileri



    Faaliyetleri için gerekli enerjiyi yerin içinden alan güçlerdir. İç güçlerin oluşturduğu yerşekilleri dış güçler tarafından aşındırılır. İç güçlerin oluşturduğu hareketlerin bütününe tektonik hareket denir. Bunlar;

    Orojenez
    Epirojenez
    Volkanizma
    Depremler’dir.


    UYARI : İç kuvvetler gerekli olan enerjiyi mantodan alır. Deniz tabanı yayılmaları, kıta kaymaları, kıta yaylanmaları, dağ oluşumu ve tektonik depremler mantodaki hareketlerden kaynaklanır.


    Orojenez (Dağ Oluşumu)



    Jeosenklinallerde biriken tortul tabakaların kıvrılma ve kırılma hareketleriyle yükselmesi olayına dağ oluşumu ya da orojenez denir. Kıvrım hareketleri sırasında yükselen bölümlere antiklinal, çöken bölümlere ise senklinal adı verilir. Antiklinaller kıvrım dağlarını, senklinaller ise çöküntü alanlarını oluşturur.



    Jeosenklinal : Akarsular, rüzgarlar ve buzullar, aşındırıp, taşıdıkları maddeleri deniz ya da okyanus tabanlarında biriktirirler. Tortullanmanın görüldüğü bu geniş alanlara jeosenklinal denir.



    Fay



    Yerkabuğu hareketleri sırasında şiddetli yan basınç ve gerilme kuvvetleriyle blokların birbirine göre yer değiştirmesine fay denir.

    Fay elemanları şunlardır:



    Yükselen Blok : Kırık boyunca birbirine göre yer değiştiren bloklardan yükselen kısma denir.



    Alçalan Blok : Kırık boyunca birbirine göre yer değiştiren bloklardan alçalan kısma denir.



    Fay atımı : Yükselen ve alçalan blok arasında beliren yükseklik farkına fay atımı denir.



    Fay açısı : Dikey düzlem ile fay düzlemin yaptığı açıya fay açısı denir.



    Fay aynası : Fay oluşumu sırasında yükselen ve alçalan blok arasındaki yüzey kayma ve sürtünme nedeniyle çizilir., cilalanır. Parlak görünen bu yüzeye fay aynası denir.



    Faylar boyunca yüksekte kalan yerkabuğu parçalarına horst adı verilir. Buna karşılık faylar boyunca çöken kısımlara graben denir. Horstlar kırık dağlarını, grabenler ise çöküntü hendeklerini oluşturur.





    Türkiye’de Orojenez



    Türkiye’deki dağlar Avrupa ile Afrika kıtaları arasındaki Tetis jeosenklinalinde bulunan tortul tabakaların orojenik hareketi sonucunda oluşmuştur. Kuzey Anadolu ve Toros Dağları Alp Orojenezi’nin Türkiye’deki kuzey ve güney kanadını oluşturmaktadır. Ege bölgesi’ndeki horst ve grabenler de aynı sistemin içinde yer almaktadır.



    Epirojenez



    Karaların toptan alçalması ya da yükselmesi olayına epirojenez denir. Bu hareketler sırasında yeryüzünde geniş kubbeleşmeler ile yayvan büyük çukurlaşmalar olur. Orojenik hareketlerin tersine epirojenik hareketlerde tabakaların duruşunda bozulma söz konusu değildir. Dikey yönlü hareketler sırasındaki yükselmelerle jeoantiklinaller, çukurlaşmalar sırasında ise okyanus çanakları, yani jeosenklinaller oluşur.





    UYARI : III. Zaman sonları, IV. Zamanın başlarında Anadolu’nun epirojenik olarak yükselmesi ortalama yükseltiyi artırmıştır. Bu nedenle Anadolu’da yüksek düzlükler geniş yer kaplar.



    Transgresyon – Regrasyon



    Epirojenik hareketlere bağlı olarak her devirde kara ve deniz seviyeleri değişmiştir. İklim değişiklikleri ya da tektonik hareketler nedeniyle denizin karalara doğru ilerlemesine transgresyon (deniz ilerlemesi) , denizin çekilmesine regresyon (deniz gerilemesi) denir.



    Volkanizma



    Yerin derinliklerinde bulunan magmanın patlama ve püskürme biçiminde yeryüzüne çıkmasına volkanizma denir. Volkanik hareketler sırasında çıkan maddeler bir baca etrafında yığılarak yükselir ve volkanlar (yanardağlar) oluşur.



    Volkan Bacası : Mağmanın yeryüzüne ulaşıncaya kadar geçtiği yola volkan bacası denir.



    Volkan Konisi : Lav, kül, volkan bombası gibi volkanik maddelerin üst üste yığılması ile oluşan koni biçimli yükseltiye volkan konisi, koni üzerinde oluşan çukurluğa krater denir.



    Volkanlardan Çıkan Maddeler



    Volkanlardan çıkan maddeler değişik isimler alır :



    Lav
    Volkan Bombası
    Volkan Külü
    Volkanik Gazlar


    Lav



    Volkanlardan çıkarak yeryüzüne kadar ulaşan eriyik haldeki malzemeye lav denir. Lavın içerisindeki SİO2 (Silisyum dioksit) oranı lavın tipini ve volkanizmanın karakterini belirler.



    Asit Lav : SİO2 % 66 ise asit lavlar oluşur. Fazla akıcı değillerdir.



    Orta Tip Lav : SİO2 oranı % 33 - % 66 ise lav orta tiptir. Bu tip lavların çıktığı volkanlarda volkanik kül miktarı azdır.



    Bazik Lav : SİO2 oranı < % 33 ise lav bazik karakterli ve akıcıdır. Patlamasız, sakin bir püskürme oluşur.



    Volkan Bombası : Volkan bacasından atılan lav parçalarının havada dönerek soğuması ile oluşur.



    Volkan Külü : Gaz püskürmeleri sırasında oluşan, basınçlı volkan bacasından çıkan küçük taneli malzemeye kül denir.

    Volkanik küllerin bir alanda birikmesiyle volkanik tüfler oluşur.



    Volkanik Gazlar : Volkanizma sırasında subuharı, karbon dioksit, kükürt gibi gazlar magmadan hızla ayrışarak yeryüzüne çıkar. Büyük volkanik bulutların oluşmasını sağlar.



    Püskürme Şekilleri



    Volkanik hareketlerin en yoğun olduğu yerler, yerkabuğunun zayıf olduğu noktalar, çatlaklar ve yarıklardır.

    Magmanın yeryüzüne ulaştığı yere göre adlandırılan, merkezi çizgisel ve alansal olarak üç değişik püskürme şekli vardır :



    Merkezi Püskürme : Magma yeryüzüne bir noktadan çıkıyorsa, buna merkezi püskürme denir.



    Çizgisel Püskürme : Magma yeryüzüne bir yarık boyunca çıkıyorsa, buna çizgisel püskürme denir.



    Alansal Püskürme : Magma yeryüzüne yaygın bir alandan çıkıyorsa, buna alansal püskürme denir.



    Volkan (Yanardağ) Biçimleri



    Volkanların yapısı ve biçimleri yeryüzüne çıkan magmanın bileşimine, miktarına ve çıktığı yere göre değişir.



    Tabla Biçimindeki Volkanlar : Akıcı lavların geniş alanlara yayılmaları sonucunda oluşur. Örneğin Hindistan’daki Dekkan Platosu



    Kalkan Biçimindeki Volkanlar : Akıcı lavların bir bacadan çıkarak birikmesi sonucunda oluşan, geniş alanlı ve kubbemsi bir görünüşe sahip volkanlardır.

    Örneğin : Güneydoğu Anadolu’daki Karacadağ Volkanı



    Koni Biçimindeki Volkanlar : Magmadan değişik dönemlerde yükselen, farklı karakterdeki malzemenin birikmesi ile oluşur. Bu volkanların kesitinde, farklı karakterdeki malzeme katmanları ardarda görüldüğü için tabakalı volkanlar da denir.

    Örneğin ülkemizdeki Erciyes, Nemrut, Hasan ve Ağrı volkanları koni biçimli volkanlardır.



    Tüf Konileri : Volkanlardan çıkan küllerin ve diğer kırıntılı maddelerin birikmesi ile oluşan konilere denir.

    Örneğin ülkemizde Kula ve Karapınar çevresindeki koniler kül konileridir.



    Volkanik Kuşaklar



    Yeryüzünde bilinen volkanların sayısı binlere ulaşmasına karşın ancak 516 kadarı tarihi çağlarda faaliyet göstermiş, bu nedenle aktif volkanlar olarak kabul edilmişlerdir. Yerkabuğunu bloklar halinde bölen kırıklar üzerinde bulunan volkanlar, bir çizgi doğrultusunda sıralanmakta adeta kuşak oluşturmaktadır.



    Dünya’daki Volkanlar



    Dünya üzerindeki aktif volkanlar üç ana bölgede toplanmıştır. Volkanların en yoğun olduğu bölge Pasifik Okyanusu’nun kenarlarıdır. Volkanların aktif olduğu ikinci bölge Alp-Himalaya kıvrım kuşağı, üçüncü bölge ise okyanus ortalarıdır.



    Okyanus Ortaları



    Yerkabuğunun üst bölümünü oluşturan sial okyanus tabanlarında daha incedir. Bu ince kabuk mantodaki yükselici hareketler nedeniyle yırtılarak ayrılır. Ayrılma bölgesi adı verilen bu bölümden magma yükselir ve okyanus tabanına yayılır. Bu durum okyanus ortalarında aktif volkanların bulunmasının nedenidir.



    Türkiye’deki Volkanlar



    Alp-Himalaya kıvrım kuşağında yer alan Türkiye’de volkanlar, tektonik hatlara uygun olarak beş bölgede yoğunlaşmıştır. Ancak günümüzde Türkiye’de aktif volkan bulunmamaktadır.



    Depremler



    Yerkabuğunun derinliklerinde doğal nedenlerle oluşan salınım ve titreşim hareketleridir. Yerkabuğunun titreşimi sırasında değişik özellikteki dalgalar oluşmakta ve bunlar depremin merkezinden çevreye doğru farklı hız ve özellikle yayılmaktadır. Deprem dalgaları P, S, L dalgaları olarak 3 çeşittir. Depremlere neden olan olayların kaynaklandığı yerden uzaklaşıldıkça depremin etkisi azalır. Oluşum nedenlerine göre depremler, 3 gruba ayrılır :

    Volkanik Depremler
    Çökme Depremleri
    Tektonik Depremler


    P, S, L Dalgaları



    P dalgaları (Primer dalgalar), titreşim hareketi ile yayılma doğrultusunun aynı yönde olduğu ve yayılma hızının en fazla olduğu dalgalardır.



    S dalgaları (Sekonder dalgalar), titreşim hareketlerinin yayılma doğrultusuna dik ve bir düzlem üzerinde aşağı yukarı olduğu dalgalardır.



    L dalgaları (Longitidunal dalgalar), yüzey dalgaları veya uzun dalgalar olarak da tanımlanır. Bu dalgaların hızları diğer dalgalara göre daha azdır.



    Volkanik Depremler



    Aktif volkanların bulunduğu yerlerde, patlama ve püskürmelere bağlı oluşan yer sarsıntılarıdır. Etki alanları dardır.



    Çökme Depremleri



    Bu tür depremler, eriyebilen taşların bulunduğu yerlerdeki yer altı mağaralarının tavanlarının çökmesiyle oluşur. Ayrıca kömür ocaklarının ve galerilerinin çökmesi de bu tür depremlere neden olur. Çok küçük ölçülü sarsıntılardır. Etki alanları dar ve zararları azdır.



    Tektonik Depremler



    Yerkabuğunun üst katlarındaki kırılmalar sırasında oluşan yer sarsıntılarıdır. Bu sarsıntılar çevreye deprem dalgaları olarak yayılır. Yeryüzünde oluşan depremlerin büyük bölümü tektonik depremlerdir. Etki alanları geniş, şiddetleri fazladır. En çok can ve mal kaybına neden olan depremlerdir. Örneğin ülkemizde 1995’te Afyon’un Dinar ilçesinde, 1998’de Adana’da oluşan depremler tektonik kökenlidir.



    UYARI : Tektonik depremlerin en etkili olduğu alanlar dış merkez ve yakın çevresidir.



    Depremin İç ve Dış Merkezi



    Depreme neden olan olayın kaynaklandığı noktaya odak, iç merkez ya da hiposantr denir. Yeryüzünde depremin iç merkezine en yakın olan noktaya ise, dış merkez ya da episantr denir. Depremin en şiddetli olduğu episantrdan uzaklaşıldıkça depremin etkisi azalır. Yer sarsıntıları sismograf ile kaydedilir. Deprem’in şiddeti günümüzde Richter ölçeğine göre değerlendirilir.



    Depremin Etkileri ve Korunma Yolları



    Depremler önceden tahmin edilmesi mümkün olmayan yer hareketleridir. Ancak alınacak bazı önlemlerle depremlerin zarar derecesi azaltılabilir.



    Depremin Etkileri : Depremin yıkıcı etkisi deprem şiddetine, dış merkeze (episantr) olan uzaklığa, zeminin yapısına, binaların özelliğine ve kütlenin eski ya da yeni oluşuna bağlı olarak değişir.



    Depremden Korunma Yolları



    Depremin yıkıcı etkisi birtakım önlemlerle azaltılabilir. Bunun için,

    Yerleşim yerlerini deprem kuşakları dışında seçmek
    Yerleşim birimlerini sağlam araziler üzerinde kurmak
    İnşaatlarda depreme dayanıklı malzemeler kullanmak
    Çok katlı yapılardan kaçınmak gerekir.


    Deprem Kuşakları



    Genç kıvrım – kırık kuşakları yerkabuğunun en zayıf yerleridir. Bu nedenle bu bölgeler volkanik hareketlerin sebep olduğu depremlerin sık görüldüğü yerlerdir.



    Dünya’daki Deprem Kuşakları


    Depremlerin görüldüğü alanlar volkanik kuşaklarla ve fay hatlarıyla uyum içindedir. Aktif volkanların en etkili olduğu Pasifik okyanusu kenarları birinci derece deprem kuşağıdır. Anadolu’nun da içinde bulunduğu Alp-Himalaya kıvrım kuşağı ikinci derece, okyanus ortaları ise üçüncü derece deprem kuşağıdır.



    Türkiye’de Deprem Kuşakları


    Alp-Himalaya kıvrım kuşağında bulunan Anadolu’nun büyük bir bölümü ikinci derece deprem kuşağında yer alır. Bu durum Anadolu’nun jeolojik gelişimini henüz tamamlamadığını gösterir. Türkiye’deki deprem kuşakları 5 grupta toplanır :



    I. Dereceden Deprem Kuşağı : Tektonik çukurluklar ve aktif kırık hatları yakınındaki alanlardır. Burada meydana gelen depremler büyük ölçüde can ve mal kaybına neden olur.



    II. Dereceden Deprem Kuşağı : Depremlerin birinci derece deprem kuşağındakine oranla daha az zarar verdiği alanlardır.



    III. Dereceden Deprem Kuşağı : Sarsıntıların az zararla geçtiği alanlardır.



    IV. Dereceden Deprem Kuşağı : Sarsıntıların çok az zararla ya da zararsız geçtiği alanlardır.



    V. Dereceden Deprem Kuşağı : Sarsıntıların çok az olduğu ya da hiç hissedilmediği alanlardır.



    Dış Güçler ve Etkileri



    Faaliyetleri için gerekli olan enerjiyi Güneş’ten alan güçlerdir. Dış güçler çeşitli yollarla yerkabuğunu şekillendirirler. Dış güçler, akarsular, rüzgarlar, buzullar ve deniz suyunun hareketleridir.

    Dış güçlerin etkisiyle yeryüzünde bir takım olaylar gerçekleşir. Bu olaylar aşağıda sırlanmıştır.

    Taşların çözülmesi
    Toprak oluşumu
    Toprak kayması ve göçme (heyelan)
    Erozyon


    Taşların Çözülmesi



    Yerkabuğunu oluşturan taşlar, iklimin ve canlıların etkisiyle parçalanıp, ufalanırlar. Taşların çözülmesinde taşın cinsi de etkili olmaktadır.

    Taşların çözülmesi fiziksel ve kimyasal yolla iki şekilde gerçekleşir:

    Fiziksel (Mekanik) Çözülme
    Kimyasal Çözülme


    UYARI : Kaya çatlaklarındaki bitkilerin, köklerini daha derinlere salması sonucunda kayalar parçalanır ve ufalanır. Bu tür çözülme, fiziksel çözülmeyi artırıcı etki yapar. Ayrıca bitki köklerinden salgılanan özsular taşlarda kimyasal çözülmeye neden olur.



    Fiziksel (Mekanik) Çözülme



    Taşların fiziksel etkiler sonucunda küçük parçalara ayrılmasına denir. Fiziksel çözülme, taşları oluşturan minerallerin kimyasal yapısında herhangi bir değişikliğe neden olmaz.



    UYARI : Fiziksel (mekanik) çözülme, kurak, yarı kurak ve soğuk bölgelerde belirgindir.



    Fiziksel (Mekanik) çözülme üç şekilde olur :



    Güneşlenme yolu ile fiziksel çözülme : Gece ile gündüz, yaz ile kış arasındaki sıcaklık farklarının fazla olduğu yarı kurak ve kurak bölgelerde görülür. Gündüz, güneşlenme ve ısınmanın etkisiyle taşları oluşturan minerallerin etkisiyle taşları oluşturan minerallerin hacimleri genişler. Gece, sıcaklık farklarının fazla olduğu yarı kurak ve kurak bölgelerde görülür. Gündüz, güneşlenme ve ısınmanın etkisiyle taşları oluşturan minerallerin hacimleri genişler. Gece, sıcaklık düşünce minerallerin hacimleri yeniden küçülür. Bu hacim değişikliği taşların parçalanmasına neden olur.


    Buz çatlaması yolu ile fiziksel çözülme : Sıcaklığın çok zaman donma noktasına yakın olduğu ve yağışın yeter derecede olduğu yüksek dağlar ve yüksek enlemlerde görülen çözülme şeklidir. Yağışlardan sonra taşların delik, çatlak ve ince yarıklarına sular dolar. Sıcaklık donma noktasına kadar düşünce, taşın içine sızmış olan sular donar. Donan suyun hacmi genişlediği için basınç etkisiyle taşlar parçalanır ve çözülür.


    Tuz çatlaması yolu ile fiziksel çözülme : Taşların tuzlu suları emmiş bulunduğu ve buharlaşmanın çok fazla olduğu çöl bölgelerinde görülür. Kurak bölgelerde buharlaşma ile kılcal taş çatlaklarından yeryüzüne yükselen tuzlu sular, yüzeye yaklaştıkça suyunu yitirir. Çatlakların kenarında tuz billurlaşması olur. Gece nemli geçerse, suyunu yitiren tuz billurları yeniden su alır ve hacmi genişler. Basınç etkisiyle taşlar parçalanır ve çözülür.


    Kimyasal Çözülme



    Kimyasal reaksiyonlar suya ihtiyaç duyduğunda ve sıcaklık reaksiyonu hızlandırdığından, sıcak ve nemli bölgelerde yaygın olan çözülme şeklidir. Kaya tuzu, kalker gibi taşlar suda kolayca erirler. Taşlar, kimyasal yolla parçalanıp ufalanırken kimyasal bileşimleri de değişir.



    UYARI : Kimyasal çözülme, ekvatoral, okyanus ve muson iklim bölgelerinde belirgindir.



    Toprak Oluşumu



    Toprak, taşların ve organik maddelerin ayrışması ile oluşan, içinde belli oranda hava ve su bulunan, yerkabuğunun üstünü ince bir tabaka halinde saran örtüdür . Toprağın içinde bulunan çeşitli organizmalar toprağın oluşumuna yardım eder. Toprağın üstündeki organik maddece zengin bölüme humus adı verilir. Toprak oluşumunu etkileyen etmenler :



    İklim koşulları
    Ana kayanın özellikleri
    Bitki örtüsü
    Eğim koşulları
    Oluşum Süresi’dir


    UYARI : Mekanik çözülmeyle toprak oluşumu zordur. Kimyasal çözülmede ise toprak oluşumu daha kolaydır. Örneğin çöllerde toprak oluşumunun yavaş olması kimyasal çözülmenin yetersiz olmasına bağlıdır.



    Toprak Horizonları



    Yerkabuğu üstünde ince bir örtü halinde bulunan toprak, çeşitli katmanlardan oluşur. Bu katmanlara horizon adı verilir. Toprağın dört temel horizonu vardır.



    A Horizonu : Dış etkilerle iyice ayrışmış, organik maddeler bakımından zengin, en üstteki katmandır. Tarımsal etkinlikler, bu katman üzerinde yapılmaktadır.



    B Horizonu : Suyun etkisiyle üst katmanda yıkanan minerallerin biriktirdiği katmandır.

    C Horizonu : İri parçalardan oluşan ve ana kayanın üzerinde bulunan katmandır.

    D Horizonu : Fiziksel ve kimyasal çözülmenin görülmediği, ana kayadan oluşan, en alt katmandır.



    Toprak Tipleri



    Topraklar yeryüzünün çeşitli bölgelerinde farklı özellikler gösterir. Bazıları mineraller bakımından, bazıları da humus bakımından zengindir.

    Topraklar oluştukları yerlere ve oluşumlarına göre iki ana bölümde toplanır :



    Taşınmış Topraklar
    Yerli Topraklar


    Taşınmış Topraklar



    Akarsuların, rüzgarların, buzulların etkisiyle yüksek yerlerden, kopartılıp, taşınan ve çukur alanlarda biriktirilen malzeme üzerinde oluşan topraklardır.

    Akarsuların taşıyıp biriktirdiği maddeler, alüvyon, rüzgarların biriktirdiği maddeler lös, buzulların biriktirdikleri moren (buzultaş) adını alır.

    Taşınmış topraklar çeşitli yerlerden getirilip, farklı özellikteki taşların ufalanmasından oluştukları için mineral bakımından zengindir. Bu nedenle çeşitli bitkilerin yetiştirilmesi için uygun, verimli topraklardır.



    Yerli Topraklar



    Dış güçlerin etkisiyle yerli kaya üzerinde sonucunda oluşan topraklardır. Özelliklerini belirleyen temel etkenler ana kayanın cinsi ve iklim koşullarıdır. Yerli topraklar iki ana bölümde toplanır:



    Nemli Bölge Toprakları
    Kurak Bölge Toprakları


    Nemli Bölge Toprakları



    Yağışın yeterli olduğu bölgelerde oluştukları için, mineral maddeler, tuz ve kireç toprağın alt katmanlarına taşınmıştır.



    Tundra Toprakları : Tundra ikliminin görüldüğü bölge topraklarıdır. Yılın büyük bir bölümünde donmuş haldedir. Yaz aylarında sadece yüzeyde ince bir tabaka halinde çözülme görülür. Geniş bataklıklar oluşur. Bitki örtüsü çok cılız olduğundan humus tabakası yoktur. Verimsiz topraklardır. Buralardaki kısa boylu ot, çalı ve yosunlara tundra adı verilir.



    Podzol Topraklar : Tayga adı verilen iğne yapraklı orman örtüsü altında oluşan, soğuk ve nemli bölge topraklarıdır. Toprağın aşırı yıkanması nedeniyle organik maddelerin çoğu taşınmıştır. Bu nedenle renkleri açıktır. Bu tip topraklar Sibirya, Kuzey Avrupa ve Kanada’da yaygındır.



    Kahverengi Orman Toprakları : Yayvan yapraklı orman örtüsü altında oluşan, ılık ve nemli bölge topraklarıdır. Kalın bir humus tabakası bulunur.



    Kırmızı Topraklar : Akdeniz ikliminin egemen olduğu bölgelerde kızılçam ve maki örtüsü altında gelişen topraklardır. Demir oksitler bakımından zengin olduğu için, renkleri kırmızımsıdır. Kalkerler üzerinde oluşanlara terra rossa adı verilir.



    Lateritler : Sıcak ve nemli bölge topraklarıdır. Yağış ve sıcaklığın fazla olması nedeniyle çözülme ileri derecededir. Buna bağlı olarak toprak kalınlığı fazladır. Demiroksit ve alüminyum bakımından zengin olduğundan renkleri kızıla yakındır. Topraktaki organik maddeler, mikroorganizmalar tarafından parçalandığı için toprak yüzeyinde humus yoktur.



    Kurak Bölge Toprakları



    Yağışların az buna bağlı olarak bitki örtüsünün cılız olması nedeniyle bu topraklarda humus çok azdır. Ayrıca yağışların azlığı nedeniyle toprak katmanları tam oluşmamıştır. Kireç ve tuzlar bakımından zengin topraklardır. Kurak bölge toprakları oluşturdukları iklim bölgesinin kuraklık derecesine göre farklılaşırlar.



    Çernozyemler : Nemli iklimden kurak iklime geçişte ilk görülen topraklardır. Orta kuşağın yarı nemli alanlarında, uzun boylu çayır örtüsü altında oluşan bu topraklara kara topraklar da denir. Organik madde yönünden zengin olan bu topraklar üzerinde, yoğun olarak tarım yapılır.



    Kestane ve Kahverenkli Step Toprakları : Orta kuşak karaların iç kısımlarındaki step alanlarının topraklarıdır. Organik maddeler ince bir tabaka oluşturmaktadır. Tahıl tarımına elverişli topraklardır.



    Çöl Toprakları : Çöllerde görülen, organik madde yönünden son derece fakir topraklardır. Kireç ve tuzlar bakımından zengin topraklardır. Renkleri açıktır. Tarımsal değerleri bulunmaz.



    Türkiye’de Görülen Toprak Tipleri



    Ilıman kuşakta yer alan Türkiye’de, iklim tiplerine ve zeminin yapısına bağlı olarak toprak tipleri çeşitlilik gösterir.



    Podzollar : İğne yapraklı orman örtüsü altında oluşan topraklardır. Toprağın aşırı yıkanması nedeniyle organik maddelerin çoğu taşınmıştır. Açık renkli topraklardır. Çay tarımına uygun topraklardır.



    Kahverengi Orman Toprakları : Orman örtüsü altında oluşan topraklardır. Humus yönünden zengindirler.



    Kırmızı Topraklar : Kızılçam ve maki örtüsü altında oluşan topraklardır. Demir oksitler bakımından zengin olduğu için, renkleri kırmızımsıdır. Kalkerler üzerinde oluşanlara terra rossa adı verilir. Bu topraklar turunçgil tarımına en uygun topraklardır.



    Kestane ve Kahverenkli Step Toprakları : Yarı kurak iklim koşulları ve step bitki örtüsü altında oluşan topraklardır. Yüksek sıcaklık nedeniyle kızılımsı renktedirler. Zayıf bitki örtüsü nedeniyle organik maddeler ince bir örtü oluşturur. Tahıl tarımına uygun topraklardır.



    Vertisoller : Genellikle kireç bakımından zengin, killi, marnlı tortullar üzerinde oluşan, toprak horizonlarının henüz gelişimini tamamlamadığı topraklardır. Aşırı miktarda kil içeren vertisoller yağışlı dönemde çok su çeker, kurak dönemde aşırı su kabedip, çatlar.



    Litosoller : Dağlık alanlarda, eğimli yamaçlarda veya volkanik (genç bazalt platolarının bulunduğu) düzlüklerde görülen ana kayanın ufalanmış örtüsüdür. Genelde derinliği 10 cm kadardır ve toprak horizonları gelişmemiştir.



    Alüvyal Topraklar : Akarsuların denize ulaştığı yerlerde görülür. Çeşitli yerlerden taşınan, farklı özellikteki taşların ufalanması ile oluşan bu topraklar mineral yönünden zengin ve çok verimlidir.



    Toprak Kayması ve Göçme (Heyelan)



    Toprağın, taşların ve tabakaların bulundukları yerlerden aşağılara doğru kayması ya da düşmesine toprak kayması ve göçmesi denir. Ülkemizde bu olayların tümüne birden heyelan adı verilir. Yerçekimi, yamaç zemin yapısı, eğim ve yağış koşulları heyelana neden olan etmenlerdir.



    UYARI : Heyelanın oluşumu yağışların fazla olduğu dönemlerde daha çok görülür.



    Yerçekimi : Heyelanı oluşturan en önemli etkendir. Yerçekimi gücü sürtünme gücünden fazla olduğu zaman yamaçtaki cisimler aşağıya doğru kayar.



    Yamaç Zeminin Yapısı: Suyu emerek içerisinde tutan taş ve topraklar kayganlaşır. Özellikle killi yapının yaygın olduğu yamaçlarda kil suyu içinde tuttuğu için heyelan daha sık görülür. Kalker gibi suyu alt tabakalara geçiren taşların oluşturduğu yamaçlarda ise heyelan ender görülür.



    Eğim : Yamaç eğimi yerçekiminin etkisini artırıcı bir rol oynar. Bu nedenle dik yamaçlarda heyelan olasılığı daha fazladır. Ayrıca tabakalar yamaç eğimine uyum sağlamışsa, yani paralelse yer kayması kolaylaşır. Yol, kanal, tünel ve baraj yapımları sırasında yamaç dengesinin bozulması, volkanizma, deprem gibi etkenler de heyelana neden olur.



    Yağış Koşulları :



    Yağmur, kar suları tabakalar arasına sızarak toprağı kayganlaştırır, toprağı doygun hale getirir. Böylece su ile doygun kütlelerin yamaç aşağı kayması kolaylaşır. Heyelan genellikle yağışlardan sonra oluşur.



    Heyelanın Etkileri ve Korunma Yolları



    Heyelan hemen her yıl can ve mal kaybına yol açmaktadır. Ancak alınacak bir takım önlemlerle heyelanın etkileri azaltılabilir.



    Heyelanın Etkileri



    İnsan ve hayvan ölümleri

    Tarımsal hasar ve toprak kaybı

    Bina hasarları

    Ulaşım ve taşımacılığın aksaması



    Heyelandan Korunma



    Öncelikle heyelan tehlikesi olan yerlerde setler yapılmalı, yamaçlar ağaçlandırılmalıdır. Ayrıca yol, kanal, tünel ve baraj yapımlarında yamacın bozulmamasına özen gösterilmelidir.



    Türkiye’de Heyalan



    Türkiye’de heyelan sık görülen, doğal bir felakettir. Türkiye’de arazinin çok engebeli olması toprak kaymalarını kolaylaştırmaktadır. Bölgeden bölgeye farklılık gösteren heyelanların en sık görüldüğü bölgemiz Karadeniz’dir. Bölgede arazi eğiminin fazla, yağışların bol ve killi yapının yaygın olması heyelanın sık görülmesine neden olur. Ülkemizde ilkbahar aylarında görülen kar erimeleri ve yağışlar heyelan olaylarını artırır.



    Erozyon



    Toprak örtüsünün, akarsuların, rüzgarların ve buzulların etkisiyle süpürülmesine erozyon denir. Yeryüzünde eğim, toprak, su ve bitki örtüsü arasında doğal bir denge bulunmaktadır. Bu dengenin bozulması erozyonu hızlandırıcı bir etki yapmaktadır. Dış etkenler ya da arazinin yanlış kullanılması erozyona neden olmaktadır.



    UYARI : Eğim fazlalığı ve cılız bitki örtüsü erozyonu artıran en önemli etkenlerdir. Bu nedenle kurak ve yarı kurak enlemlerde erozyon önemli bir sorundur.



    Dış Etkenler



    Akarsu, rüzgar gibi dış güçlerin yapmış olduğu aşındırma sonucunda toprak örtüsü süpürülür ve başka yerlere taşınır. Dış güçlerin etkisi bitki örtüsünün bulunmadığı ya da çok cılız olduğu yerlerde daha belirgindir. Ayrıca eğimin fazla olduğu yerlerde sular daha kolay akışa geçerek toprak örtüsünün süpürülmesini hızlandırır.



    Arazinin Yanlış Kullanılması



    Özellikle yamaçlardaki tarlaların yamaç eğimi yönünde sürülmesi, eğimli yerlerde tarla tarımının yaygın olması, arazinin teraslanmaması erozyon hızını artırmaktadır.



    Su Erozyonu



    Bitki örtüsünün cılız ya da hiç olmadığı yerlerde toprağın ve ana kayanın sularla yerinden kopartılarak taşınmasına su erozyonu denir. Kırgıbayır ve peribacası su erozyonu ile oluşan özel şekillerdir.



    Kırgıbayır : Yarı kurak iklim bölgelerinde sel yarıntılarıyla dolu yamaçlara kırgıbayır (badlans) denir.



    Peribacası : Özellikle volkan tüflerinin yaygın olarak bulunduğu vadi ve platoların yamaçlarında sel sularının aşındırması ile oluşan özel yeryüzü şekillerine peribacası denir. Bazı peribacalarının üzerinde şapkaya benzer, aşınmadan arta kalan sert volkanik taşlar bulunur. Bunlar volkanik faaliyet sırasında bölgeye yayılmış andezit ya da bazalt kütleridir. Peribacalarının en güzel örnekleri ülkemizde Nevşehir, Ürgüp ve Göreme çevresinde görülür.



    Rüzgar Erozyonu



    Bitki örtüsünün olmadığı ya da cılız olduğu yerlerde toprağın rüzgarlarla yerinden kopartılarak taşınmasına rüzgar erozyonu denir.



    Erozyonun Etkileri ve Erozyondan Korunma Yolları



    Oluşumu için milyonlarca yıl geçmesi gereken toprak örtüsünü yok eden ve her geçen gün etkilerini arttıran erozyon doğal bir felakettir. Alınacak bir takım önlemlerle etkileri azaltılabilir.



    Erozyonun Etkileri



    Tarım topraklarının azalması, sellerin artması, tarımsal üretimin ve verimin azalması, otlakların azalması, hayvancılığın gerilemesi, çölleşmenin başlaması.



    Erozyondan Korunma Yolları



    Var olan ormanlar ve meralar korunmalı, çıplak yerler ağaçlandırılmalı, ormanlık alanlarda keçi beslenmesi engellenmeli, yamaçlardaki tarlalar, yamaç eğimine dik sürülmeli, meyve tarımı ve nöbetleşe ekim yaygınlaştırılmalı, orman içi köylülerine yeni geçim kaynakları sağlanmalı.



    Türkiye’de Erozyon



    Türkiye’de arazi engebeli ve çok eğimli olduğu için toprak erozyonu önemli bir sorundur. Bazı bölgelerimiz dışında bitki örtüsünün cılız olması da erozyonu artırmaktadır. Ayrıca nüfusun hızla artması, tarım alanlarına olan gereksinimin artması, ormanların tahrip edilmesine yol açmaktadır. Bunlara bağlı olarak hemen hemen tüm bölgelerimizde toprak erozyon hızı yüksektir.



    Akarsular



    Yeryüzünün şekillenmesinde en büyük paya sahip dış güç akarsulardır. Yüzey sularının eğimli bir yatak içinde toplanıp akmasıyla akarsu oluşur. Akarsular küçükten büyüğe doğru dere, çay, öz, ırmak ve nehir şeklinde sıralanır. Bir akarsuyun doğduğu yere akarsu kaynağı, döküldüğü yere akarsu ağzı denir. Bir akarsu, birbirine bağlanan küçük, büyük, dar veya geniş birçok koldan oluşan bir sistemdir. Bu sistemin en uzun ve su bakımından en zengin olan kolu ana akarsudur.



    Akarsu Havzası (Su Toplama Alanı)



    Akarsuyun tüm kollarıyla birlikte sularını topladığı bölgeye akarsu havzası denir. Bir akarsu havzasının genişliği iklim koşullarına ve yüzey şekillerine bağlıdır.



    Akarsu havzaları iki bölümde incelenir :



    Açık Havza : Sularını denize ulaştırabilen havzalara açık havza denir. Örnek : Yeşilırmak, Kızılırmak, Yenice, Sakarya, Susurluk, Gediz, Küçük Menderes, Büyük Menderes, Aksu, Göksu, Seyhan, Ceyhan, Fırat, Dicle Çoruh


    Kapalı Havza : Sularını denize ulaştıramayan havzalara kapalı havza denir. Kapalı havzaların oluşmasındaki temel etken yer şekilleridir. Sıcaklık ve nem koşulları da kapalı havzaların oluşmasında etkilidir. Örnek : Van Gölü Kapalı Havzası, Tuz Gölü Kapalı Havzası, Konya Kapalı Havzası, Göller Yöresi Kapalı Havzası, Aras, Kura


    UYARI : Sularını Hazar Denizi’ne boşaltan Aras ve Kura ırmakları kapalı havza oluşturur.



    Su Bölümü Çizgisi



    Birbirine komşu iki akarsu havzasını birbirinden ayıran sınıra su bölümü çizgisi denir.

    Su bölümü çizgisi genellikle dağların doruklarından geçer. Su bölümü çizgisi;

    · Kurak bölgelerde,

    · Bataklık alanlarda,

    · Karistik alanlarda çoğunlukla belirsizdir.


    Akarsu Akış Hızı



    Akarsuyun akış hızı yatağın her iki kesitinde farklıdır. Suyun hızı yanlarda, dipte ve su yüzeyinde sürtünme nedeniyle azdır. Suyun en hızlı aktığı yer akarsuyun en derin yerinin üzerinde ve yüzeyin biraz altındadır. Akarsu yatağında suyun en hızlı aktığı noktaları birleştiren çizgiye hız çizgisi (talveg) denir. Akış hızı, yatağın eğimi ve genişliği ile taşınan su miktarına bağlı olarak değişir.



    Akarsu Akımı (Debisi)



    Akarsuyun herhangi bir kesitinden birim zamanda geçen su miktarına (m3) akım veya debi denir. Akarsuyun akımı yıl içerisinde değişir. Akım, akarsuyun çekik döneminde az, kabarık döneminde fazladır. Akarsu akımını;

    · Yağış miktarı rejimi

    · Yağış tipi

    · Zeminin özelliği

    · Kaynak suları

    · Sıcaklık ve buharlaşma koşulları

    etkiler.



    Akarsu Rejimi



    Akarsuyun akımının yıl içerisinde gösterdiği değişmelere rejim ya da akım düzeni denir. Akarsu rejimini belirleyen temel etken havzanın yağış rejimidir. Yağışların az, sıcaklık ve buharlaşmanın fazla olduğu dönemlerde akarsu akımı düşer. Yağışların fazla olduğu ve kar erimelerinin görüldüğü dönemlerde akım yükselir.



    Akarsu rejimleri 4 tiptir.



    Düzenli Rejim : Akımı yıl içerisinde fazla değişmeyen akarsuların rejim tipidir.



    Düzensiz Rejim : Akımı yıl içerisinde büyük değişmeler gösteren akarsuların rejim tipidir.



    Karma Rejim : Farklı iklim bölgelerinden geçen akarsuların rejim tipidir. Örneğin : Nil Nehri



    Sel Tipi Rejim : İlkbahar yağışları ve kar erimeleri ile bol su taşıyan, yaz aylarında ise suları yok denecek kadar azlan akarsuların rejim tipidir. Örneğin ülkemizdeki İç Anadolu Bölgesi akarsuları.



    İklim Bölgelerine Göre Akarsu Rejimleri



    Sıcaklık ve yağış koşulları ile akarsuların taşıdıkları su miktarı ve akım düzeni arasında sıkı bir ilişki vardır. Farklı iklim bölgelerindeki akarsuların rejimleri birbirinden farklı olabilir. Ancak iklim bölgelerinin yüksek ve karlı bölümlerindeki akarsuların rejimleri benzerdir. Kar erimelerinin olduğu dönemlerden akım yükselir. Kış aylarında kar yağışının fazla olması akımın düşük olmasına neden olur.



    Yağmurlu Ekvatoral İklimde Akarsu Rejimi : Bu iklim tipinde yağışlar bol ve yağış rejimi düzenli olduğu için Ekvatoral bölge akarsuları yıl boyunca bol su taşır. Örneğin Amazon ve Kongo nehirleri.



    Yağmurlu Okyanusal İklimde Akarsu Rejimi : Bu iklim tipinde yağışların bol ve düzenli olması nedeniyle akarsular yıl boyunca bol su taşır. Örneğin İngiltere’deki Thames Nehri



    Muson İkliminde Akarsu Rejimi : Bu iklim tipinde yaz yağışları nedeniyle akım yükselir. Kış kuraklığı akım düşer. Örneğin Ganj ve İndus nehirleri.



    Akdeniz İkliminde Akarsu Rejimi : Yaz kuraklığına, sıcaklık ve buharlaşmanın fazlalığına bağlı olarak yaz aylarında akım düşüktür. Kışın yağışlar, ilkbaharda kar erimeleri ile yükselir.



    Türkiye Akarsularının Özellikleri



    Türkiye’nin dağlık ve engebeli bir ülke olması nedeniyle, akarsularımızın boyu genellikle kısadır.
    Yağışlı ve kar erimelerinin olduğu dönemlerde taşan, kurak dönemlerde ise kuruyacak derecede suları azalan akarsularımızın rejimleri düzensizdir.
    Karadeniz Bölgesi’ndeki akarsularımızın dışındakiler genellikle bol su taşımazlar.
    Akarsularımız rejimlerinin düzensiz ve yatak eğimlerinin fazla olması nedeniyle ulaşıma uygun değildir.
    Türkiye bugünkü görünümünü 3. ve 4. zamandaki orojenik ve epirojenik hareketlerle kazanmıştır. Bu nedenle akarsularımız henüz denge profiline ulaşamamıştır.


    UYARI : Türkiye’deki akarsuların yatak eğimleri ve akış hızları fazla olduğundan hidro-elektrik potansiyelleri yüksektir.



    Taban Seviyesi, Denge Profili



    Akarsuların döküldükleri deniz ya da göl yüzeyine taban seviyesi denir. Deniz yüzeyi ana taban seviyesini oluşturur. Göl yüzeyi ya da kapalı havza yüzeyi yerel taban seviyesi diye adlandırılır. Akarsular aşındırma ve biriktirmesini taban seviyesine göre yapar. Yatağını taban seviyesine indirmiş olan akarsular aşındırma ve biriktirme faaliyetini dengelemiştir. Aşınım ve birikimin eşitlendiği bu profile denge profili denir.



    Plato, Peneplen



    Akarsuların amacı bulundukları bölgeyi aşındırarak deniz seviyesine yaklaştırmak diğer bir deyişle denge profiline ulaşmaktır. Akarsuyun aşınım sürecinde görülen şekiller; plato ve peneplendir.



    Plato : Akarsu vadileriyle derince yarılmış düz ve geniş düzlüklerdir.



    Peneplen : Geniş arazi bölümlerinin, akarsu aşınım faaliyetlerinin son döneminde deniz seviyesine yakın hale indirilmesiyle oluşmuş, az engebeli şekle peneplen (yontukdüz) denir.



    UYARI : Bir akarsuyun denge profiline ulaşabilmesi ve arazinin peneplen haline gelebilmesi için tektonik hareketlerin görülmediği milyonlarca yıllık bir süre gerekmektedir.



    Denge Profilinin Bozulması



    İklim değişikliklerinde ve tektonik hareketlere bağlı olarak deniz seviyesinin alçalması ya da yükselmesi taban seviyesinin değişmesine neden olur. Taban seviyesinin alçalması ya da yükselmesi de akarsuyun denge profilinin bozulmasına neden olur.



    Taban Seviyesinin Alçalması



    Taban seviyesinin alçalması, akarsuyun denge profilini bozarak akarsuyun aşındırma ve taşıma gücünün artmasına neden olur. Bu nedenle akarsu yatağına gömülür.



    Taban Seviyesinin Yükselmesi



    Taban seviyesinin yükselmesi, akarsuyun denge profilini bozarak akarsuyun taşıma gücünün azalmasına neden olur. Bu nedenle akarsu menderesler çizerek birikim yapar.



    Menderes : Akarsuyun geni vadi tabanı içinde, eğimin azalması nedeniyle yaptığı bükümlere denir.



    Akarsuların Aşındırma Şekilleri :



    Dış güçler içerisinde en geniş alana yayılmış, nemli bölgelerde ve orta enlemlerde etkili olan en önemli dış güç akarsulardır. Akarsular aşındırma ve biriktirme yaparak yeryüzünü şekillendirir. Akarsu, hızının ve kütlesinin yaptığı etki le yatağı derine doğru kazar, yatağı boyunca kopardığı veya erittiği maddeleri taşır. Akarsu aşındırması ile oluşan şekiller vadi ve dev kazanıdır.



    UYARI : Akarsuların aşındırmasında yatak eğimi temel etkendir. Çünkü yatak eğimi akarsuyun akış hızını belirler. Yatak eğiminin fazla olduğu yukarı bölümlerinde derinlemesine aşındırma daha belirgindir.



    Vadi



    Akarsuyun içinde aktığı, kaynaktan ağıza doğru sürekli inişi bulunan, uzun çukurluklardır. Akarsuların aşındırma gücüne, zeminin yapısına ve aşınım süresine bağlı olarak çeşitli vadiler oluşur.



    UYARI : Vadi tabanları tarım, bahçecilik, ulaşım ve yerleşme bakımından elverişli alanlardır.



    Çentik (Kertik) Vadi : Akarsuların derine aşındırmasıyla oluşan V şekilli, tabansız, genç vadilere çentik vadi ya da kertik denir.

    Türkiye’nin bugünkü görünümünü 3. ve 4. zamanda kazanmış olması nedeniyle, Türkiye akarsuları henüz denge profiline ulaşmamış, geç akarsulardır. Bu nedenle ülkemizde çok sayıda çentik (kertik) vadi bulunmaktadır.



    Yarma Vadi (Boğaz) : Akarsuyun, iki düzlük arasında bulunan sert kütleyi derinlemesine aşındırması sonucunda oluşur. Vadi yamaçları dik, tabanı dardır. Akarsuyun yukarı bölümlerinde görülür. Türkiye’de çok sayıda yarma vadi (boğaz) bulunur.

    Karadeniz Bölgesi’nde, Yeşilırmak üzerinde, Şahinkaya yarma vadisi, Marmara Bölgesi’nde, Sakarya üzerinde Geyve Boğazı, Akdeniz Bölgesi’nde Atabey deresi üzerinde Atabey Boğazı başlıca örnekleridir.



    Kanyon Vadi : Klaker gibi dirençli ve çatlaklı taşlar içinde, akarsuyun derinlemesine aşındırmasıyla oluşur. Vadinin yamaç eğimleri çok dik olup, 90 dereceyi bulur. Kanyon vadiler Türkiye’de Toroslar’da yaygın olarak görülür. Antalya’daki Köprülü Kanyon, ülkemizdeki güzel bir örnektir.



    Tabanlı Vadi : Akarsu, yatağını taban seviyesine yaklaştırınca derine aşınım yavaşlar. Yatak eğiminin azalması akarsuyun menderesler çizerek yanal aşındırma yapmasına neden olur. Yanal aşındırmanın artması ile tabanlı vadiler oluşur.



    Menderes



    Akarsu yatak eğiminin azalması, akarsuyun akış hızının ve aşındırma gücünün azalmasına neden olur. Akarsu büklümler yaparak akar. Akarsuyun geniş vadi tabanı içinde, eğimin azalması nedeniyle yaptığı büklümlere menderes denir. Menderesler yapan akarsuyun, uzunluğu artar ancak akımı azalır.



    Taban seviyesinin alçalması nedeniyle menderesler yapan bir akarsuyun, yatağına gömülmesiyle oluşan şekle gömük menderes denir.



    Dev Kazanı



    Akarsuların şelale yaparak döküldükleri yerlerde, hızla düşen suların ve içindeki taş, çakıl gibi maddelerin çarptığı yeri aşındırmasıyla oluşan yeryüzü şeklidir. Akdeniz Bölgesi’ndeki Manavgat ve Düden şelalelerinin düküldükleri yerlerde güzel dev kazanı örnekleri bulunur.



    Akarsu Biriktirme Şekilleri



    Akarsular aşındırdıkları maddeleri beraberinde taşır. Yatak eğimleri azaldığında akarsuların aşındırma ve taşıma gücü de azalır. Bu nedenle taşıma güçlerinin azaldığı yerde taşıdıkları maddeleri biriktirirler.



    UYARI : Akarsuların yatak eğimi azaldığında hızları, aşındırma ve taşıma güçleri azalır. Biriktirmedeki, temel etken yatak eğimin azalmasıdır.



    Birikinti Konisi : Yamaçlardan inen akarsular, aşındırdıkları maddeleri eğimin azaldığı eteklerde biriktirir. Yarım koni şeklindeki bu birikimlere birikinti konisi adı verilir. Birikinti konileri zamanla gelişerek verimli tarım alanı durumuna gelebilir.



    Dağ Eteği Ovası : Bir dağın yamaçlarından inen akarsular taşıdıkları maddeleri eğimin azaldığı yerde birikinti konileri şeklinde biriktirirler. Zamanla birikinti konilerinin birleşmesiyle oluşan hafif dalgalı düzlüklere dağ eteği ovası adı verilir.



    Dağ İçi Ovası : Dağlık alanların iç kısımlarında, çevreden gelen akarsuların taşıdıkları maddeleri eğimin azaldığı yerlerde biriktirmesi ile oluşan ovalardır. Türkiye gibi engebeli ülkelerde dağ içi ovaları çok görülür.



    Taban Seviyesi Ovası : Akarsuların taban seviyesine ulaştığı yerlerde, eğimin azalması nedeniyle taşıdığı maddeleri biriktirmesi ile oluşturduğu ovalardır. Bu tür ovalarda akarsular menderesler yaparak akar. Gediz ve Menderes akarsularının aşağı bölümlerindeki ovalar bu türdendir.



    Seki (Taraça) : Yatağına alüvyonlarını yaymış olan akarsuyun yeniden canlanarak yatağını kazması ve derinleştirmesi sonucunda oluşan basamaklardır. Taban seviyesinin alçalması nedeniyle, tabanlı bir vadide akan akarsuyun aşındırma gücü artar. Yatağını derine doğru kazan akarsu vadi tabanına gömülür. Eski vadi tabanlarının yüksekte kalması ile oluşan basamaklara seki ya da taraça denir.



    Kum Adası (Irmak Adası) : Akarsuların yatak eğimlerinin azaldığı geniş vadi tabanlarından taşıdıkları maddeleri biriktirmesi ile oluşan şekillerdir.

    Kum adaları akarsuyun taşıdığı su miktarı ve akış hızına bağlı olarak yer değiştirirler. Kum adaları üzerinde yoğun bir bitki örtüsünün bulunması kum adalarının yer değiştirmediğini gösterir.



    Delta : Akarsuların denize ulaştıkları yerlerde taşıdıkları maddeleri biriktirmesiyle oluşan üçgen biçimli alüvyal ovalardır. Deltalar, taban seviyesi ovalarının bir çeşididir. Onlardan ayrılan yönü biriktirmenin deniz içinde olmasıdır. Bu nedenle deltanın oluşabilmesi için;

    Gel-git olayının belirgin olmaması
    Kıyının sığ olması
    Kıyıda güçlü bir akıntının bulunmaması
    Akarsu ağzında eğimin azalması gerekir.


    Yeraltı Suları ve Kaynaklar



    Yer altı Suyu (Taban Suyu)



    Yağış olarak yeryüzüne düşen ya da yeryüzünde bulunan suların, yerçekimi etkisiyle yerin altına sızıp, orada birikmesiyle oluşan sulardır. Yer altı suyunun oluşabilmesi için beslenme ve depolanma koşullarının uygun olması gerekir. Yer altı suyunun beslenmesini etkileyen en önemli etmen yağışlardır. Depolama koşulları ise yüzeyin eğimine, bitki örtüsüne ve yüzeyin geçirimlik özelliğine bağlıdır.



    Yer altı Sularının Bulunuş Biçimleri



    Bol yağışlı ve zemini geçirimli taşlardan oluşan alanlarda yer altı suyu fazladır. Az yağış alan, eğimi fazla ve geçirimsiz zeminlerde ise, yer altı suyunun oluşumu zordur. Kum, çakıl, kumtaşı konglomera, kalker, volkanik tüfler, alüvyonlar, geçirimli zeminleri oluşturur. Bu nedenle alüvyal ovalar ve karstik yöreler yer altı suyu bakımından zengin alanlardır. Kil, marn, şist, granit gibi taşlar ise geçirimsizdir. Yer altı suyu oluşumunu engeller. Yeraltında biriken sular

    Taban suyu

    Artezyen

    Karstik Yeraltı Suyu

    olarak bulunur.



    Taban Suyu



    Altta geçirimsiz bir tabaka ile sınırlandırılan, geçirimli tabaka içindeki sulardır. Bu sular genellikle yüzeye yakındır. Marmara Bölgesi’ndeki ovalar, Ege Bölgesi’ndeki çöküntü ovaları, Muş, Erzurum ve Pasinler ovalarındaki yer altı suları bu gruba girer.



    Artezyen



    Bu tür sular basınçlı yeraltı sularıdır. İki geçirimsiz tabaka arasındaki geçirimli tabaka içinde bulunan sulardır. Tekne biçimli ovalar ve vadi tabanlarında bu tür sular bulunmaktadır.

    İç Anadolu Bölgesi artezyen suları bakımından zengindir.



    Karstik Yer altı Suyu



    Karstik yörelerdeki kalın kalker tabakalar arasındaki çatlak ve boşluklarda biriken yer altı sularıdır. En önemli özelliği birbirinden bağımsız taban suları oluşturmasıdır. Karstik alanların geniş yer kapladığı Akdeniz Bölgesi karstik yeraltı suları bakımından zengindir.



    Kaynak



    Yeraltı sularının kendiliğinden yeryüzüne çıktığı yere kaynak denir. Türkiye’de kaynaklara pınar, eşme, bulak ve göze gibi adlar da verilir.

    Kaynaklar, yer altı suyunun bulunuş biçimine, yüzeye çıktığı yere ve suların sıcaklığına göre gruplandırılabilir. Sularının sıcaklığına göre kaynaklar, soğuk ve sıcak su kaynakları olarak iki gruba ayrılır :



    Soğuk Su Kaynakları



    Yağış sularının yeraltında birikerek yüzeye çıkması sonucunda oluşurlar. Genellikle yüzeye yakın oldukları için dış koşullardan daha çok etkilenirler. Bu nedenle suları soğuktur. Soğuk su kaynakları yeraltında bulunuş biçimine ve yüzeye çıktığı yere göre üç gruba ayrılır :



    Tabaka Kaynağı : Geçirimli tabakaların topoğrafya yüzeyi ile kesiştikleri yerden suların yüzeye çıkmasıyla oluşan kaynaklara tabaka kaynağı denir.



    Vadi Kaynağı : Yeraltına sızan suların bulunduğu tabakanın bir vadi tarafından kesilmesi ile oluşan kaynaktır. Genellikle vadi yamaçlarında görülür.



    Karstik Kaynak (Voklüz) : Kalın kalker tabakaları arasındaki boşlukları doldurmuş olan yer altı sularının yüzeye çıktığı kaynaktır. Bol miktarda kireç içeren bu kaynakların suları genellikle sürekli değildir. Yağışlarla beslendikleri için karstik kaynakların suları soğuktur. Toroslar üzerindeki Şekerpınarı en tanınmış karstik kaynak örneklerinden biridir.



    Sıcak Su Kaynakları



    Yerkabuğundaki fay hatları üzerinde bulunan kaynaklardır. Fay kaynakları da denir. Suları yerin derinliklerinden geldiği için sıcaktır ve dış koşullardan etkilenmez. Sular geçtikleri taş ve tabakalardaki çeşitli mineralleri eriterek bünyelerine aldıkları için mineral bakımından zengindir. Bu tür kaynaklara; kaplıca, ılıca, içme gibi adlar verilir. Sıcak su kaynaklarının özel bir türüne gayzer denir.



    Gayzer : Volkanik yörelerde yeraltındaki sıcak suyun belirli aralıklarla fışkırması ile oluşan kaynaklardır.



    UYARI : Yerin derinliklerinde bulunan suların sıcaklığı yıl içinde fazla bir değişme göstermez. Fay kaynakları volkanik ve kırıklı bölgelerde görülür.



    Türkiye’de Sıcak Su Kaynaklarının Dağılışı



    Türkiye kaplıca ve ılıca bakımından zengin bir ülkedir. Bursa, İnegöl, Yalova, Bolu, Haymana, Kızılcahamam, Sarıkaya, Erzurum, Sivas Balıklı Çermik, Afyon, Kütahya, Denizli çevresindeki kaplıca ve ılıcalar en ünlüleridir.





    Karstik Şekiller



    Yağışlar ve yer altı suları, kalker, jips, kayatuzu, dolomit gibi eriyebilen, kırık ve çatlakların çok olduğu taşların bulunduğu yerlerde, kimyasal aşınıma neden olurlar. Kimyasal aşınım sonunda oluşan şekillere karstik şekiller denir.



    Karstik Aşınım Şekilleri



    Yağışların ve yeraltı sularının oluşturduğu karstik aşınım şekillerinin aşınım şekillerinin büyüklükleri değişkendir. Karstik aşınım şekilleri şunlardır :



    Lapya : Kalkerli yamaçlarda yağmur ve kar sularının yüzeyi eriterek açtıkları küçük oluklardır. Oluşan çukurluklar keskin sırtlarda yan yana sıralandığından yüzey pürüzlüdür. Büyüklükleri birkaç cm ile birkaç metre arasında değişir.



    Dolin : Kalker platolar üzerinde görülen, oval şekilli erime çukurluklarıdır. Genellikle derinlikleri az, genişlikleri fazladır. Türkiye’de özellikle Toroslar’da dolinler yaygın olarak görülür. Halk arasında kokurdan, koyak, tava gibi adlar verilir. Dolinler oluşum şekillerine göre iki gruba ayrılır :



    Erime Dolini : Kalker yüzeyler üzerinde, yağış sularının eritmesiyle oluşan karstik şekildir. Erime dolinlerinin tabanında yüzey sularının derine doğru sozdığı çatlak ve delikler bulunur. Dolin tabanlarında erimeden geriye kalan killi materyalin birikmesiyle oluşan terra rossa toprakları bulunur.



    Çökme Dolini : Yeraltında bulunan mağara sistemlerinin tavanlarının incelerek çökmesi ile oluşan karstik şekillerdir. Çökme dolinleri, derinliklerinin fazla oluşu, yamaçlarının eğimli oluşu ve tabanlarındaki iri bloklar halinde maddeler bulunması nedeniyle erime dolinlerinden kolayca ayırtedilirler.



    Uvala : Genişleyip, derinleşen dolinlerin birleşmesiyle oluşan, dolinlerden daha büyük çukurluklardır. Uvaların düzensiz şekle sahip olması ve tabanlarındaki erimeden geriye kalan kalker çıkıntıları dolinlerden kolayca ayırtedilmesini sağlar.



    Obruk : Baca veya kuyu şeklinde, keskin köşeli, derin çukurluklara obruk denir. Derinliği 250-300 m’yi bulabilen obrukların bazılarının tabanında göl bulunur. Türkiye’de İç Anadolu’nun güneyinde ve Toroslar’da yaygın olarak obruklar görülür. İçel’deki Cennet-Cehennem mağaraları ve Konya’daki Kızören obruğu ülkemizdeki en güzel örneklerdir.



    Polye : Karstik yörelerdeki genişliği birkaç kilometre olan, uzunluğu 20-30 kilometreyi bulan, hatta geçebilen ova görünümlü büyük karstik çukurlara polye denir. Türkiye’de özellikle Toroslar’da polyeler yaygındır. Örneğin; Akdeniz Bölgesi’ndeki Ketsel, Elmalı ve Akseki ovası birer polyedir.



    Mağara : Kalkerli arazilerde çatlaklar boyunca yeraltına sızan suların oluşturduğu büyük boşluklara mağara denir. Damlataş, Narlıkuyu, Düden, İnsuyu, Kızılin mağaraları en ünlüleridir.



    Düden : Kalkerli arazide erime ile oluşan daire biçimli kapalı çukurluklara düden denir. Düdenler yer altı sularını birbirine bağlayan kanallardır. Düdenlere halk arasında su çıkan, su batan gibi adlar da verilir.



    Kör (Çıkmaz) Vadi : Karstik yörelerdeki akarsular bir düdende kaybolarak akışını yeraltında sürdürür. Bu akarsuların yeryüzünde süreklilik göstermeyen vadilerine kör (çıkmaz) vadi denir.



    Karstik Birikim Şekilleri



    Kimyasal birikim şekilleri, kalsiyum karbonatça zengin suların içindeki karbondioksit gazının uçması ve kalsiyum oksidin (kirecin) tortulanmasıyla oluşur. Karstik birikim şekilleri sarkıt, dikit ve travertendir.



    Sarkıt-Dikit



    Kalsiyum karbonatça zengin suların mağara tavanından sızarak içindeki kirecin tavanda birikmesi ile sarkıtlar, damlayarak tabanında birikmesi ile dikitler oluşur. Karstik alanlardaki mağaralarda görülen bu şekillerin en güzel örnekleri Damlataş Mağarası’nda bulunmaktadır.



    Traverten



    Genellikle sıcak su kaynaklarının yakınında ve kalsiyum karbonatlı suların yayılarak aktığı alanlarda, kirecin çökelmesi ile oluşan basamaklardır. En güzel örnekleri Denizli-Pamukkale’dedir.



    Türkiye’deki Karstik Şekiller



    Türkiye’de karstik şekiller yaygın olarak,

    Toros Dağları’nda
    İç Anadolu’da Sivas ve çevresinde (özellikle jips kartsı)
    Batı Karadeniz’de ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin güneyinde görülür. Bu alanlarda çıplak kayalar geniş yer kaplar. Toprak erime sonucunda oluşmuş çukur alanlarda toplanmıştır. Karstik alanların yüzeyinin su bakımından fakir olması, tarım olanaklarını sınırlamaktadır. Türkiye’nin yüzölçümünün yaklaşık 1/5’inde bu tür şekiller görülmektedir. Karstik şekillerin en yaygın olduğu bölge ise kalkerli arazinin geniş alan kapladığı Akdeniz’dir.


    Rüzgarlar



    Rüzgarlar da aşındırma ve biriktirme yolu ile yeryüzünü şekillendiren önemli bir dış güçtür. Buharlaşmanın yağıştan çok olduğu bölgelerde yani kurak ve yarı kurak bölgelerde yeryüzünü şekillendirici önemli etkileri vardır.



    Rüzgar Aşındırması



    Günlük sıcaklık farklarının fazla olduğu çöllerde fiziksel (mekanik) çözülmeler şiddetlidir. Rüzgarlar buralarda oluşan kırıntıları; tozları ve ince kumları havaya kaldırır. Rüzgarların havalandırdığı bu parçalar çarptıkları yerleri aşındırır. Rüzgar aşındırmasına korrazyon denir.

    Rüzgarın aşındırma yapabilmesi için,

    Zemin yapısının gevek
    Bitki örtüsünün cılız,
    Yağışların az
    olması gerekir.

    Rüzgar aşındırması ile oluşan şekiller yardang ve mantarkayadır.



    Yardang : Tortul kayaların zayıf kısımlarının aşındırması ile rüzgar yönüne paralel uzanan U profilli oluklar oluşur. Yardang adı verilen bu şekiller Orta Asya’da yaygındır.



    Mantarkaya : Kurak ve yarı kurak bölgelerde kayaların özellikle alt kısımlarının rüzgarlar tarafından aşındırılması ile oluşan şekillerdir.



    UYARI : Mantarkaya oluşumunda, aşınmanın alt kısımlarda fazla olmasının nedeni rüzgarın gücünün bu bölümlerde yoğunlaşmasıdır.



    Rüzgar Biriktirmesi



    Rüzgarların hızı azaldığı zaman taşıma gücüde azalır. Taşıma gücü azaldığında taşınan kumlar, tozlar ve çakıllar yere çökelir. Rüzgarların kurak, yarı kurak bölgelerden taşıyıp nemli bölgelerde biriktirdiği maddelere lös adı verilir. Lösler verimli topraklardır. Türkiye’de rüzgarlar önemli bir dış etken değildir. Irmakların ağız bölümlerinde, kumsallarda, bitki örtüsünün cılız olduğu yerlerde yükseklikleri 5-6 m’yi bulan kum tepecikleri oluşmuştur.

    İç Anadolu’da Karapınar çevresinde geniş yer kaplayan kumulların olumsuz etkisi ağaçlandırma ile önlenmiştir.



    Kumullar



    Rüzgarların taşıdığı kumların çökelmesiyle kumullar oluşur. Gevşek yapıya sahip olan kumullar sürekli yer değiştirmektedirler. Orta Asya çöllerinde oluşan hilal biçimli kumullara ise barkan adı verilir.



    Buzullar



    Kalıcı Kar Sınırı



    Kutuplar çevresinde ve dağların yüksek kısımlarında hava sıcaklığı düşük olduğundan yağışlar kar biçimindedir. Yoğun karların tümü yıl içinde eriyemez. Erimeden kalan bu karlara kalıcı kar ya da toktağan kar denir. Kalıcı karların başladığı yüksekliğe kalıcı kal sınırı denir.



    Kalıcı Kar Sınırı



    Enleme ve bakı durumuna göre kalıcı kar sınırı değişmektedir. Örneğin : Kuzey Yarım Küre’de bulunan Türkiye’de dağların yamaçlarında kalıcı kar sınırı daha düşük, güney yamaçlarında ise daha yüksektir. Çünkü güney yamaçlar, bakının etkisi nedeniyle kuzey yamaçlara göre daha sıcaktır. Bu durum kalıcı kar sınırını etkileyen temel etkenin sıcaklık olduğunu göstermektedir. Enlem etkisi nedeniyle kalıcı kar sınırı, sıcak kuşakta 5000-6000 m iken orta kuşakta bulunan Türkiye’de 3500-4000 m arasında değişmektedir. Kutuplarda ise 0 m’ye kadar iner.



    UYARI : Kalıcı kar sınırı aynı enlem üzerindeki noktalarda farklılık göstermesi karasallığın bir sonucudur. Ülkemizde batıdan doğuya doğru gidildikçe karasallığın etkisiyle kalıcı kar sınırı yükselir.



    Buzul Oluşumu ve Hareketi



    Buzulların yukarı bölümüne beslenme bölgesi, en alttaki dil kısmına ise erime bölgesi denir. Yukarı bölümünden beslenen buzullar dil bölgesinde eriyerek küçülür. Buzul ilerlemesi, beslenmeye bağlı olarak buzulun boyunun uzamasıdır. Buzulun gerilemesi ise, dil kısmındaki erimeler sonucu boyunun kısalmasıdır.



    UYARI : IV. Zamanda Türkiye’de sadece yüksek dağlarda buzullaşmalar yaşanmıştır. Bu nedenle Türkiye’de buzullaşmanın etkilediği alan çok geniş değildir.



    Buzul Türleri



    Oluşum yerlerine göre dört buzul türü vardır.



    Sirk buzulu : Dağların tepesindeki ve yüksek yamaçlardaki küçük çanaklarda yeni oluşmaya başlayan buz türüdür.



    Vadi buzulu : Sürekli beslenerek sirkten taşan ve vadi boyunca aşağı hareket eden buzul türüdür.



    Örtü buzulu : Çok geniş alanlara yayılan, kilometrelerce alan kaplayan buzul türüdür.



    Takke buzulu : Dağların bütün yamaçlarını kuşatan buzul türüdür.



    Buzulların Aşındırma Şekilleri



    Buzullar da akarsular ve rüzgarlar gibi aşındırma ve biriktirme yaparak yeryüzünü şekillendiren önemli bir dış güçtür. Buzul aşındırmasına glasyon erozyon da denir. Buzul aşındırması ile oluşan yeryüzü şekilleri buzul vadisi, sirk (buz yalağı) ve hörgüç kayadır.



    Buzul Vadisi : Buzulun içinde hareket ettiği, enine kesiti U şeklinde olan akarsu vadisinden daha büyük aşınım şeklidir. Dağ yamaçlarında oluşur. Sürekli iniş göstermeyen buzul vadilerinin boyu akarsu vadilerine göre daha kısadır.



    Sirk (Buz Yalağı) : Buzulun ilk oluşmaya başladığı yerde oluşan küçük aşınım çukurluğudur.



    Hörgüç Kaya : Buzul tarafından dirençli kayaların daha az aşındırması ile oluşan hörgüce benzer tepeciktir.



    Buzulların Biriktirme Şekilleri



    Buzullar hareket ederken, kopardıkları taş ve toprakları beraberinde sürükler. Buzulun beslenmesi sona erdiğinde buzul eriyerek küçülmeye başlar. Bu sırada buzulun taşıdığı maddeler çeşitli yerlerde birikir. Biriken bu maddelere moren ya da buzultaş denir. Morenler bulundukları yere göre cephe morenleri, yan morenler ve dip morenleri olarak gruplandırılır.



    Konuyla alakalı paylaşımlar
    Egzersiz Yapmadan önce Oku: 20’li, 30’
    Egzersiz Yapmadan önce Oku: 20’li, 30’ 20’li, 30’lu, 40’lı yaşlarda yapılan egzersiz yanlışlarını ve neler yapılması gerektiğini sizler için derledik Fitness...
    1. Dünya Savaşı sonlarında Fransa’daki topla
    1. Dünya Savaşı sonlarında Fransa’daki topla 1. Dünya Savaşı sonlarında Fransa’daki toplama kamplarında sivil Türk esirleri Ocak 1915’ten itibaren, Fransa’daki Türk asıllı Osmanlı...
    Denge Oyunu(2.Dünya Savaşında Türkiye’nin Po
    Denge Oyunu(2.Dünya Savaşında Türkiye’nin Po Denge Oyunu(2.Dünya Savaşında Türkiye’nin Politikası) - kitap özeti KİTABIN ADI Denge Oyunu(2.Dünya Savaşında Türkiye’nin...
    Birinci Dünya Savaşında Bir Yedek Subay’ın A
    Birinci Dünya Savaşında Bir Yedek Subay’ın A Birinci Dünya Savaşında Bir Yedek Subay’ın Anıları - kitap özeti KİTABIN ADI Birinci Dünya Savaşında Bir Yedek Subay’ın...
    Dünya’daki En Büyük Elmasın Adı Nedir?
    Dünya’daki En Büyük Elmasın Adı Nedir? Dünyanın en büyük elması olarak bilinen 191 karatlık Işık Dağı ya da Kuh-i Nur adıyla tanınan elmas Hindistan’da bulunmuştur ve bugün, İngiltere...

  2. Son Videolar

  3. Okyanuslar ve Denizler



    Okyanus, Deniz



    Yerk&#252;re’nin &#231;ukur yerlerini dolduran ve birbiriyle bağlantısı bulunan su k&#252;tleleri okyanusları ve denizleri oluşturur.



    Okyanus : Kıtaları birbirinden ayıran geni su k&#252;tlelerine okyanus denir. &#214;rnek : Atlas Okyanusu, B&#252;y&#252;k Okyanus (Pasifik Okyanusu), Hint Okyanusu



    Deniz : Okyanusların kıta i&#231;lerine doğru uzanan kollarına deniz denir. Denizler okyanuslarla bağlantılarına g&#246;re ikiye ayrılır.



    Kenar Deniz : Okyanus kıyılarında, okyanuslardan adalarla ayrılan denizlere denir. &#214;rnek : Japon Denizi, &#199;in Denizi (Sarı Deniz), Umman Denizi, Kuzey Buz Denizi, Antiler, Tasman Denizi, Mercan Denizi, Bering Denizi, Karayip Denizi



    İ&#231; Deniz : Okyanuslara boğazlar aracılığıyla bağlanan kara i&#231;lerine sokulmuş denizlere denir. &#214;rnek : Akdeniz, Kızıldeniz, batlık Denizi, Karadeniz, Marmara Denizi, Azak Denizi



    Okyanuslarla Denizlerin Karşılaştırılması

    Okyanuslarla denizlerin &#246;zellikleri birbirinden farklıdır.




    OKYANUSLAR
    DENİZLER

    DERİNLİK
    Denizlere oranla derinlik daha fazladır.
    Okyanuslara oranla derinlik daha azdır.

    KAPLADIĞI ALAN
    Denizlere oranla kapladığı alan daha geniştir.
    Okyanuslara oranla kapladığı alan dardır.

    KARALARDAN ETKİLENME
    Denizlere oranla karaların sıcaklık koşullarından daha az etkilenirler.
    Okyanuslara oranla karaların sıcaklık koşullarından daha &#231;ok etkilenirler.

    TUZLULUK
    Okyanusların tuzluluğu &#37;033,5 - %0 37,5 arasında değişir.
    Denizler bulundukları alanların &#246;zelliklerinden daha kolay etkilenirler ve tuzlulukları daha &#231;ok değişir. Denizlerin Tuzluluğu %01,5 - %065 arasında değişir.

    AKINTILAR
    S&#252;rekli r&#252;zgarların etkisiyle b&#252;y&#252;k akıntı sistemleri g&#246;r&#252;l&#252;r.
    Seviye ve yoğunluk farklarıyla oluşan k&#252;&#231;&#252;k akıntı sistemleri g&#246;r&#252;l&#252;r.




    Deniz suyunun Sıcaklığı



    Deniz suyu sıcaklığının yatay dağılışı enleme, akıntılara, mevsime, yoğunluğa (tuzluluğa) buzullarla bağlı olarak değişir. Denizlerde bulunan buzullar iki t&#252;rl&#252;d&#252;r.



    Aysberg (Buz dağı) : Buzullardan kopup, denize kadar ulaşan kalın buzul par&#231;aları deniz i&#231;inde ilerlemeye devam eder. Buzun yoğunluğu, deniz suyunun yoğunluğundan az olduğu i&#231;in su tarafından kaldırılır. Y&#252;zlerce metre kalınlıkta ve kilometrelerce uzunluktaki bu buz dağlarına aysberg denir.



    UYARI : Deniz suyu sıcaklığını etkileyen temel etken enlemdir. Ekvator’a yakın enlemlerde deniz suyu sıcaklığı y&#252;ksektir. Kutuplara yaklaştık&#231;a su sıcaklığı azalır. Tatlı su 0&#176; C de donar. Tuzlu su ise yaklaşık -2&#176;C donar. Bu nedenle Ekvator’dan kutuplara doğru deniz suyunun donma olasılığı artar. Kutup &#231;evrelerinden denizlere katılan aysbergler akıntıların etkisiyle Kuzey Yarım K&#252;re’de 40&#176; enlemine, G&#252;ney Yarım K&#252;re’de ise 35&#176; enlemine kadar inebilir.



    Bankiz : Kutup &#231;evresindeki denizlerde, suyun donması ile oluşan buz k&#252;tleleridir. Donma, kıyılarda başlar ve sıcaklık d&#252;şt&#252;k&#231;e artar. Deniz y&#252;zeyini kaplayan buz kristalleri gittik&#231;e kalınlaşır, Buz tabakası halini alır. Bankiz adı verilen buz tabakası yaz aylarında sıcaklığın artması ile k&#252;&#231;&#252;lerek dağılır.



    Deniz Suyunun Tuzluluğu



    Bir litre deniz suyunda erimiş halde bulunan madensel tuzların gram olarak ağırlığına tuzluluk oranı denir. Deniz suyunun tuzluluğu litre/gram ya da %0 olarak ifade edilir. Tuzluluk oranı okyanuslarda %0 33,5 - %0 37,5 arasında, denizlerde %0 1,5 - %0 65 arasında değişir. Deniz suyunun tuzluluğunu değiştiren etmenler aşağıda sıralanmıştır.



    Buharlaşma : Deniz suyunun buharlaşması tuzluluğunu artırır.



    Yağış Miktarı : Yağış miktarı arttık&#231;a deniz suyunun tuzluluğu azalır.



    Akarsu Sayısı ve Akım Miktarı : Denize ulaşan akarsu sayısı ve akarsuyun taşıdığı su miktarı arttık&#231;a, deniz suyunun tuzluluğu azalır.



    Buzul Oluşumu : Deniz suyunun karalarda buzul olarak birikmesi ya da deniz suyunun donması tuzluluğu artırır. Kar ve buzul erimeleri ise tuzluluğu azaltır.



    Deniz Suyunun Hareketleri



    Deniz suları akarsular, r&#252;zgarlar, buzullar gibi aşındırma ve biriktirme yolu ile yery&#252;z&#252;n&#252; şekillendirir. Deniz suları &#231;eşitli etkenlerle hareket etmektedir. Bu hareketlerden en etkili olanlar,



    Dalgalar
    Gel-git
    Akıntılar


    Dalgalar



    Dalgalar, deniz ve g&#246;llerdeki kuzey sularının periyodik salınımlarıdır. Dalga oluşumunun temel nedeni r&#252;zgarlardır. Deniz y&#252;zeyini yalayarak esen r&#252;zgarlar, s&#252;rt&#252;nme nedeniyle durgun sulara hareket kazandırır. Deniz y&#252;zeyi p&#252;r&#252;zlenir ve s&#252;rekli bi&#231;im değiştirir. Deniz y&#252;zeyinin salınım hareketine dalgalanma deniz y&#252;zeyinde beliren p&#252;r&#252;ze dalga denir.

    R&#252;zgarlar dışında depremler, volkanik hareketler ve deniz altında &#231;&#246;kmelerde dalgaları oluşturur. Bu t&#252;r dalgalara tsunami denir.



    Dalga Elemanları



    Dalga, 4 temel elemandan oluşur. Bunlar, dalga sırtı, dalga &#231;ukuru, dalga boyu ve dalga y&#252;ksekliğidir.



    Dalga Sırtı : Dalgalı bir deniz y&#252;zeyinde suların y&#252;kselen kısmına dalga sırtı denir.



    Dalga &#199;ukuru : Dalgalı bir deniz y&#252;zeyinde suların al&#231;alan kısmına dalga &#231;ukuru denir.



    Dalga Boyu : Birbirini izleyen iki dalga sırtı arasındaki uzaklığa dalga boyu denir.



    Dalga Y&#252;ksekliği : Dalga sırtı ile dalga &#231;ukuru arasındaki y&#252;kseklik farkına dalga y&#252;ksekliği denir.



    Toprak Horizonları



    Yerkabuğu &#252;st&#252;nde ince bir &#246;rt&#252; halinde bulunan toprak, &#231;eşitli katmanlardan oluşur. Bu katmanlara horizon adı verilir. Toprağın d&#246;rt temel horizonu vardır.



    A Horizonu : Dış etkilerle iyice ayrışmış, organik maddeler bakımından zengin, en &#252;stteki katmandır. Tarımsal etkinlikler, bu katman &#252;zerinde yapılmaktadır.



    B Horizonu : Suyun etkisiyle &#252;st katmanda yıkanan minerallerin biriktirdiği katmandır.

    C Horizonu : İri par&#231;alardan oluşan ve ana kayanın &#252;zerinde bulunan katmandır.

    D Horizonu : Fiziksel ve kimyasal &#231;&#246;z&#252;lmenin g&#246;r&#252;lmediği, ana kayadan oluşan, en alt katmandır.



    Toprak Tipleri



    Topraklar yery&#252;z&#252;n&#252;n &#231;eşitli b&#246;lgelerinde farklı &#246;zellikler g&#246;sterir. Bazıları mineraller bakımından, bazıları da humus bakımından zengindir.

    Topraklar oluştukları yerlere ve oluşumlarına g&#246;re iki ana b&#246;l&#252;mde toplanır :



    Taşınmış Topraklar
    Yerli Topraklar


    Taşınmış Topraklar



    Akarsuların, r&#252;zgarların, buzulların etkisiyle y&#252;ksek yerlerden, kopartılıp, taşınan ve &#231;ukur alanlarda biriktirilen malzeme &#252;zerinde oluşan topraklardır.

    Akarsuların taşıyıp biriktirdiği maddeler, al&#252;vyon, r&#252;zgarların biriktirdiği maddeler l&#246;s, buzulların biriktirdikleri moren (buzultaş) adını alır.

    Taşınmış topraklar &#231;eşitli yerlerden getirilip, farklı &#246;zellikteki taşların ufalanmasından oluştukları i&#231;in mineral bakımından zengindir. Bu nedenle &#231;eşitli bitkilerin yetiştirilmesi i&#231;in uygun, verimli topraklardır.



    Yerli Topraklar



    Dış g&#252;&#231;lerin etkisiyle yerli kaya &#252;zerinde sonucunda oluşan topraklardır. &#214;zelliklerini belirleyen temel etkenler ana kayanın cinsi ve iklim koşullarıdır. Yerli topraklar iki ana b&#246;l&#252;mde toplanır:



    Nemli B&#246;lge Toprakları
    Kurak B&#246;lge Toprakları


    Nemli B&#246;lge Toprakları



    Yağışın yeterli olduğu b&#246;lgelerde oluştukları i&#231;in, mineral maddeler, tuz ve kire&#231; toprağın alt katmanlarına taşınmıştır.



    Tundra Toprakları : Tundra ikliminin g&#246;r&#252;ld&#252;ğ&#252; b&#246;lge topraklarıdır. Yılın b&#252;y&#252;k bir b&#246;l&#252;m&#252;nde donmuş haldedir. Yaz aylarında sadece y&#252;zeyde ince bir tabaka halinde &#231;&#246;z&#252;lme g&#246;r&#252;l&#252;r. Geniş bataklıklar oluşur. Bitki &#246;rt&#252;s&#252; &#231;ok cılız olduğundan humus tabakası yoktur. Verimsiz topraklardır. Buralardaki kısa boylu ot, &#231;alı ve yosunlara tundra adı verilir.



    Podzol Topraklar : Tayga adı verilen iğne yapraklı orman &#246;rt&#252;s&#252; altında oluşan, soğuk ve nemli b&#246;lge topraklarıdır. Toprağın aşırı yıkanması nedeniyle organik maddelerin &#231;oğu taşınmıştır. Bu nedenle renkleri a&#231;ıktır. Bu tip topraklar Sibirya, Kuzey Avrupa ve Kanada’da yaygındır.



    Kahverengi Orman Toprakları : Yayvan yapraklı orman &#246;rt&#252;s&#252; altında oluşan, ılık ve nemli b&#246;lge topraklarıdır. Kalın bir humus tabakası bulunur.



    Kırmızı Topraklar : Akdeniz ikliminin egemen olduğu b&#246;lgelerde kızıl&#231;am ve maki &#246;rt&#252;s&#252; altında gelişen topraklardır. Demir oksitler bakımından zengin olduğu i&#231;in, renkleri kırmızımsıdır. Kalkerler &#252;zerinde oluşanlara terra rossa adı verilir.



    Lateritler : Sıcak ve nemli b&#246;lge topraklarıdır. Yağış ve sıcaklığın fazla olması nedeniyle &#231;&#246;z&#252;lme ileri derecededir. Buna bağlı olarak toprak kalınlığı fazladır. Demiroksit ve al&#252;minyum bakımından zengin olduğundan renkleri kızıla yakındır. Topraktaki organik maddeler, mikroorganizmalar tarafından par&#231;alandığı i&#231;in toprak y&#252;zeyinde humus yoktur.



    Kurak B&#246;lge Toprakları



    Yağışların az buna bağlı olarak bitki &#246;rt&#252;s&#252;n&#252;n cılız olması nedeniyle bu topraklarda humus &#231;ok azdır. Ayrıca yağışların azlığı nedeniyle toprak katmanları tam oluşmamıştır. Kire&#231; ve tuzlar bakımından zengin topraklardır. Kurak b&#246;lge toprakları oluşturdukları iklim b&#246;lgesinin kuraklık derecesine g&#246;re farklılaşırlar.



    &#199;ernozyemler : Nemli iklimden kurak iklime ge&#231;işte ilk g&#246;r&#252;len topraklardır. Orta kuşağın yarı nemli alanlarında, uzun boylu &#231;ayır &#246;rt&#252;s&#252; altında oluşan bu topraklara kara topraklar da denir. Organik madde y&#246;n&#252;nden zengin olan bu topraklar &#252;zerinde, yoğun olarak tarım yapılır.



    Kestane ve Kahverenkli Step Toprakları : Orta kuşak karaların i&#231; kısımlarındaki step alanlarının topraklarıdır. Organik maddeler ince bir tabaka oluşturmaktadır. Tahıl tarımına elverişli topraklardır.



    &#199;&#246;l Toprakları : &#199;&#246;llerde g&#246;r&#252;len, organik madde y&#246;n&#252;nden son derece fakir topraklardır. Kire&#231; ve tuzlar bakımından zengin topraklardır. Renkleri a&#231;ıktır. Tarımsal değerleri bulunmaz.



    T&#252;rkiye’de G&#246;r&#252;len Toprak Tipleri



    Ilıman kuşakta yer alan T&#252;rkiye’de, iklim tiplerine ve zeminin yapısına bağlı olarak toprak tipleri &#231;eşitlilik g&#246;sterir.



    Podzollar : İğne yapraklı orman &#246;rt&#252;s&#252; altında oluşan topraklardır. Toprağın aşırı yıkanması nedeniyle organik maddelerin &#231;oğu taşınmıştır. A&#231;ık renkli topraklardır. &#199;ay tarımına uygun topraklardır.



    Kahverengi Orman Toprakları : Orman &#246;rt&#252;s&#252; altında oluşan topraklardır. Humus y&#246;n&#252;nden zengindirler.



    Kırmızı Topraklar : Kızıl&#231;am ve maki &#246;rt&#252;s&#252; altında oluşan topraklardır. Demir oksitler bakımından zengin olduğu i&#231;in, renkleri kırmızımsıdır. Kalkerler &#252;zerinde oluşanlara terra rossa adı verilir. Bu topraklar turun&#231;gil tarımına en uygun topraklardır.



    Kestane ve Kahverenkli Step Toprakları : Yarı kurak iklim koşulları ve step bitki &#246;rt&#252;s&#252; altında oluşan topraklardır. Y&#252;ksek sıcaklık nedeniyle kızılımsı renktedirler. Zayıf bitki &#246;rt&#252;s&#252; nedeniyle organik maddeler ince bir &#246;rt&#252; oluşturur. Tahıl tarımına uygun topraklardır.



    Vertisoller : Genellikle kire&#231; bakımından zengin, killi, marnlı tortullar &#252;zerinde oluşan, toprak horizonlarının hen&#252;z gelişimini tamamlamadığı topraklardır. Aşırı miktarda kil i&#231;eren vertisoller yağışlı d&#246;nemde &#231;ok su &#231;eker, kurak d&#246;nemde aşırı su kabedip, &#231;atlar.



    Litosoller : Dağlık alanlarda, eğimli yama&#231;larda veya volkanik (gen&#231; bazalt platolarının bulunduğu) d&#252;zl&#252;klerde g&#246;r&#252;len ana kayanın ufalanmış &#246;rt&#252;s&#252;d&#252;r. Genelde derinliği 10 cm kadardır ve toprak horizonları gelişmemiştir.



    Al&#252;vyal Topraklar : Akarsuların denize ulaştığı yerlerde g&#246;r&#252;l&#252;r. &#199;eşitli yerlerden taşınan, farklı &#246;zellikteki taşların ufalanması ile oluşan bu topraklar mineral y&#246;n&#252;nden zengin ve &#231;ok verimlidir.



    Toprak Kayması ve G&#246;&#231;me (Heyelan)



    Toprağın, taşların ve tabakaların bulundukları yerlerden aşağılara doğru kayması ya da d&#252;şmesine toprak kayması ve g&#246;&#231;mesi denir. &#220;lkemizde bu olayların t&#252;m&#252;ne birden heyelan adı verilir. Yer&#231;ekimi, yama&#231; zemin yapısı, eğim ve yağış koşulları heyelana neden olan etmenlerdir.



    UYARI : Heyelanın oluşumu yağışların fazla olduğu d&#246;nemlerde daha &#231;ok g&#246;r&#252;l&#252;r.



    Yer&#231;ekimi : Heyelanı oluşturan en &#246;nemli etkendir. Yer&#231;ekimi g&#252;c&#252; s&#252;rt&#252;nme g&#252;c&#252;nden fazla olduğu zaman yama&#231;taki cisimler aşağıya doğru kayar.



    Yama&#231; Zeminin Yapısı: Suyu emerek i&#231;erisinde tutan taş ve topraklar kayganlaşır. &#214;zellikle killi yapının yaygın olduğu yama&#231;larda kil suyu i&#231;inde tuttuğu i&#231;in heyelan daha sık g&#246;r&#252;l&#252;r. Kalker gibi suyu alt tabakalara ge&#231;iren taşların oluşturduğu yama&#231;larda ise heyelan ender g&#246;r&#252;l&#252;r.



    Eğim : Yama&#231; eğimi yer&#231;ekiminin etkisini artırıcı bir rol oynar. Bu nedenle dik yama&#231;larda heyelan olasılığı daha fazladır. Ayrıca tabakalar yama&#231; eğimine uyum sağlamışsa, yani paralelse yer kayması kolaylaşır. Yol, kanal, t&#252;nel ve baraj yapımları sırasında yama&#231; dengesinin bozulması, volkanizma, deprem gibi etkenler de heyelana neden olur.



    Yağış Koşulları :



    Yağmur, kar suları tabakalar arasına sızarak toprağı kayganlaştırır, toprağı doygun hale getirir. B&#246;ylece su ile doygun k&#252;tlelerin yama&#231; aşağı kayması kolaylaşır. Heyelan genellikle yağışlardan sonra oluşur.



    Heyelanın Etkileri ve Korunma Yolları



    Heyelan hemen her yıl can ve mal kaybına yol a&#231;maktadır. Ancak alınacak bir takım &#246;nlemlerle heyelanın etkileri azaltılabilir.



    Heyelanın Etkileri



    İnsan ve hayvan &#246;l&#252;mleri

    Tarımsal hasar ve toprak kaybı

    Bina hasarları

    Ulaşım ve taşımacılığın aksaması



    Heyelandan Korunma



    &#214;ncelikle heyelan tehlikesi olan yerlerde setler yapılmalı, yama&#231;lar ağa&#231;landırılmalıdır. Ayrıca yol, kanal, t&#252;nel ve baraj yapımlarında yamacın bozulmamasına &#246;zen g&#246;sterilmelidir.



    T&#252;rkiye’de Heyalan



    T&#252;rkiye’de heyelan sık g&#246;r&#252;len, doğal bir felakettir. T&#252;rkiye’de arazinin &#231;ok engebeli olması toprak kaymalarını kolaylaştırmaktadır. B&#246;lgeden b&#246;lgeye farklılık g&#246;steren heyelanların en sık g&#246;r&#252;ld&#252;ğ&#252; b&#246;lgemiz Karadeniz’dir. B&#246;lgede arazi eğiminin fazla, yağışların bol ve killi yapının yaygın olması heyelanın sık g&#246;r&#252;lmesine neden olur. &#220;lkemizde ilkbahar aylarında g&#246;r&#252;len kar erimeleri ve yağışlar heyelan olaylarını artırır.



    Erozyon



    Toprak &#246;rt&#252;s&#252;n&#252;n, akarsuların, r&#252;zgarların ve buzulların etkisiyle s&#252;p&#252;r&#252;lmesine erozyon denir. Yery&#252;z&#252;nde eğim, toprak, su ve bitki &#246;rt&#252;s&#252; arasında doğal bir denge bulunmaktadır. Bu dengenin bozulması erozyonu hızlandırıcı bir etki yapmaktadır. Dış etkenler ya da arazinin yanlış kullanılması erozyona neden olmaktadır.



    UYARI : Eğim fazlalığı ve cılız bitki &#246;rt&#252;s&#252; erozyonu artıran en &#246;nemli etkenlerdir. Bu nedenle kurak ve yarı kurak enlemlerde erozyon &#246;nemli bir sorundur.



    Dış Etkenler



    Akarsu, r&#252;zgar gibi dış g&#252;&#231;lerin yapmış olduğu aşındırma sonucunda toprak &#246;rt&#252;s&#252; s&#252;p&#252;r&#252;l&#252;r ve başka yerlere taşınır. Dış g&#252;&#231;lerin etkisi bitki &#246;rt&#252;s&#252;n&#252;n bulunmadığı ya da &#231;ok cılız olduğu yerlerde daha belirgindir. Ayrıca eğimin fazla olduğu yerlerde sular daha kolay akışa ge&#231;erek toprak &#246;rt&#252;s&#252;n&#252;n s&#252;p&#252;r&#252;lmesini hızlandırır.



    Arazinin Yanlış Kullanılması



    &#214;zellikle yama&#231;lardaki tarlaların yama&#231; eğimi y&#246;n&#252;nde s&#252;r&#252;lmesi, eğimli yerlerde tarla tarımının yaygın olması, arazinin teraslanmaması erozyon hızını artırmaktadır.



    Su Erozyonu



    Bitki &#246;rt&#252;s&#252;n&#252;n cılız ya da hi&#231; olmadığı yerlerde toprağın ve ana kayanın sularla yerinden kopartılarak taşınmasına su erozyonu denir. Kırgıbayır ve peribacası su erozyonu ile oluşan &#246;zel şekillerdir.



    Kırgıbayır : Yarı kurak iklim b&#246;lgelerinde sel yarıntılarıyla dolu yama&#231;lara kırgıbayır (badlans) denir.



    Peribacası : &#214;zellikle volkan t&#252;flerinin yaygın olarak bulunduğu vadi ve platoların yama&#231;larında sel sularının aşındırması ile oluşan &#246;zel yery&#252;z&#252; şekillerine peribacası denir. Bazı peribacalarının &#252;zerinde şapkaya benzer, aşınmadan arta kalan sert volkanik taşlar bulunur. Bunlar volkanik faaliyet sırasında b&#246;lgeye yayılmış andezit ya da bazalt k&#252;tleridir. Peribacalarının en g&#252;zel &#246;rnekleri &#252;lkemizde Nevşehir, &#220;rg&#252;p ve G&#246;reme &#231;evresinde g&#246;r&#252;l&#252;r.



    R&#252;zgar Erozyonu



    Bitki &#246;rt&#252;s&#252;n&#252;n olmadığı ya da cılız olduğu yerlerde toprağın r&#252;zgarlarla yerinden kopartılarak taşınmasına r&#252;zgar erozyonu denir.



    Erozyonun Etkileri ve Erozyondan Korunma Yolları



    Oluşumu i&#231;in milyonlarca yıl ge&#231;mesi gereken toprak &#246;rt&#252;s&#252;n&#252; yok eden ve her ge&#231;en g&#252;n etkilerini arttıran erozyon doğal bir felakettir. Alınacak bir takım &#246;nlemlerle etkileri azaltılabilir.



    Erozyonun Etkileri



    Tarım topraklarının azalması, sellerin artması, tarımsal &#252;retimin ve verimin azalması, otlakların azalması, hayvancılığın gerilemesi, &#231;&#246;lleşmenin başlaması.



    Erozyondan Korunma Yolları



    Var olan ormanlar ve meralar korunmalı, &#231;ıplak yerler ağa&#231;landırılmalı, ormanlık alanlarda ke&#231;i beslenmesi engellenmeli, yama&#231;lardaki tarlalar, yama&#231; eğimine dik s&#252;r&#252;lmeli, meyve tarımı ve n&#246;betleşe ekim yaygınlaştırılmalı, orman i&#231;i k&#246;yl&#252;lerine yeni ge&#231;im kaynakları sağlanmalı.



    T&#252;rkiye’de Erozyon



    T&#252;rkiye’de arazi engebeli ve &#231;ok eğimli olduğu i&#231;in toprak erozyonu &#246;nemli bir sorundur. Bazı b&#246;lgelerimiz dışında bitki &#246;rt&#252;s&#252;n&#252;n cılız olması da erozyonu artırmaktadır. Ayrıca n&#252;fusun hızla artması, tarım alanlarına olan gereksinimin artması, ormanların tahrip edilmesine yol a&#231;maktadır. Bunlara bağlı olarak hemen hemen t&#252;m b&#246;lgelerimizde toprak erozyon hızı y&#252;ksektir.



    Akarsular



    Yery&#252;z&#252;n&#252;n şekillenmesinde en b&#252;y&#252;k paya sahip dış g&#252;&#231; akarsulardır. Y&#252;zey sularının eğimli bir yatak i&#231;inde toplanıp akmasıyla akarsu oluşur. Akarsular k&#252;&#231;&#252;kten b&#252;y&#252;ğe doğru dere, &#231;ay, &#246;z, ırmak ve nehir şeklinde sıralanır. Bir akarsuyun doğduğu yere akarsu kaynağı, d&#246;k&#252;ld&#252;ğ&#252; yere akarsu ağzı denir. Bir akarsu, birbirine bağlanan k&#252;&#231;&#252;k, b&#252;y&#252;k, dar veya geniş bir&#231;ok koldan oluşan bir sistemdir. Bu sistemin en uzun ve su bakımından en zengin olan kolu ana akarsudur.



    Akarsu Havzası (Su Toplama Alanı)



    Akarsuyun t&#252;m kollarıyla birlikte sularını topladığı b&#246;lgeye akarsu havzası denir. Bir akarsu havzasının genişliği iklim koşullarına ve y&#252;zey şekillerine bağlıdır.



    Akarsu havzaları iki b&#246;l&#252;mde incelenir :



    A&#231;ık Havza : Sularını denize ulaştırabilen havzalara a&#231;ık havza denir. &#214;rnek : Yeşilırmak, Kızılırmak, Yenice, Sakarya, Susurluk, Gediz, K&#252;&#231;&#252;k Menderes, B&#252;y&#252;k Menderes, Aksu, G&#246;ksu, Seyhan, Ceyhan, Fırat, Dicle &#199;oruh


    Kapalı Havza : Sularını denize ulaştıramayan havzalara kapalı havza denir. Kapalı havzaların oluşmasındaki temel etken yer şekilleridir. Sıcaklık ve nem koşulları da kapalı havzaların oluşmasında etkilidir. &#214;rnek : Van G&#246;l&#252; Kapalı Havzası, Tuz G&#246;l&#252; Kapalı Havzası, Konya Kapalı Havzası, G&#246;ller Y&#246;resi Kapalı Havzası, Aras, Kura


    UYARI : Sularını Hazar Denizi’ne boşaltan Aras ve Kura ırmakları kapalı havza oluşturur.



    Su B&#246;l&#252;m&#252; &#199;izgisi



    Birbirine komşu iki akarsu havzasını birbirinden ayıran sınıra su b&#246;l&#252;m&#252; &#231;izgisi denir.

    Su b&#246;l&#252;m&#252; &#231;izgisi genellikle dağların doruklarından ge&#231;er. Su b&#246;l&#252;m&#252; &#231;izgisi;

    &#183; Kurak b&#246;lgelerde,

    &#183; Bataklık alanlarda,

    &#183; Karistik alanlarda &#231;oğunlukla belirsizdir.



    Akarsu Akış Hızı



    Akarsuyun akış hızı yatağın her iki kesitinde farklıdır. Suyun hızı yanlarda, dipte ve su y&#252;zeyinde s&#252;rt&#252;nme nedeniyle azdır. Suyun en hızlı aktığı yer akarsuyun en derin yerinin &#252;zerinde ve y&#252;zeyin biraz altındadır. Akarsu yatağında suyun en hızlı aktığı noktaları birleştiren &#231;izgiye hız &#231;izgisi (talveg) denir. Akış hızı, yatağın eğimi ve genişliği ile taşınan su miktarına bağlı olarak değişir.



    Akarsu Akımı (Debisi)



    Akarsuyun herhangi bir kesitinden birim zamanda ge&#231;en su miktarına (m3) akım veya debi denir. Akarsuyun akımı yıl i&#231;erisinde değişir. Akım, akarsuyun &#231;ekik d&#246;neminde az, kabarık d&#246;neminde fazladır. Akarsu akımını;

    &#183; Yağış miktarı rejimi

    &#183; Yağış tipi

    &#183; Zeminin &#246;zelliği

    &#183; Kaynak suları

    &#183; Sıcaklık ve buharlaşma koşulları

    etkiler.



    Akarsu Rejimi



    Akarsuyun akımının yıl i&#231;erisinde g&#246;sterdiği değişmelere rejim ya da akım d&#252;zeni denir. Akarsu rejimini belirleyen temel etken havzanın yağış rejimidir. Yağışların az, sıcaklık ve buharlaşmanın fazla olduğu d&#246;nemlerde akarsu akımı d&#252;şer. Yağışların fazla olduğu ve kar erimelerinin g&#246;r&#252;ld&#252;ğ&#252; d&#246;nemlerde akım y&#252;kselir.



    Akarsu rejimleri 4 tiptir.



    D&#252;zenli Rejim : Akımı yıl i&#231;erisinde fazla değişmeyen akarsuların rejim tipidir.



    D&#252;zensiz Rejim : Akımı yıl i&#231;erisinde b&#252;y&#252;k değişmeler g&#246;steren akarsuların rejim tipidir.



    Karma Rejim : Farklı iklim b&#246;lgelerinden ge&#231;en akarsuların rejim tipidir. &#214;rneğin : Nil Nehri



    Sel Tipi Rejim : İlkbahar yağışları ve kar erimeleri ile bol su taşıyan, yaz aylarında ise suları yok denecek kadar azlan akarsuların rejim tipidir. &#214;rneğin &#252;lkemizdeki İ&#231; Anadolu B&#246;lgesi akarsuları.



    İklim B&#246;lgelerine G&#246;re Akarsu Rejimleri



    Sıcaklık ve yağış koşulları ile akarsuların taşıdıkları su miktarı ve akım d&#252;zeni arasında sıkı bir ilişki vardır. Farklı iklim b&#246;lgelerindeki akarsuların rejimleri birbirinden farklı olabilir. Ancak iklim b&#246;lgelerinin y&#252;ksek ve karlı b&#246;l&#252;mlerindeki akarsuların rejimleri benzerdir. Kar erimelerinin olduğu d&#246;nemlerden akım y&#252;kselir. Kış aylarında kar yağışının fazla olması akımın d&#252;ş&#252;k olmasına neden olur.



    Yağmurlu Ekvatoral İklimde Akarsu Rejimi : Bu iklim tipinde yağışlar bol ve yağış rejimi d&#252;zenli olduğu i&#231;in Ekvatoral b&#246;lge akarsuları yıl boyunca bol su taşır. &#214;rneğin Amazon ve Kongo nehirleri.



    Yağmurlu Okyanusal İklimde Akarsu Rejimi : Bu iklim tipinde yağışların bol ve d&#252;zenli olması nedeniyle akarsular yıl boyunca bol su taşır. &#214;rneğin İngiltere’deki Thames Nehri



    Muson İkliminde Akarsu Rejimi : Bu iklim tipinde yaz yağışları nedeniyle akım y&#252;kselir. Kış kuraklığı akım d&#252;şer. &#214;rneğin Ganj ve İndus nehirleri.



    Akdeniz İkliminde Akarsu Rejimi : Yaz kuraklığına, sıcaklık ve buharlaşmanın fazlalığına bağlı olarak yaz aylarında akım d&#252;ş&#252;kt&#252;r. Kışın yağışlar, ilkbaharda kar erimeleri ile y&#252;kselir.



    T&#252;rkiye Akarsularının &#214;zellikleri



    T&#252;rkiye’nin dağlık ve engebeli bir &#252;lke olması nedeniyle, akarsularımızın boyu genellikle kısadır.
    Yağışlı ve kar erimelerinin olduğu d&#246;nemlerde taşan, kurak d&#246;nemlerde ise kuruyacak derecede suları azalan akarsularımızın rejimleri d&#252;zensizdir.
    Karadeniz B&#246;lgesi’ndeki akarsularımızın dışındakiler genellikle bol su taşımazlar.
    Akarsularımız rejimlerinin d&#252;zensiz ve yatak eğimlerinin fazla olması nedeniyle ulaşıma uygun değildir.
    T&#252;rkiye bug&#252;nk&#252; g&#246;r&#252;n&#252;m&#252;n&#252; 3. ve 4. zamandaki orojenik ve epirojenik hareketlerle kazanmıştır. Bu nedenle akarsularımız hen&#252;z denge profiline ulaşamamıştır.


    UYARI : T&#252;rkiye’deki akarsuların yatak eğimleri ve akış hızları fazla olduğundan hidro-elektrik potansiyelleri y&#252;ksektir.



    Taban Seviyesi, Denge Profili



    Akarsuların d&#246;k&#252;ld&#252;kleri deniz ya da g&#246;l y&#252;zeyine taban seviyesi denir. Deniz y&#252;zeyi ana taban seviyesini oluşturur. G&#246;l y&#252;zeyi ya da kapalı havza y&#252;zeyi yerel taban seviyesi diye adlandırılır. Akarsular aşındırma ve biriktirmesini taban seviyesine g&#246;re yapar. Yatağını taban seviyesine indirmiş olan akarsular aşındırma ve biriktirme faaliyetini dengelemiştir. Aşınım ve birikimin eşitlendiği bu profile denge profili denir.



    Plato, Peneplen



    Akarsuların amacı bulundukları b&#246;lgeyi aşındırarak deniz seviyesine yaklaştırmak diğer bir deyişle denge profiline ulaşmaktır. Akarsuyun aşınım s&#252;recinde g&#246;r&#252;len şekiller; plato ve peneplendir.



    Plato : Akarsu vadileriyle derince yarılmış d&#252;z ve geniş d&#252;zl&#252;klerdir.



    Peneplen : Geniş arazi b&#246;l&#252;mlerinin, akarsu aşınım faaliyetlerinin son d&#246;neminde deniz seviyesine yakın hale indirilmesiyle oluşmuş, az engebeli şekle peneplen (yontukd&#252;z) denir.



    UYARI : Bir akarsuyun denge profiline ulaşabilmesi ve arazinin peneplen haline gelebilmesi i&#231;in tektonik hareketlerin g&#246;r&#252;lmediği milyonlarca yıllık bir s&#252;re gerekmektedir.



    Denge Profilinin Bozulması



    İklim değişikliklerinde ve tektonik hareketlere bağlı olarak deniz seviyesinin al&#231;alması ya da y&#252;kselmesi taban seviyesinin değişmesine neden olur. Taban seviyesinin al&#231;alması ya da y&#252;kselmesi de akarsuyun denge profilinin bozulmasına neden olur.



    Taban Seviyesinin Al&#231;alması



    Taban seviyesinin al&#231;alması, akarsuyun denge profilini bozarak akarsuyun aşındırma ve taşıma g&#252;c&#252;n&#252;n artmasına neden olur. Bu nedenle akarsu yatağına g&#246;m&#252;l&#252;r.



    Taban Seviyesinin Y&#252;kselmesi



    Taban seviyesinin y&#252;kselmesi, akarsuyun denge profilini bozarak akarsuyun taşıma g&#252;c&#252;n&#252;n azalmasına neden olur. Bu nedenle akarsu menderesler &#231;izerek birikim yapar.



    Menderes : Akarsuyun geni vadi tabanı i&#231;inde, eğimin azalması nedeniyle yaptığı b&#252;k&#252;mlere denir.



    Akarsuların Aşındırma Şekilleri :



    Dış g&#252;&#231;ler i&#231;erisinde en geniş alana yayılmış, nemli b&#246;lgelerde ve orta enlemlerde etkili olan en &#246;nemli dış g&#252;&#231; akarsulardır. Akarsular aşındırma ve biriktirme yaparak yery&#252;z&#252;n&#252; şekillendirir. Akarsu, hızının ve k&#252;tlesinin yaptığı etki le yatağı derine doğru kazar, yatağı boyunca kopardığı veya erittiği maddeleri taşır. Akarsu aşındırması ile oluşan şekiller vadi ve dev kazanıdır.



    UYARI : Akarsuların aşındırmasında yatak eğimi temel etkendir. &#199;&#252;nk&#252; yatak eğimi akarsuyun akış hızını belirler. Yatak eğiminin fazla olduğu yukarı b&#246;l&#252;mlerinde derinlemesine aşındırma daha belirgindir.



    Vadi



    Akarsuyun i&#231;inde aktığı, kaynaktan ağıza doğru s&#252;rekli inişi bulunan, uzun &#231;ukurluklardır. Akarsuların aşındırma g&#252;c&#252;ne, zeminin yapısına ve aşınım s&#252;resine bağlı olarak &#231;eşitli vadiler oluşur.



    UYARI : Vadi tabanları tarım, bah&#231;ecilik, ulaşım ve yerleşme bakımından elverişli alanlardır.



    &#199;entik (Kertik) Vadi : Akarsuların derine aşındırmasıyla oluşan V şekilli, tabansız, gen&#231; vadilere &#231;entik vadi ya da kertik denir.

    T&#252;rkiye’nin bug&#252;nk&#252; g&#246;r&#252;n&#252;m&#252;n&#252; 3. ve 4. zamanda kazanmış olması nedeniyle, T&#252;rkiye akarsuları hen&#252;z denge profiline ulaşmamış, ge&#231; akarsulardır. Bu nedenle &#252;lkemizde &#231;ok sayıda &#231;entik (kertik) vadi bulunmaktadır.



    Yarma Vadi (Boğaz) : Akarsuyun, iki d&#252;zl&#252;k arasında bulunan sert k&#252;tleyi derinlemesine aşındırması sonucunda oluşur. Vadi yama&#231;ları dik, tabanı dardır. Akarsuyun yukarı b&#246;l&#252;mlerinde g&#246;r&#252;l&#252;r. T&#252;rkiye’de &#231;ok sayıda yarma vadi (boğaz) bulunur.

    Karadeniz B&#246;lgesi’nde, Yeşilırmak &#252;zerinde, Şahinkaya yarma vadisi, Marmara B&#246;lgesi’nde, Sakarya &#252;zerinde Geyve Boğazı, Akdeniz B&#246;lgesi’nde Atabey deresi &#252;zerinde Atabey Boğazı başlıca &#246;rnekleridir.



    Kanyon Vadi : Klaker gibi diren&#231;li ve &#231;atlaklı taşlar i&#231;inde, akarsuyun derinlemesine aşındırmasıyla oluşur. Vadinin yama&#231; eğimleri &#231;ok dik olup, 90 dereceyi bulur. Kanyon vadiler T&#252;rkiye’de Toroslar’da yaygın olarak g&#246;r&#252;l&#252;r. Antalya’daki K&#246;pr&#252;l&#252; Kanyon, &#252;lkemizdeki g&#252;zel bir &#246;rnektir.



    Tabanlı Vadi : Akarsu, yatağını taban seviyesine yaklaştırınca derine aşınım yavaşlar. Yatak eğiminin azalması akarsuyun menderesler &#231;izerek yanal aşındırma yapmasına neden olur. Yanal aşındırmanın artması ile tabanlı vadiler oluşur.



    Menderes



    Akarsu yatak eğiminin azalması, akarsuyun akış hızının ve aşındırma g&#252;c&#252;n&#252;n azalmasına neden olur. Akarsu b&#252;kl&#252;mler yaparak akar. Akarsuyun geniş vadi tabanı i&#231;inde, eğimin azalması nedeniyle yaptığı b&#252;kl&#252;mlere menderes denir. Menderesler yapan akarsuyun, uzunluğu artar ancak akımı azalır.



    Taban seviyesinin al&#231;alması nedeniyle menderesler yapan bir akarsuyun, yatağına g&#246;m&#252;lmesiyle oluşan şekle g&#246;m&#252;k menderes denir.



    Dev Kazanı



    Akarsuların şelale yaparak d&#246;k&#252;ld&#252;kleri yerlerde, hızla d&#252;şen suların ve i&#231;indeki taş, &#231;akıl gibi maddelerin &#231;arptığı yeri aşındırmasıyla oluşan yery&#252;z&#252; şeklidir. Akdeniz B&#246;lgesi’ndeki Manavgat ve D&#252;den şelalelerinin d&#252;k&#252;ld&#252;kleri yerlerde g&#252;zel dev kazanı &#246;rnekleri bulunur.



    Akarsu Biriktirme Şekilleri



    Akarsular aşındırdıkları maddeleri beraberinde taşır. Yatak eğimleri azaldığında akarsuların aşındırma ve taşıma g&#252;c&#252; de azalır. Bu nedenle taşıma g&#252;&#231;lerinin azaldığı yerde taşıdıkları maddeleri biriktirirler.



    UYARI : Akarsuların yatak eğimi azaldığında hızları, aşındırma ve taşıma g&#252;&#231;leri azalır. Biriktirmedeki, temel etken yatak eğimin azalmasıdır.



    Birikinti Konisi : Yama&#231;lardan inen akarsular, aşındırdıkları maddeleri eğimin azaldığı eteklerde biriktirir. Yarım koni şeklindeki bu birikimlere birikinti konisi adı verilir. Birikinti konileri zamanla gelişerek verimli tarım alanı durumuna gelebilir.



    Dağ Eteği Ovası : Bir dağın yama&#231;larından inen akarsular taşıdıkları maddeleri eğimin azaldığı yerde birikinti konileri şeklinde biriktirirler. Zamanla birikinti konilerinin birleşmesiyle oluşan hafif dalgalı d&#252;zl&#252;klere dağ eteği ovası adı verilir.



    Dağ İ&#231;i Ovası : Dağlık alanların i&#231; kısımlarında, &#231;evreden gelen akarsuların taşıdıkları maddeleri eğimin azaldığı yerlerde biriktirmesi ile oluşan ovalardır. T&#252;rkiye gibi engebeli &#252;lkelerde dağ i&#231;i ovaları &#231;ok g&#246;r&#252;l&#252;r.



    Taban Seviyesi Ovası : Akarsuların taban seviyesine ulaştığı yerlerde, eğimin azalması nedeniyle taşıdığı maddeleri biriktirmesi ile oluşturduğu ovalardır. Bu t&#252;r ovalarda akarsular menderesler yaparak akar. Gediz ve Menderes akarsularının aşağı b&#246;l&#252;mlerindeki ovalar bu t&#252;rdendir.



    Seki (Tara&#231;a) : Yatağına al&#252;vyonlarını yaymış olan akarsuyun yeniden canlanarak yatağını kazması ve derinleştirmesi sonucunda oluşan basamaklardır. Taban seviyesinin al&#231;alması nedeniyle, tabanlı bir vadide akan akarsuyun aşındırma g&#252;c&#252; artar. Yatağını derine doğru kazan akarsu vadi tabanına g&#246;m&#252;l&#252;r. Eski vadi tabanlarının y&#252;ksekte kalması ile oluşan basamaklara seki ya da tara&#231;a denir.



    Kum Adası (Irmak Adası) : Akarsuların yatak eğimlerinin azaldığı geniş vadi tabanlarından taşıdıkları maddeleri biriktirmesi ile oluşan şekillerdir.

    Kum adaları akarsuyun taşıdığı su miktarı ve akış hızına bağlı olarak yer değiştirirler. Kum adaları &#252;zerinde yoğun bir bitki &#246;rt&#252;s&#252;n&#252;n bulunması kum adalarının yer değiştirmediğini g&#246;sterir.



    Delta : Akarsuların denize ulaştıkları yerlerde taşıdıkları maddeleri biriktirmesiyle oluşan &#252;&#231;gen bi&#231;imli al&#252;vyal ovalardır. Deltalar, taban seviyesi ovalarının bir &#231;eşididir. Onlardan ayrılan y&#246;n&#252; biriktirmenin deniz i&#231;inde olmasıdır. Bu nedenle deltanın oluşabilmesi i&#231;in;

    Gel-git olayının belirgin olmaması
    Kıyının sığ olması
    Kıyıda g&#252;&#231;l&#252; bir akıntının bulunmaması
    Akarsu ağzında eğimin azalması gerekir.


    Yeraltı Suları ve Kaynaklar



    Yer altı Suyu (Taban Suyu)



    Yağış olarak yery&#252;z&#252;ne d&#252;şen ya da yery&#252;z&#252;nde bulunan suların, yer&#231;ekimi etkisiyle yerin altına sızıp, orada birikmesiyle oluşan sulardır. Yer altı suyunun oluşabilmesi i&#231;in beslenme ve depolanma koşullarının uygun olması gerekir. Yer altı suyunun beslenmesini etkileyen en &#246;nemli etmen yağışlardır. Depolama koşulları ise y&#252;zeyin eğimine, bitki &#246;rt&#252;s&#252;ne ve y&#252;zeyin ge&#231;irimlik &#246;zelliğine bağlıdır.



    Yer altı Sularının Bulunuş Bi&#231;imleri



    Bol yağışlı ve zemini ge&#231;irimli taşlardan oluşan alanlarda yer altı suyu fazladır. Az yağış alan, eğimi fazla ve ge&#231;irimsiz zeminlerde ise, yer altı suyunun oluşumu zordur. Kum, &#231;akıl, kumtaşı konglomera, kalker, volkanik t&#252;fler, al&#252;vyonlar, ge&#231;irimli zeminleri oluşturur. Bu nedenle al&#252;vyal ovalar ve karstik y&#246;reler yer altı suyu bakımından zengin alanlardır. Kil, marn, şist, granit gibi taşlar ise ge&#231;irimsizdir. Yer altı suyu oluşumunu engeller. Yeraltında biriken sular

    Taban suyu

    Artezyen

    Karstik Yeraltı Suyu

    olarak bulunur.



    Taban Suyu



    Altta ge&#231;irimsiz bir tabaka ile sınırlandırılan, ge&#231;irimli tabaka i&#231;indeki sulardır. Bu sular genellikle y&#252;zeye yakındır. Marmara B&#246;lgesi’ndeki ovalar, Ege B&#246;lgesi’ndeki &#231;&#246;k&#252;nt&#252; ovaları, Muş, Erzurum ve Pasinler ovalarındaki yer altı suları bu gruba girer.



    Artezyen



    Bu t&#252;r sular basın&#231;lı yeraltı sularıdır. İki ge&#231;irimsiz tabaka arasındaki ge&#231;irimli tabaka i&#231;inde bulunan sulardır. Tekne bi&#231;imli ovalar ve vadi tabanlarında bu t&#252;r sular bulunmaktadır.

    İ&#231; Anadolu B&#246;lgesi artezyen suları bakımından zengindir.



    Karstik Yer altı Suyu



    Karstik y&#246;relerdeki kalın kalker tabakalar arasındaki &#231;atlak ve boşluklarda biriken yer altı sularıdır. En &#246;nemli &#246;zelliği birbirinden bağımsız taban suları oluşturmasıdır. Karstik alanların geniş yer kapladığı Akdeniz B&#246;lgesi karstik yeraltı suları bakımından zengindir.



    Kaynak



    Yeraltı sularının kendiliğinden yery&#252;z&#252;ne &#231;ıktığı yere kaynak denir. T&#252;rkiye’de kaynaklara pınar, eşme, bulak ve g&#246;ze gibi adlar da verilir.

    Kaynaklar, yer altı suyunun bulunuş bi&#231;imine, y&#252;zeye &#231;ıktığı yere ve suların sıcaklığına g&#246;re gruplandırılabilir. Sularının sıcaklığına g&#246;re kaynaklar, soğuk ve sıcak su kaynakları olarak iki gruba ayrılır :



    Soğuk Su Kaynakları



    Yağış sularının yeraltında birikerek y&#252;zeye &#231;ıkması sonucunda oluşurlar. Genellikle y&#252;zeye yakın oldukları i&#231;in dış koşullardan daha &#231;ok etkilenirler. Bu nedenle suları soğuktur. Soğuk su kaynakları yeraltında bulunuş bi&#231;imine ve y&#252;zeye &#231;ıktığı yere g&#246;re &#252;&#231; gruba ayrılır :



    Tabaka Kaynağı : Ge&#231;irimli tabakaların topoğrafya y&#252;zeyi ile kesiştikleri yerden suların y&#252;zeye &#231;ıkmasıyla oluşan kaynaklara tabaka kaynağı denir.



    Vadi Kaynağı : Yeraltına sızan suların bulunduğu tabakanın bir vadi tarafından kesilmesi ile oluşan kaynaktır. Genellikle vadi yama&#231;larında g&#246;r&#252;l&#252;r.



    Karstik Kaynak (Vokl&#252;z) : Kalın kalker tabakaları arasındaki boşlukları doldurmuş olan yer altı sularının y&#252;zeye &#231;ıktığı kaynaktır. Bol miktarda kire&#231; i&#231;eren bu kaynakların suları genellikle s&#252;rekli değildir. Yağışlarla beslendikleri i&#231;in karstik kaynakların suları soğuktur. Toroslar &#252;zerindeki Şekerpınarı en tanınmış karstik kaynak &#246;rneklerinden biridir.



    Sıcak Su Kaynakları



    Yerkabuğundaki fay hatları &#252;zerinde bulunan kaynaklardır. Fay kaynakları da denir. Suları yerin derinliklerinden geldiği i&#231;in sıcaktır ve dış koşullardan etkilenmez. Sular ge&#231;tikleri taş ve tabakalardaki &#231;eşitli mineralleri eriterek b&#252;nyelerine aldıkları i&#231;in mineral bakımından zengindir. Bu t&#252;r kaynaklara; kaplıca, ılıca, i&#231;me gibi adlar verilir. Sıcak su kaynaklarının &#246;zel bir t&#252;r&#252;ne gayzer denir.



    Gayzer : Volkanik y&#246;relerde yeraltındaki sıcak suyun belirli aralıklarla fışkırması ile oluşan kaynaklardır.



    UYARI : Yerin derinliklerinde bulunan suların sıcaklığı yıl i&#231;inde fazla bir değişme g&#246;stermez. Fay kaynakları volkanik ve kırıklı b&#246;lgelerde g&#246;r&#252;l&#252;r.



    T&#252;rkiye’de Sıcak Su Kaynaklarının Dağılışı



    T&#252;rkiye kaplıca ve ılıca bakımından zengin bir &#252;lkedir. Bursa, İneg&#246;l, Yalova, Bolu, Haymana, Kızılcahamam, Sarıkaya, Erzurum, Sivas Balıklı &#199;ermik, Afyon, K&#252;tahya, Denizli &#231;evresindeki kaplıca ve ılıcalar en &#252;nl&#252;leridir.





    Karstik Şekiller



    Yağışlar ve yer altı suları, kalker, jips, kayatuzu, dolomit gibi eriyebilen, kırık ve &#231;atlakların &#231;ok olduğu taşların bulunduğu yerlerde, kimyasal aşınıma neden olurlar. Kimyasal aşınım sonunda oluşan şekillere karstik şekiller denir.



    Karstik Aşınım Şekilleri



    Yağışların ve yeraltı sularının oluşturduğu karstik aşınım şekillerinin aşınım şekillerinin b&#252;y&#252;kl&#252;kleri değişkendir. Karstik aşınım şekilleri şunlardır :



    Lapya : Kalkerli yama&#231;larda yağmur ve kar sularının y&#252;zeyi eriterek a&#231;tıkları k&#252;&#231;&#252;k oluklardır. Oluşan &#231;ukurluklar keskin sırtlarda yan yana sıralandığından y&#252;zey p&#252;r&#252;zl&#252;d&#252;r. B&#252;y&#252;kl&#252;kleri birka&#231; cm ile birka&#231; metre arasında değişir.



    Dolin : Kalker platolar &#252;zerinde g&#246;r&#252;len, oval şekilli erime &#231;ukurluklarıdır. Genellikle derinlikleri az, genişlikleri fazladır. T&#252;rkiye’de &#246;zellikle Toroslar’da dolinler yaygın olarak g&#246;r&#252;l&#252;r. Halk arasında kokurdan, koyak, tava gibi adlar verilir. Dolinler oluşum şekillerine g&#246;re iki gruba ayrılır :



    Erime Dolini : Kalker y&#252;zeyler &#252;zerinde, yağış sularının eritmesiyle oluşan karstik şekildir. Erime dolinlerinin tabanında y&#252;zey sularının derine doğru sozdığı &#231;atlak ve delikler bulunur. Dolin tabanlarında erimeden geriye kalan killi materyalin birikmesiyle oluşan terra rossa toprakları bulunur.



    &#199;&#246;kme Dolini : Yeraltında bulunan mağara sistemlerinin tavanlarının incelerek &#231;&#246;kmesi ile oluşan karstik şekillerdir. &#199;&#246;kme dolinleri, derinliklerinin fazla oluşu, yama&#231;larının eğimli oluşu ve tabanlarındaki iri bloklar halinde maddeler bulunması nedeniyle erime dolinlerinden kolayca ayırtedilirler.



    Uvala : Genişleyip, derinleşen dolinlerin birleşmesiyle oluşan, dolinlerden daha b&#252;y&#252;k &#231;ukurluklardır. Uvaların d&#252;zensiz şekle sahip olması ve tabanlarındaki erimeden geriye kalan kalker &#231;ıkıntıları dolinlerden kolayca ayırtedilmesini sağlar.



    Obruk : Baca veya kuyu şeklinde, keskin k&#246;şeli, derin &#231;ukurluklara obruk denir. Derinliği 250-300 m’yi bulabilen obrukların bazılarının tabanında g&#246;l bulunur. T&#252;rkiye’de İ&#231; Anadolu’nun g&#252;neyinde ve Toroslar’da yaygın olarak obruklar g&#246;r&#252;l&#252;r. İ&#231;el’deki Cennet-Cehennem mağaraları ve Konya’daki Kız&#246;ren obruğu &#252;lkemizdeki en g&#252;zel &#246;rneklerdir.



    Polye : Karstik y&#246;relerdeki genişliği birka&#231; kilometre olan, uzunluğu 20-30 kilometreyi bulan, hatta ge&#231;ebilen ova g&#246;r&#252;n&#252;ml&#252; b&#252;y&#252;k karstik &#231;ukurlara polye denir. T&#252;rkiye’de &#246;zellikle Toroslar’da polyeler yaygındır. &#214;rneğin; Akdeniz B&#246;lgesi’ndeki Ketsel, Elmalı ve Akseki ovası birer polyedir.



    Mağara : Kalkerli arazilerde &#231;atlaklar boyunca yeraltına sızan suların oluşturduğu b&#252;y&#252;k boşluklara mağara denir. Damlataş, Narlıkuyu, D&#252;den, İnsuyu, Kızılin mağaraları en &#252;nl&#252;leridir.



    D&#252;den : Kalkerli arazide erime ile oluşan daire bi&#231;imli kapalı &#231;ukurluklara d&#252;den denir. D&#252;denler yer altı sularını birbirine bağlayan kanallardır. D&#252;denlere halk arasında su &#231;ıkan, su batan gibi adlar da verilir.



    K&#246;r (&#199;ıkmaz) Vadi : Karstik y&#246;relerdeki akarsular bir d&#252;dende kaybolarak akışını yeraltında s&#252;rd&#252;r&#252;r. Bu akarsuların yery&#252;z&#252;nde s&#252;reklilik g&#246;stermeyen vadilerine k&#246;r (&#231;ıkmaz) vadi denir.



    Karstik Birikim Şekilleri



    Kimyasal birikim şekilleri, kalsiyum karbonat&#231;a zengin suların i&#231;indeki karbondioksit gazının u&#231;ması ve kalsiyum oksidin (kirecin) tortulanmasıyla oluşur. Karstik birikim şekilleri sarkıt, dikit ve travertendir.



    Sarkıt-Dikit



    Kalsiyum karbonat&#231;a zengin suların mağara tavanından sızarak i&#231;indeki kirecin tavanda birikmesi ile sarkıtlar, damlayarak tabanında birikmesi ile dikitler oluşur. Karstik alanlardaki mağaralarda g&#246;r&#252;len bu şekillerin en g&#252;zel &#246;rnekleri Damlataş Mağarası’nda bulunmaktadır.



    Traverten



    Genellikle sıcak su kaynaklarının yakınında ve kalsiyum karbonatlı suların yayılarak aktığı alanlarda, kirecin &#231;&#246;kelmesi ile oluşan basamaklardır. En g&#252;zel &#246;rnekleri Denizli-Pamukkale’dedir.



    T&#252;rkiye’deki Karstik Şekiller



    T&#252;rkiye’de karstik şekiller yaygın olarak,

    Toros Dağları’nda
    İ&#231; Anadolu’da Sivas ve &#231;evresinde (&#246;zellikle jips kartsı)
    Batı Karadeniz’de ve G&#252;neydoğu Anadolu B&#246;lgesi’nin g&#252;neyinde g&#246;r&#252;l&#252;r. Bu alanlarda &#231;ıplak kayalar geniş yer kaplar. Toprak erime sonucunda oluşmuş &#231;ukur alanlarda toplanmıştır. Karstik alanların y&#252;zeyinin su bakımından fakir olması, tarım olanaklarını sınırlamaktadır. T&#252;rkiye’nin y&#252;z&#246;l&#231;&#252;m&#252;n&#252;n yaklaşık 1/5’inde bu t&#252;r şekiller g&#246;r&#252;lmektedir. Karstik şekillerin en yaygın olduğu b&#246;lge ise kalkerli arazinin geniş alan kapladığı Akdeniz’dir.


    R&#252;zgarlar



    R&#252;zgarlar da aşındırma ve biriktirme yolu ile yery&#252;z&#252;n&#252; şekillendiren &#246;nemli bir dış g&#252;&#231;t&#252;r. Buharlaşmanın yağıştan &#231;ok olduğu b&#246;lgelerde yani kurak ve yarı kurak b&#246;lgelerde yery&#252;z&#252;n&#252; şekillendirici &#246;nemli etkileri vardır.



    R&#252;zgar Aşındırması



    G&#252;nl&#252;k sıcaklık farklarının fazla olduğu &#231;&#246;llerde fiziksel (mekanik) &#231;&#246;z&#252;lmeler şiddetlidir. R&#252;zgarlar buralarda oluşan kırıntıları; tozları ve ince kumları havaya kaldırır. R&#252;zgarların havalandırdığı bu par&#231;alar &#231;arptıkları yerleri aşındırır. R&#252;zgar aşındırmasına korrazyon denir.

    R&#252;zgarın aşındırma yapabilmesi i&#231;in,

    Zemin yapısının gevek
    Bitki &#246;rt&#252;s&#252;n&#252;n cılız,
    Yağışların az
    olması gerekir.

    R&#252;zgar aşındırması ile oluşan şekiller yardang ve mantarkayadır.



    Yardang : Tortul kayaların zayıf kısımlarının aşındırması ile r&#252;zgar y&#246;n&#252;ne paralel uzanan U profilli oluklar oluşur. Yardang adı verilen bu şekiller Orta Asya’da yaygındır.



    Mantarkaya : Kurak ve yarı kurak b&#246;lgelerde kayaların &#246;zellikle alt kısımlarının r&#252;zgarlar tarafından aşındırılması ile oluşan şekillerdir.



    UYARI : Mantarkaya oluşumunda, aşınmanın alt kısımlarda fazla olmasının nedeni r&#252;zgarın g&#252;c&#252;n&#252;n bu b&#246;l&#252;mlerde yoğunlaşmasıdır.



    R&#252;zgar Biriktirmesi



    R&#252;zgarların hızı azaldığı zaman taşıma g&#252;c&#252;de azalır. Taşıma g&#252;c&#252; azaldığında taşınan kumlar, tozlar ve &#231;akıllar yere &#231;&#246;kelir. R&#252;zgarların kurak, yarı kurak b&#246;lgelerden taşıyıp nemli b&#246;lgelerde biriktirdiği maddelere l&#246;s adı verilir. L&#246;sler verimli topraklardır. T&#252;rkiye’de r&#252;zgarlar &#246;nemli bir dış etken değildir. Irmakların ağız b&#246;l&#252;mlerinde, kumsallarda, bitki &#246;rt&#252;s&#252;n&#252;n cılız olduğu yerlerde y&#252;kseklikleri 5-6 m’yi bulan kum tepecikleri oluşmuştur.

    İ&#231; Anadolu’da Karapınar &#231;evresinde geniş yer kaplayan kumulların olumsuz etkisi ağa&#231;landırma ile &#246;nlenmiştir.



    Kumullar



    R&#252;zgarların taşıdığı kumların &#231;&#246;kelmesiyle kumullar oluşur. Gevşek yapıya sahip olan kumullar s&#252;rekli yer değiştirmektedirler. Orta Asya &#231;&#246;llerinde oluşan hilal bi&#231;imli kumullara ise barkan adı verilir.



    Buzullar



    Kalıcı Kar Sınırı



    Kutuplar &#231;evresinde ve dağların y&#252;ksek kısımlarında hava sıcaklığı d&#252;ş&#252;k olduğundan yağışlar kar bi&#231;imindedir. Yoğun karların t&#252;m&#252; yıl i&#231;inde eriyemez. Erimeden kalan bu karlara kalıcı kar ya da toktağan kar denir. Kalıcı karların başladığı y&#252;ksekliğe kalıcı kal sınırı denir.



    Kalıcı Kar Sınırı



    Enleme ve bakı durumuna g&#246;re kalıcı kar sınırı değişmektedir. &#214;rneğin : Kuzey Yarım K&#252;re’de bulunan T&#252;rkiye’de dağların yama&#231;larında kalıcı kar sınırı daha d&#252;ş&#252;k, g&#252;ney yama&#231;larında ise daha y&#252;ksektir. &#199;&#252;nk&#252; g&#252;ney yama&#231;lar, bakının etkisi nedeniyle kuzey yama&#231;lara g&#246;re daha sıcaktır. Bu durum kalıcı kar sınırını etkileyen temel etkenin sıcaklık olduğunu g&#246;stermektedir. Enlem etkisi nedeniyle kalıcı kar sınırı, sıcak kuşakta 5000-6000 m iken orta kuşakta bulunan T&#252;rkiye’de 3500-4000 m arasında değişmektedir. Kutuplarda ise 0 m’ye kadar iner.



    UYARI : Kalıcı kar sınırı aynı enlem &#252;zerindeki noktalarda farklılık g&#246;stermesi karasallığın bir sonucudur. &#220;lkemizde batıdan doğuya doğru gidildik&#231;e karasallığın etkisiyle kalıcı kar sınırı y&#252;kselir.



    Buzul Oluşumu ve Hareketi



    Buzulların yukarı b&#246;l&#252;m&#252;ne beslenme b&#246;lgesi, en alttaki dil kısmına ise erime b&#246;lgesi denir. Yukarı b&#246;l&#252;m&#252;nden beslenen buzullar dil b&#246;lgesinde eriyerek k&#252;&#231;&#252;l&#252;r. Buzul ilerlemesi, beslenmeye bağlı olarak buzulun boyunun uzamasıdır. Buzulun gerilemesi ise, dil kısmındaki erimeler sonucu boyunun kısalmasıdır.



    UYARI : IV. Zamanda T&#252;rkiye’de sadece y&#252;ksek dağlarda buzullaşmalar yaşanmıştır. Bu nedenle T&#252;rkiye’de buzullaşmanın etkilediği alan &#231;ok geniş değildir.



    Buzul T&#252;rleri



    Oluşum yerlerine g&#246;re d&#246;rt buzul t&#252;r&#252; vardır.



    Sirk buzulu : Dağların tepesindeki ve y&#252;ksek yama&#231;lardaki k&#252;&#231;&#252;k &#231;anaklarda yeni oluşmaya başlayan buz t&#252;r&#252;d&#252;r.



    Vadi buzulu : S&#252;rekli beslenerek sirkten taşan ve vadi boyunca aşağı hareket eden buzul t&#252;r&#252;d&#252;r.



    &#214;rt&#252; buzulu : &#199;ok geniş alanlara yayılan, kilometrelerce alan kaplayan buzul t&#252;r&#252;d&#252;r.



    Takke buzulu : Dağların b&#252;t&#252;n yama&#231;larını kuşatan buzul t&#252;r&#252;d&#252;r.



    Buzulların Aşındırma Şekilleri



    Buzullar da akarsular ve r&#252;zgarlar gibi aşındırma ve biriktirme yaparak yery&#252;z&#252;n&#252; şekillendiren &#246;nemli bir dış g&#252;&#231;t&#252;r. Buzul aşındırmasına glasyon erozyon da denir. Buzul aşındırması ile oluşan yery&#252;z&#252; şekilleri buzul vadisi, sirk (buz yalağı) ve h&#246;rg&#252;&#231; kayadır.



    Buzul Vadisi : Buzulun i&#231;inde hareket ettiği, enine kesiti U şeklinde olan akarsu vadisinden daha b&#252;y&#252;k aşınım şeklidir. Dağ yama&#231;larında oluşur. S&#252;rekli iniş g&#246;stermeyen buzul vadilerinin boyu akarsu vadilerine g&#246;re daha kısadır.



    Sirk (Buz Yalağı) : Buzulun ilk oluşmaya başladığı yerde oluşan k&#252;&#231;&#252;k aşınım &#231;ukurluğudur.



    H&#246;rg&#252;&#231; Kaya : Buzul tarafından diren&#231;li kayaların daha az aşındırması ile oluşan h&#246;rg&#252;ce benzer tepeciktir.



    Buzulların Biriktirme Şekilleri



    Buzullar hareket ederken, kopardıkları taş ve toprakları beraberinde s&#252;r&#252;kler. Buzulun beslenmesi sona erdiğinde buzul eriyerek k&#252;&#231;&#252;lmeye başlar. Bu sırada buzulun taşıdığı maddeler &#231;eşitli yerlerde birikir. Biriken bu maddelere moren ya da buzultaş denir. Morenler bulundukları yere g&#246;re cephe morenleri, yan morenler ve dip morenleri olarak gruplandırılır.



    Okyanuslar ve Denizler



    Okyanus, Deniz



    Yerk&#252;re’nin &#231;ukur yerlerini dolduran ve birbiriyle bağlantısı bulunan su k&#252;tleleri okyanusları ve denizleri oluşturur.



    Okyanus : Kıtaları birbirinden ayıran geni su k&#252;tlelerine okyanus denir. &#214;rnek : Atlas Okyanusu, B&#252;y&#252;k Okyanus (Pasifik Okyanusu), Hint Okyanusu



    Deniz : Okyanusların kıta i&#231;lerine doğru uzanan kollarına deniz denir. Denizler okyanuslarla bağlantılarına g&#246;re ikiye ayrılır.



    Kenar Deniz : Okyanus kıyılarında, okyanuslardan adalarla ayrılan denizlere denir. &#214;rnek : Japon Denizi, &#199;in Denizi (Sarı Deniz), Umman Denizi, Kuzey Buz Denizi, Antiler, Tasman Denizi, Mercan Denizi, Bering Denizi, Karayip Denizi



    İ&#231; Deniz : Okyanuslara boğazlar aracılığıyla bağlanan kara i&#231;lerine sokulmuş denizlere denir. &#214;rnek : Akdeniz, Kızıldeniz, batlık Denizi, Karadeniz, Marmara Denizi, Azak Denizi



    Okyanuslarla Denizlerin Karşılaştırılması

    Okyanuslarla denizlerin &#246;zellikleri birbirinden farklıdır.




    OKYANUSLAR
    DENİZLER

    DERİNLİK
    Denizlere oranla derinlik daha fazladır.
    Okyanuslara oranla derinlik daha azdır.

    KAPLADIĞI ALAN
    Denizlere oranla kapladığı alan daha geniştir.
    Okyanuslara oranla kapladığı alan dardır.

    KARALARDAN ETKİLENME
    Denizlere oranla karaların sıcaklık koşullarından daha az etkilenirler.
    Okyanuslara oranla karaların sıcaklık koşullarından daha &#231;ok etkilenirler.

    TUZLULUK
    Okyanusların tuzluluğu %033,5 - %0 37,5 arasında değişir.
    Denizler bulundukları alanların &#246;zelliklerinden daha kolay etkilenirler ve tuzlulukları daha &#231;ok değişir. Denizlerin Tuzluluğu %01,5 - %065 arasında değişir.

    AKINTILAR
    S&#252;rekli r&#252;zgarların etkisiyle b&#252;y&#252;k akıntı sistemleri g&#246;r&#252;l&#252;r.
    Seviye ve yoğunluk farklarıyla oluşan k&#252;&#231;&#252;k akıntı sistemleri g&#246;r&#252;l&#252;r.




    Deniz suyunun Sıcaklığı



    Deniz suyu sıcaklığının yatay dağılışı enleme, akıntılara, mevsime, yoğunluğa (tuzluluğa) buzullarla bağlı olarak değişir. Denizlerde bulunan buzullar iki t&#252;rl&#252;d&#252;r.



    Aysberg (Buz dağı) : Buzullardan kopup, denize kadar ulaşan kalın buzul par&#231;aları deniz i&#231;inde ilerlemeye devam eder. Buzun yoğunluğu, deniz suyunun yoğunluğundan az olduğu i&#231;in su tarafından kaldırılır. Y&#252;zlerce metre kalınlıkta ve kilometrelerce uzunluktaki bu buz dağlarına aysberg denir.



    UYARI : Deniz suyu sıcaklığını etkileyen temel etken enlemdir. Ekvator’a yakın enlemlerde deniz suyu sıcaklığı y&#252;ksektir. Kutuplara yaklaştık&#231;a su sıcaklığı azalır. Tatlı su 0&#176; C de donar. Tuzlu su ise yaklaşık -2&#176;C donar. Bu nedenle Ekvator’dan kutuplara doğru deniz suyunun donma olasılığı artar. Kutup &#231;evrelerinden denizlere katılan aysbergler akıntıların etkisiyle Kuzey Yarım K&#252;re’de 40&#176; enlemine, G&#252;ney Yarım K&#252;re’de ise 35&#176; enlemine kadar inebilir.



    Bankiz : Kutup &#231;evresindeki denizlerde, suyun donması ile oluşan buz k&#252;tleleridir. Donma, kıyılarda başlar ve sıcaklık d&#252;şt&#252;k&#231;e artar. Deniz y&#252;zeyini kaplayan buz kristalleri gittik&#231;e kalınlaşır, Buz tabakası halini alır. Bankiz adı verilen buz tabakası yaz aylarında sıcaklığın artması ile k&#252;&#231;&#252;lerek dağılır.



    Deniz Suyunun Tuzluluğu



    Bir litre deniz suyunda erimiş halde bulunan madensel tuzların gram olarak ağırlığına tuzluluk oranı denir. Deniz suyunun tuzluluğu litre/gram ya da %0 olarak ifade edilir. Tuzluluk oranı okyanuslarda %0 33,5 - %0 37,5 arasında, denizlerde %0 1,5 - %0 65 arasında değişir. Deniz suyunun tuzluluğunu değiştiren etmenler aşağıda sıralanmıştır.



    Buharlaşma : Deniz suyunun buharlaşması tuzluluğunu artırır.



    Yağış Miktarı : Yağış miktarı arttık&#231;a deniz suyunun tuzluluğu azalır.



    Akarsu Sayısı ve Akım Miktarı : Denize ulaşan akarsu sayısı ve akarsuyun taşıdığı su miktarı arttık&#231;a, deniz suyunun tuzluluğu azalır.



    Buzul Oluşumu : Deniz suyunun karalarda buzul olarak birikmesi ya da deniz suyunun donması tuzluluğu artırır. Kar ve buzul erimeleri ise tuzluluğu azaltır.



    Deniz Suyunun Hareketleri



    Deniz suları akarsular, r&#252;zgarlar, buzullar gibi aşındırma ve biriktirme yolu ile yery&#252;z&#252;n&#252; şekillendirir. Deniz suları &#231;eşitli etkenlerle hareket etmektedir. Bu hareketlerden en etkili olanlar,



    Dalgalar
    Gel-git
    Akıntılar


    Dalgalar



    Dalgalar, deniz ve g&#246;llerdeki kuzey sularının periyodik salınımlarıdır. Dalga oluşumunun temel nedeni r&#252;zgarlardır. Deniz y&#252;zeyini yalayarak esen r&#252;zgarlar, s&#252;rt&#252;nme nedeniyle durgun sulara hareket kazandırır. Deniz y&#252;zeyi p&#252;r&#252;zlenir ve s&#252;rekli bi&#231;im değiştirir. Deniz y&#252;zeyinin salınım hareketine dalgalanma deniz y&#252;zeyinde beliren p&#252;r&#252;ze dalga denir.

    R&#252;zgarlar dışında depremler, volkanik hareketler ve deniz altında &#231;&#246;kmelerde dalgaları oluşturur. Bu t&#252;r dalgalara tsunami denir.



    Dalga Elemanları



    Dalga, 4 temel elemandan oluşur. Bunlar, dalga sırtı, dalga &#231;ukuru, dalga boyu ve dalga y&#252;ksekliğidir.



    Dalga Sırtı : Dalgalı bir deniz y&#252;zeyinde suların y&#252;kselen kısmına dalga sırtı denir.



    Dalga &#199;ukuru : Dalgalı bir deniz y&#252;zeyinde suların al&#231;alan kısmına dalga &#231;ukuru denir.



    Dalga Boyu : Birbirini izleyen iki dalga sırtı arasındaki uzaklığa dalga boyu denir.



    Dalga Y&#252;ksekliği : Dalga sırtı ile dalga &#231;ukuru arasındaki y&#252;kseklik farkına dalga y&#252;ksekliği denir.



    Dalga &#199;atlaması



    Dalgalar derin denizlerde kolayca oluşur. Ancak, derinliğin dalga boyundan daha az olan yerlere yaklaştık&#231;a, dibe olan s&#252;rt&#252;nmeden dolayı dalga hareketi engellenir ve dalgaların şekli bozulur. Bu olaya dalga &#231;atlaması veya kırılması denir. Kıyı sığlaştık&#231;a dalga &#231;atlaması artar.



    Dalga Aşındırma Şekilleri



    Dalga aşındırmasına abrazyon denir. Dalgalar, &#252;&#231; bi&#231;imde aşındırma yaparak kıyıları şekillendirirler :



    Su k&#252;tlesinin kıyıya &#231;arparken yaptığı basın&#231; etkisiyle kıyı aşındırılır.
    Dalga i&#231;indeki kum, &#231;akıl gibi maddelerin kıyıya şiddetli &#231;arpmasıyla kıyı aşındırılır.
    Deniz suyunun kıyıdaki tabakaları eritmesiyle (kimyasal yolla) kıyı aşındırılır.


    Dalga aşındırma şekilleri :



    Falez (Yalıyar) : Dalgalar aşındırma yaparken &#246;nce &#231;arptıkları kıyı boyunca bir &#231;entik a&#231;ar. Buna dalga oyuğu denir. Dalga oyukları derinleştik&#231;e &#252;zerindeki k&#252;tleler kopar ve d&#252;şer. B&#246;ylece kıyı boyunca diklikler oluşur. Bu dikliklere falez ya da yalıyar adı verilir. T&#252;rkiye’de, Karadeniz ve Akdeniz kıyılarında g&#252;zel falez &#246;rnekleri g&#246;r&#252;lmektedir.



    Kıyı Aşınım D&#252;zl&#252;ğ&#252; : Dalgaların kıyıyı kara i&#231;ine doğru aşındırması ve kıyıyı geriletmesi ile oluşan falezler &#246;n&#252;nde az eğimli bir y&#252;zey gelişir. Kıyı aşınım d&#252;zl&#252;ğ&#252; ya da abrazyon platformu adı verilen bu d&#252;zl&#252;klerin &#252;zeri genellikle kum ve &#231;akıllarla kaplıdır.



    UYARI : Dalga ve akıntılar dik kıyılarda aşındırma; al&#231;ak ve basık kıyılarda ise biriktirme yolu ile kıyıyı şekillendirir.



    Kıyı Birikim Şekilleri



    Denizin sığlaştığı yerlerde, dalgalar ve akıntılar tarafından taşınan maddelerin biriktirmesi ile oluşan şekillerdir.



    Kumsal : Kıyılarda dalga ve akıntıların taşıdıkları maddeleri biriktirmesi ile oluşan alanlara kumsal denir. Girintili-&#231;ıkıntılı bir kıyıda dalgalar, denize &#231;ıkıntı yapan dik burunlarda aşındırma, buradan kopardıkları maddeleri koy i&#231;lerine taşıyarak kumsalların oluşmasını sağlar. Bu nedenle kumsallar genellikle koy i&#231;lerinde yer alır ve bir şerit halinde uzanır.



    Kıyı Kordonu (Kıyı Oku) : Dalga ve akıntıların kıyıdan taşıdıkları maddeleri k&#252;&#231;&#252;k koylarda biriktirmesi ile oluşan, bir ucu karaya bağlı ve deniz doğru ok şeklinde uzanan yığıntılardır. Kıyı kordonu bir koyun &#246;n&#252;n&#252; kapatacak şekilde gelişirse kıyı kordonu gerisinde lag&#252;n oluşur.



    Lag&#252;n (Deniz Kulağı) : Kıyı kordonunun bir koyun &#246;n&#252;n&#252; kapatması ile oluşan g&#246;llere lag&#252;n, deniz kulağı ya da kıyı set g&#246;l&#252; denir.

    &#214;rneğin B&#252;y&#252;k &#199;ekmece, K&#252;&#231;&#252;k &#199;ekmece ve Terkos g&#246;lleri birer lag&#252;nd&#252;r.



    Tombolo (Bağlama Seti) : Kıyı okları karaya yakın adalara doğru oluştuklarında, zamanla ada ile ana kara birbirine bağlanır. Oluşan bu şekle tombolo denir. &#214;rneğin Marmara B&#246;lgesi’ndeki Kapıdağ Yarımadası bir ada iken, tombolo ile ana karaya bağlanmıştır. Ayrıca Sinop ili de bir tombolo &#252;zerinde kurulmuştur.



    Gel – Git



    Gel-Git, Ay’ın ve G&#252;neş’in &#231;ekim g&#252;c&#252;n&#252;n etkisiyle D&#252;nya’daki su k&#252;tlelerinin al&#231;alması ve y&#252;kselmesi olayıdır. Ancak Ay, D&#252;nya’ya en yakın g&#246;k cismi olduğundan gel git olayında daha etkilidir. Bir yerdeki gel-git, g&#252;n i&#231;inde 2 kabarma 2 &#231;ekilme bi&#231;iminde 6 saatte bir ger&#231;ekleşir. Bu seviye değişmelerinde her g&#252;n bir &#246;nceki g&#252;ne g&#246;re 50 dakikalık bir gecikme olur. &#199;&#252;nk&#252; ay, D&#252;nya’nın &#231;evresindeki d&#246;n&#252;ş&#252;n&#252; 24 saat 50 dakikada tamamlamaktadır.



    UYARI : Gel-git genliğinin fazla olduğu denizlerde akarsu ağızlarında hali&#231;ler, az olduğu denizlerdeki akarsu ağızlarında ise delta oluşur. T&#252;rkiye’deki denizler i&#231; deniz olduğu i&#231;in gel-git belirgin değildir. Bu nedenle akarsu ağızlarında hali&#231; oluşmaz.



    Gel-Git Genliği



    Suların kabarma ve al&#231;alması arasındaki seviye farkına gel-git genliği denir. Gel git genliği, okyanus ortalarında 60-80 cm, i&#231; denizlerde 30 cm, kenar denizlerde 80-120 cm arasındadır.

    Bir yerdeki gel git genliği, ay ve yıl i&#231;inde de değişir.



    Ay i&#231;inde : Ay i&#231;inde yeniay ve dolunay d&#246;nemlerinde gel-git genliği b&#252;y&#252;kt&#252;r. &#199;&#252;nk&#252; bu d&#246;nemlerde Ay’ın &#231;ekim g&#252;c&#252;ne G&#252;neş’in &#231;ekim g&#252;c&#252; de eklenir.



    Yıl i&#231;inde :Yıl i&#231;inde 21 Mart – 23 Eyl&#252;l tarihlerinde gel git genliği b&#252;y&#252;kt&#252;r. &#199;&#252;nk&#252; bu d&#246;nemlerde Ay’ın &#231;ekim g&#252;c&#252;ne G&#252;neş’in &#231;ekim g&#252;c&#252; de eklenir.



    Akıntılar



    Deniz ve okyanus sularının k&#252;tlesel olarak yer değiştirmesine akıntı denir. Akıntıların nedenleri :



    Dalgalar : Dalgaların kıyıya &#231;arpması, suların bir kısmının dibe dalmasına ya da y&#252;zeyde y&#246;n değiştirmesine neden olur.



    Seviye ve Tuzluluk (Yoğunluk) Farkı : Seviye ve tuzluluk farkı alt ve &#252;st akıntılara neden olur. Daha ağır olan tuzlu sular alt akıntılarla, az tuzlu sular &#252;st akıntılarla yer değiştirir.



    S&#252;rekli R&#252;zgarlar : Y&#252;zey suları s&#252;rekli r&#252;zgarlarla s&#252;r&#252;klendiği i&#231;in akıntıların temel nedenidir.



    Gel-Git : Suların kabarması ve al&#231;alması sırasında oluşan seviye farkı akıntılara neden olur. Akıntılar suların kabarması sırasında karaya, al&#231;alması sırasında denize doğrudur.



    Okyanus Akıntıları



    Akıntıların y&#246;nleri ile hakim r&#252;zgar y&#246;nleri arasında sıkı bir ilişki vardır. Her iki yarım k&#252;re okyanuslarında hakim r&#252;zgar sistemlerine bağlı olarak kapalı akım dairleri oluşmuştur.

    Kuzey Amerika kıtasının doğu kıyısı boyunca g&#252;ney enlemlere doğru inen Labrador soğuk su akıntısı ile Batı R&#252;zgarları ile Meksika k&#246;rfezinden İskandinav yarımadasına kadar ulaşan Golfstream sıcak su akıntısı en &#246;nemlileridir.



    Kıyı Tipleri



    Yer şekillerinin uzanış y&#246;n&#252;ne, kıyıdaki tabakaların &#246;zelliğine ve etkili olan dış g&#252;&#231;lerin niteliğine bağlı olarak &#231;eşitli kıyı tipleri belirmiştir. Bunlar, boyuna, enine, al&#231;ak, rialı, volkanik, hali&#231;li, fiyord, skyer ve resifli kıyılardır.



    Boyuna Kıyılar : Dağların kıyıya paralel uzandığı kıyı tipidir. Bu kıyı tipinde; Dağlar denize paraleldir. Kıyıda girinti-&#231;ıkıntı azdır. Kıta sahanlığı (şelf) dardır. Doğal limanlar azdır. Deniz etkileri i&#231;erilere fazla sokulamaz. Y&#252;ksek, falezli kıyılardır. Boyuna kıyıların &#246;zel bir t&#252;r&#252; Dalma&#231;ya tipi kıyılardır.



    UYARI : Hali&#231;li, fiyordlu, volkanik, skyer, watt ve mercan kıyı tipleri T&#252;rkiye’de g&#246;r&#252;lmez.



    Enine Kıyılar : Dağların denize dik uzandığı kıyılarda, dağlar arasındaki &#231;&#246;k&#252;nt&#252; alanlarının deniz suyu altında kalmasıyla oluşmuş kıyılardır. Bu kıyı tipinde dağlar denize dik uzanır. Kıta sahanlığı (şelf) geniştir. Kıyı &#231;ok girintili, &#231;ıkıntılıdır. Koy, k&#246;rfez ve limanlar fazladır. Denizel iklim i&#231;erilere kadar sokulur. Kıyı birikinti ovaları fazladır.



    Al&#231;ak Kıyılar : Geniş ovaların bulunduğu yerlerdeki kıyı tipidir. Bu kıyı tipinde kıyı &#231;izgisi genellikle d&#252;z olup, kıyı okları ve kıyı setleri fazladır. Al&#231;ak kıyıların &#246;zel bir tipi Watt tipi kıyılardır.



    Watt Kıyı Tipi : Gel-git olayının belirgin olduğu al&#231;ak kıyılarda sular &#231;ekildiğinde deniz dipleri y&#252;zeye &#231;ıkar. Bu durumun g&#246;r&#252;ld&#252;ğ&#252; yerlerdeki kıyı tipine Watt kıyı tipi denir.



    Rialı Kıyılar : Nispeten y&#252;ksek ve akarsularla derin bir şekilde yarılmış olan bir alanda, vadilerin aşağı kesimlerinin sular altında kalmasıyla oluşan kıyı tipidir.



    Volkanik Kıyılar : Oluşumları volkanizmaya bağlı adaların kıyı tipidir. Her taraftan dalga aşındırmasına uğrayan volkanik kıyılarda gelişkin falezler ve dar kıyı aşınım d&#252;zl&#252;ğ&#252; vardır. En g&#252;zel &#246;rnekleri Hawai ve Endonezya adaları kıyılarında g&#246;r&#252;lmektedir.



    Hali&#231;li Kıyılar : Y&#252;kseltisi az ve akarsularla hafif&#231;e yarılmış bir platonun veya tepelik bir alanda bulunan vadilerin aşağı kesimlerinin sular altında kalmasıyla oluşan kıyı tipidir. Hali&#231;li kıyıların &#246;zel bir t&#252;r&#252; limanlı kıyılardır.



    Limanlı Kıyılar : Hali&#231;lerin ağızlarının, zamanla kıyı okları ile kapatılarak, a&#231;ık deniz etkilerine karşı korunaklı koylar haline getirilmesi sonucu oluşan kıyılardır.



    Fiyord Kıyılar : Buzulların oluşturduğu U şeklindeki vadilerin sular altında kalmasıyla oluşan kıyı tipidir.



    Skyer Kıyılar : &#214;rt&#252; buzullarının oluşturduğu h&#246;rg&#252;&#231; kayalar ile moren depoların oluşturduğu tepelerin sular altında kalmasıyla oluşan kıyı tipidir.



    Resifli (Mercanlı) Kıyılar : Mercan resiflerinin kıyılarda oluşturdukları &#246;zel bir kıyı tipidir. Sıcak kuşağa &#246;zg&#252;d&#252;rler Resifin oluşum şekline g&#246;re kenar resifi, set resifi ve atoller olarak alt tiplere ayrılır. Atoller &#231;ember şeklinde kıyılar oluşturur.



    G&#246;ller



    G&#246;l : Karalar &#252;zerindeki &#231;ukur alanlarda birikmiş ve belirli bir akıntısı olmayan durgun su k&#252;tlelerine g&#246;l denir.

    G&#246;ller tek tek bulundukları gibi yan yana birden fazla da bulunabilirler. G&#246;llerin yan yana bulundukları b&#246;lgelere g&#246;ller y&#246;resi denir.



    G&#246;llerin &#214;zellikleri



    G&#246;llerin bulundukları b&#246;lgenin iklimi, jeolojik ve jeomorfolojik &#246;zellikleri;

    G&#246;l&#252;n b&#252;y&#252;kl&#252;ğ&#252; : D&#252;nya &#252;zerindeki g&#246;llerin b&#252;y&#252;kl&#252;kleri değişkendir. Hazar G&#246;l&#252; D&#252;nya’nın en b&#252;y&#252;k g&#246;l&#252;d&#252;r. (424.000 km2)
    G&#246;l&#252;n beslenmesi : G&#246;ller, yağış suları, akarsular ve kaynaklar tarafından beslenir.G&#246;llerin su seviyeleri beslenmeye bağlı olarak değişir. Bazı g&#246;ller fazla sularını bir akarsu ile deniz boşaltır. Bu akarsulara g&#246;l ayağı ya da gideğen denir. G&#246;le su taşıyan akarsulara ise geleğen denir. &#214;rneğin Manyas ve Ulubat (Apolyont) g&#246;lleri bir akarsu ile sularını Marmara Denizi’ne boşaltır.
    G&#246;l&#252;n derinliği : Tektonik ve krater g&#246;llerinin derinlikleri genellikle fazladır. D&#252;nya’nın en derin g&#246;l&#252; tektonik bir g&#246;l olan Baykal G&#246;l&#252;’d&#252;r.
    G&#246;l suyunun tuzluluğu : G&#246;l sularının i&#231;inde &#231;&#246;z&#252;nm&#252;ş halde madensel tuzlar bulunmaktadır. Buharlaşma nedeniyle g&#246;l suyunun tuz yoğunluğu artar. &#214;zellikle kapalı havzalarda y&#252;zeyden akış olmadığı i&#231;in g&#246;l suları tuzludur. &#214;rneğin &#252;lkemizdeki Burdur G&#246;l&#252; ve Tuz G&#246;l&#252;’n&#252;n suları tuzludur. A&#231;ık havza g&#246;llerinde ise, sular y&#252;zeyden boşaldığı i&#231;in madensel tuz oranı d&#252;ş&#252;k, buna bağlı olarak sular tatlıdır.
    G&#246;l suyunun sıcaklığı : G&#246;l suyunun sıcaklığı, g&#246;l&#252;n bulunduğu enleme, iklim koşullarına ve mevsime g&#246;re değişir. Ayrıca g&#246;l&#252;n derinliği, g&#246;l&#252;n bulunduğu y&#252;kselti ve g&#246;l&#252; besleyen sular da g&#246;l suyunun sıcaklığı &#252;zerinde etkilidir.
    G&#246;l suyunun hareketliliği : G&#246;l suyunun hareketliliği &#252;&#231; nedene bağlıdır :


    G&#246;l&#252;n beslenmesine ve havzadaki iklim koşullarına bağlı oluşan seviye farkı nedeniyle su seviyesinde değişiklik olur.
    G&#246;l y&#252;zeyinde r&#252;zgarlar etkisiyle dalgacıklar oluşur.
    G&#246;l y&#252;zeyinin bir b&#246;l&#252;m&#252;ndeki basın&#231; değişmeleri al&#231;alma ve y&#252;kselme şeklindeki ritmik hareketlere neden olur. Bunlara duran dalga ya da seş (seiches) dalgaları denir.


    G&#246;l Tipleri



    G&#246;ller, g&#246;l &#231;anağının oluşum &#246;zelliklerine g&#246;re yerli kaya g&#246;lleri ve set g&#246;lleri olarak iki ana b&#246;l&#252;mde toplanır.



    Yerli Kaya G&#246;lleri



    G&#246;l &#231;anağının &#231;eşitli nedenlerle ana kaya &#252;zerinde oluşturduğu g&#246;llerdir. G&#246;l &#231;anağını oluşturan etkene g&#246;re 4 gruba ayrılır.



    Tektonik G&#246;ller : Yerkabuğunun tektonik hareketleri sırasında oluşan &#231;anaklardaki g&#246;llerdir.



    Volkanik G&#246;ller : Volkanik patlamalar ile oluşan &#231;anaklardaki g&#246;llerdir. Krater g&#246;l&#252;, kaldera g&#246;l&#252; ya da maar g&#246;l&#252; gibi &#231;eşitleri vardır.



    Karstik G&#246;ller : Eriyebilen kaya&#231;ların bulunduğu yerlerde oluşan g&#246;llerdir.



    Buzul G&#246;lleri : Buzullaşma d&#246;neminde buzulların aşındırmasıyla oluşan &#231;anaklardaki g&#246;llerdir.



    G&#246;l Tipleri



    G&#246;ller, g&#246;l &#231;anağının oluşum &#246;zelliklerine g&#246;re yerli kaya g&#246;lleri ve set g&#246;lleri olarak iki ana b&#246;l&#252;mde toplanır.



    Set G&#246;lleri



    &#199;&#246;k&#252;nt&#252; &#231;ukurlarının, vadilerin ya da koyların &#246;n&#252;n&#252;n bir setle kapatılması sonucu oluşan g&#246;llerdir.



    Al&#252;vyal Set G&#246;lleri : Akarsuların yan kollarının taşıdıkları al&#252;vyonlarla ana akarsuyun &#246;n&#252;n&#252; kapatması ile oluşan g&#246;llerdir.



    Kıyı Set G&#246;lleri : Deniz akıntılarının oluşturduğu kıyı kordonlarının koyların &#246;n&#252;n&#252; kapatmasıyla oluşan sığ g&#246;llerdir. Bu g&#246;llere lag&#252;n adı da verilir.



    Moren Set G&#246;lleri : Buzullardan &#231;ıkan suların &#246;n&#252;n&#252;n moren setleri ile kapatılması sonucu oluşan g&#246;llerdir.



    Heyelan Set G&#246;lleri : Akarsu vadisinin &#246;n&#252;n&#252;n, toprak kayması sonucunda toprak k&#252;tlesi tarafından kapatılmasıyla oluşan g&#246;llerdir.



    Volkanik Set G&#246;lleri : Volkanik olaylar sırasında &#231;ıkan lavların bir &#231;ukurluğun &#246;n&#252;n&#252; kapatmasıyla oluşan g&#246;llerdir.



    Yapay Set G&#246;lleri : Akarsu vadisinin &#246;n&#252;n&#252;n yapay bir setle kapatılması ile oluşan baraj g&#246;lleridir. Baraj g&#246;lleri enerji &#252;retmek, i&#231;me ve sulama suyu sağlamak, erozyonu &#246;nlemek, taşkınlardan korunmak amacıyla yapılır.



    T&#252;rkiye’de G&#246;ller



    &#220;lkemizde g&#246;ller, g&#246;l oluşumuna uygun koşulların bulunduğu Marmara, İ&#231; Anadolu, Doğu Anadolu ve Akdeniz B&#246;lgesi’nde yoğunlaşmıştır. &#214;zellikle Akdeniz B&#246;lgesi’nin batı kesiminde, g&#246;llerin k&#252;melenmiş olduğu bir alan bulunmaktadır. Buraya G&#246;ller Y&#246;resi adı verilir.



    G&#246;ller Y&#246;resi : Batı Toroslar’ın i&#231; b&#246;l&#252;m&#252;nde k&#252;melenen Beyşehir, Eğridir, Burdur, Suğla, Kovada, Acıg&#246;l, Salda ve Yarışlı g&#246;llerinin bulunduğu alana g&#246;ller y&#246;resi adı verilir.



    Yerli Kaya G&#246;lleri



    Tektonik G&#246;ller : Sapanca G&#246;l&#252;, İznik G&#246;l&#252;, Ulubat G&#246;l&#252;, Manyas G&#246;l&#252;, Eber G&#246;l&#252;, Akşehir G&#246;l&#252;, Eğirdir G&#246;l&#252;, Acıg&#246;l, Burdur G&#246;l&#252;, Beyşehir G&#246;l&#252;, Kovada G&#246;l&#252;, Suğla G&#246;l&#252;, Seyfe G&#246;l&#252;, Tuzla G&#246;l&#252;, Tuz G&#246;l&#252;, Hozapin G&#246;l&#252;.



    Volkanik G&#246;ller : Acıg&#246;l (Konya), Acıg&#246;l (Nevşehir), Nemrut G&#246;l&#252;



    Karstik G&#246;ller : Sultan Obruk G&#246;l&#252;, &#199;ıralıdeniz G&#246;l&#252;, Meyil G&#246;l&#252;, Pozan G&#246;l&#252;, Avlan G&#246;l&#252;, Karag&#246;l.



    Buzul G&#246;lleri : Uludağ, Geyik Dağları, Boklar Dağları, Aladağ, Munzur Dağları, Doğu Karadeniz Dağları, Cilo Dağları, Hakkari Dağları.



    &#220;lkemizde doğal setleşmelerle oluşan g&#246;ller olduk&#231;a fazladır.



    Set G&#246;lleri



    Al&#252;vyal Set G&#246;lleri : Akg&#246;l, Eymir G&#246;l&#252;, Mogan G&#246;l&#252;, Marmara G&#246;l&#252;, Bafa G&#246;l&#252;, K&#246;yceğiz G&#246;l&#252;, Balık G&#246;l&#252;.



    Kıyı Set G&#246;lleri : Terkos, B&#252;y&#252;k&#231;ekmece, K&#252;&#231;&#252;k&#231;ekmece, B&#252;y&#252;k Menderes deltasındaki lag&#252;nler (Karineg&#246;l&#252;, Dering&#246;l, Akg&#246;l, Dalyan), Kızılırmak deltasındaki lag&#252;nler (Balıkg&#246;l&#252;, Limang&#246;l&#252;, Tuzlug&#246;l, Karaboğazg&#246;l&#252;), Yeşilırmak deltasındaki lag&#252;nler (Semenlikg&#246;l&#252;)





    Moren Set G&#246;lleri : Uludağ, Geyik Dağları, Boklar Dağları, Aladağ, Munzur Dağları, Doğu Karadeniz Dağları, Cilo Dağı, Hakkari Dağları (Moren set g&#246;lleri &#252;lkemizde buzullaşmanın g&#246;r&#252;ld&#252;ğ&#252; yukarıda belirtilen y&#252;ksek dağlarımızda bulunurlar.)



    Heyelan Set G&#246;lleri : Yedig&#246;ller, Abant G&#246;l&#252;, Borabay G&#246;l&#252;, Sera G&#246;l&#252;, Tortum G&#246;l&#252;



    Volkanik Set G&#246;lleri : &#199;ıldır G&#246;l&#252;, Er&#231;ek G&#246;l&#252;, Ha&#231;lı G&#246;l&#252;, Nazik G&#246;l&#252;, Van G&#246;l&#252;



    Yapay Set G&#246;lleri : Kadık&#246;y G&#246;l&#252;, B&#252;y&#252;k Orhan G&#246;l&#252;, G&#252;zelhisar G&#246;l&#252;, Top&#231;am G&#246;l&#252;, G&#252;l&#252;&#231; G&#246;l&#252;, &#199;ubuk G&#246;l&#252;, Hirfanlı G&#246;l&#252;, Sille G&#246;l&#252;, &#199;akmak G&#246;l&#252;, Uzunlu G&#246;l&#252;, Keban G&#246;l&#252;, Kartalkaya G&#246;l&#252;, Kozan G&#246;l&#252;, Atat&#252;rk G&#246;l&#252;, Demird&#246;ven G&#246;l&#252;, G&#246;ksu G&#246;l&#252;


Jeomorfoloji - Dünya’nın Oluşumu ve İç Yapısı Yer İstanbul , 34, TR incelenme 1438 kişi oylama: 4.5 / 5

Powered by vBulletin™Copyright © 2014 vBulletin Solutions, Inc.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.1

Yukarı Fırlat

1438
İzlenme