![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
Türkiye Cumhurriyeti demokrasi ülkesiymiş, hem özgürlükler varmış hemde örf ve adetleri İslam'a göreymiş...
İslam'a göre örf ve adetlerini yaşayan bu ülke de dün hiçte öyle görünmeyen bir manzara yaşandı. Aylardır gözaltında haksız yere, suçsuz ve günahsız bir şekilde, yapılan zulüm ve baskılardan Türkiyeye hicret eden Çeçen bir anneyi sırf medyaya duyurup, İslami hassasiyeti olanların çabaları ile destek alarak, kurtulması için çaba veren, Nuray Canan Bezirgan ve eşi Ömer Bezirgan göz altına alındılar. Gözaltına almakla kalmadılar. Nuray Hanım'ın başörtüsünden tutulup çekildi, Ömer BEZİRGAN ise tartaklandı...
Başörtülere el uzatılan bu ülke de yapılmayan açılım kalmadı. Ergenekon açıldı, kürtler açıldı, açılan açılana lale bahçesi gibi, her taraf açılanlarla doldu. Peki bir bayanın, mücahide bir bayanın örtüsüne uzatılan eller neden hâla kapalı tutuluyor. Kendilerinin özgürlükçü bir zihniyet olarak ifade eden, gelenekçiliği, sözüm ona kötü gelenekleri geride bırakıp, yenilikçiliğe doğru gittiklerini her fırsatta ifade eden, bu düzenin öten baykuşları... Bu düzenin, Müslüman liderleri diye geçinip, Daoslarda şovmenlik yapan, şovcuları...
Sözde Yahudi zihniyeti kınamak adına, yaptıkları zulümlere hayır demek adına, yürekleri, sürülmüş boyalarla fethetmeye çalışmak yerine, neden bir dönüp, kendi memleketlerinde yükselen nahoş kokulara dikmediler burunlarını. İsrail zulüm ederken, orada vurulanlar ak bir alınla Rablerine verdikleri söz üzere çıktılar, iftihar edilecek bir şehadet, imrenecek bir ölüm. Peki Çeçenistanda yaşayanlar için böyle bir hak yokmuydu. Yoksa vardı da, sırf gerçekleri dile getirdiği için, işine son verdiğiniz bir eşin, zevcesi olduğu için mi yapılıyor bu baskılar anlamış değilim.
Bu konuda konuşma ve eylem yapma hakkı sadece, üç beş kişiyle sınırlı değil. Bu gün bu zulüm, yapılan bu iğrenç hareket, Nuray BEZİRGAN hanım'ın üzerinden bütün İslam alemine yapılmış çirkin bir saldırıdır. Çeçnistan bizim onurumuzdur, kavgamızdır, diyen her müslümana yapılmış en adice bir zulümdür. Mazlum halkların hakkını savunan bütün müslümanlara yapılmış zulümdür. Ortada söz konusu olan birde çeçen bir aile var. Dört ay önce evlerinden sadece ifade verip bırakılacaklarını söyleyerek aldıkları ve bütün hak-hukukları çiğnendiği bir aile var. Belki bu sayede " Bir takım şeyler vardır, sizin için içinde hayır vardır, siz bilemezken, ALLAH bilir." ayetine mazhar oldu. Belki medyaya duyurarak bir şeyler yapmak isterken bu olay sonucunda nihayet serbest bırakılacaklarını da duyduk. Ama yine de ortada hazmedilmeyecek, başörtüsüne olan çirkin bir saldırı var... Ne güzel de ifade etmiş Üstad Bediüzzeman...
""Beni, nefsini kurtarmayı düşünen hodgâm bir adam mı zannediyorlar? Ben, cemiyetin îmânını kurtarmak yolunda dünyamı da fedâ ettim, âhiretimi de. Seksen küsûr senelik bütün hayatımda dünya zevki nâmına birşey bilmiyorum. Bütün ömrüm harb meydanlarında, esâret zindanlarında, yâhut memleket hapishânelerinde, memleket mahkemelerinde geçti. Çekmediğim cefâ, görmediğim ezâ kalmadı. Dîvân-ı harblerde bir câni gibi muâmele gördüm, bir serseri gibi memleket memleket sürgüne yollandım. Memleket zindanlarında aylarca ihtilâttan menedildim. Defalarca zehirlendim. Türlü türlü hakaretlere mâruz kaldım. Zaman oldu ki, hayattan bin defa ziyâde, ölümü tercih ettim. Eğer dînim intihardan beni menetmeseydi, belki bugün Said topraklar altında çürümüş gitmişti.
"Benim fıtratım, zillet ve hakarete tahammül etmez. Izzet ve şehâmet-i İslâmiye beni bu halde bulunmaktan şiddetle meneder. Böyle bir vaziyete düşünce, karşımda kim olursa olsun, isterse en zâlim bir cebbâr, en hunhar bir düşman kumandanı olsa tezellül etmem. Zulmünü, hunharlığını onun suratına çarparım. Beni zindana atar, yâhut îdam sehpâsına götürür; hiç ehemmiyeti yoktur. Nitekim öyle oldu. Bunların hepsini gördüm. Birkaç dakika daha o hunhar kumandanın kalbi, vicdânı zulümkârlığa dayanabilseydi, Said bugün asılmış ve mâsumlar zümresine iltihak etmiş olacaktı.
"İşte benim bütün hayatım böyle zahmet ve meşakkatle, felâket ve musîbetle geçti. Cemiyetin îmânı, saadet ve selâmeti yolunda nefsimi, dünyamı fedâ ettim; helâl olsun. Onlara bedduâ bile etmiyorum. Çünkü, bu sâyede Risâle-i Nur, hiç olmazsa birkaç yüz bin, yâhut birkaç milyon kişinin-adedini de bilmiyorum ya, öyle diyorlar. Afyon Savcısı beş yüz bin demişti. Belki daha ziyâde-îmânını kurtarmaya vesîle oldu. Ölmekle, yalnız kendimi kurtaracaktım, fakat hayatta kalıp da zahmet ve meşakkatlere tahammül ile bu kadar îmânın kurtulmasına hizmet ettim. ALLAH'a bin kere hamd olsun.
"Sonra, ben, cemiyetin îman selâmeti yolunda âhiretimi de fedâ ettim. Gözümde ne Cennet sevdâsı var, ne Cehennem korkusu. Cemiyetin, yirmi beş milyon Türk cemiyetinin îmânı nâmına bir Said değil, bin Said fedâ olsun. Kur'ân'ımız yeryüzünde cemaatsiz kalırsa, Cenneti de istemem; orası da bana zindan olur. Milletimizin îmânını selâmette görürsem, Cehennemin alevleri içinde yanmaya râzıyım. Çünkü vücudum yanarken, gönlüm gül gülistân olur."
Muhammed Yusuf Şehid
Actions : (View-Readers)
There are no names to display.UyduHane l E-GencFrm.com I ForumMass.Com l ForumAktif l Sohbet l KnightAlemi l Sanal-Genclik.Net l Tık Ötesi
Paylaş