+ Cevap Yaz + Yeni Konu aç
  1. Komik Fıkralar - Temel Reis Fıkraları

    Temel birgün ava gitmeye karar vermis, sihirli kemanini, tüfegi almis ve ava gitmis Av esnasinda bir aslanla gözgöze gelmisler.
    Temel tetige basmis tüfek patlamamis. temel kemani çalmis ve aslani uyutmus.

    Eve gelmis ve tekrar ava gitmis.
    Aslanla yine gözgöze gelmis Tetige basmis, gene patlamamis, hemen kemani çikarmis, çalmis ama aslan onu parçalayip yemis.
    Agaçta iki maymun konusuyormus, biri demis :

    -"Ben sana demedim mi, bu bizim sagir aslana denk gelirse isi biter.."


    -----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------



    Temel Bİ GÜn Çok HastalanmiŞ Ve Hastaneye GİtmİŞ Doktor Ona
    _kapidan DiŞariya Adimini Atmayacaksin DemİŞ
    Temel Bİ KaÇ GÜn DiŞariya ÇikmamiŞ Ama Evde Can Sikintisindan BaŞlamiŞ Temel DÜŞÜnmÜŞ TaŞinmiŞ Ve Pencereden DiŞari Çikmaya Karar VermİŞ Tam DiŞari ÇikacaĞi Sirada ArkadaŞlari GÖrmÜŞ Ve İÇlerİnden Bİrİsİ DemİŞ Kİ Temel E
    _ula Temel Kapi Duruyorken Nİye Pencereden Çikiyosun DemİŞ
    Temelde
    _doktor Bana Kapidan DiŞariya Adimini Atmayacaksin Dedİ Bende O YÜzden Pencereden Çikiyorum Da
    -----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

    Bir gün Temel askere gitmiş.Askerde uçma dersi veriliyormuş.
    Komutanı Temele uçaktan atladığında ilk olarak birinci,
    ikinci olarak ikinci ipi çek o zamanda paraşüt açılmassa Meryemanaya dua et demiş.Temel Komutanıyla beraber atlamış.Komutanının paraşütü hemen açılmış ama Temel birinci ipi çekmiş paraşüt açılmamış,ikinci ipi çekmiş yine açılmamış daha sonra Temel Komutanına ' Komutanım o karinin adı neydi' demiş.
    -----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------


    İlkokul öğretmeni sınıfta Cennet'e gitmek isteyenlerin ellerini kaldırmalarını ister. Yalnız Temel'cik elini kaldırmayınca merak eder ve sorar,
    - Sen gitmek istemiyor musun?
    - İster idum ama anacığım okuldan sonra hemen eve gel dedü...
    -----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

    Küçük Temelle İdris öğrenciymiş, Temel İdris'e
    -Ula İdris;biz yazlığa gideceğiz...Karneler dağıtılınca benimkini de sen alıp sonra telefonla bana haber ver.Telefonu annem açarsa ve 1 zayıfım varsa Dursun'un selamı var dersun;hiç sanmam ama 2 zayıfım varsa Fadime'nin selamını söylersun;hiiiiiiç ama hiç sanmam ama 3 zayıfım olursa Cemal'in selamı var dersun, demiş.
    Aradan günler geçmiş.Bir gün yazlıkta telefon çalmış.Şans bu ya, telefonu anne açmış;idris demiş ki:
    Teyze Temel'e söyle, ona bütün Ümmeti Muhammed'in selamı var!
    -----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

    TEMEL AKLI
    Temel'e kaç dua biliyorsun diye sormuşlar:
    Temel:
    Dört demiş.
    Hangileri diye sormuşlar...Temel cevap vermiş:
    Üç kulhuvallah bir elham!
    -----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

    Trafik polisi Temel'in kullandığı aracı durdurur ve gülerek müjde verir
    - Sizi tebrik ederim beyefendi bugünkü kontrollerimizde emniyet kemeri takan tek sürücü sizsiniz bu yüzden size 500 milyon lira ödül vereceğiz. Bu parayla ne yapmayı düşünüyorsunuz? Temel cevap vermiş? :
    - Hemen cidip bir ehliyet alacağum... Polis, ne senin ehliyetin yok mu, demeye kalmadan yandan fadime söze girmiş?
    - Siz ona bakmayın memur bey içince hep böyle sapitiy. Polis iyice sinirlenmeye başlamış tam bu arada arka koltukda oturan Dursun atlamış :
    - Ula ben size demedum mi çaluntu arabayla yola çıkmayalum, başumuza bir iş celur diye. Trafik polisi iyice zivanadan çıkmak üzereymiş ki bagajdan İdris'in sesi gelmiş : - Ne oldu uşaklar, geçtik mi sınırı..??


    -----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
    TEMEL'İN OĞLU
    Temel'in oğlu küçük Temel, okula gittiğinde öğretmeni sorar:
    -Temel, baban nasıl iyi mi?
    Küçük Temel:
    -Öğretmenum, babam dün akşam banyo küvetine girdi, uyudi kaldi oriya...
    Öğretmen şaşkın:
    -Uyudu mu? Desene sular evi bastı, ev mahvoldu...
    Küçük Temel sakin:
    -Yooo öğretmenum öyle olmadi, çünki babam ağzı açuk uyur...
    -----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
    BAŞKA ÇİMSE YOK Mİ?
    Temel, bir gün tarlasından eve dönmektedir. Karadeniz bölgesinin sarp arazisindeki patikada ilerlerken, birden ayağı kayar ve yüzlerce metre derinlikteki uçuruma yuvarlanır. Can havliyle, uçurumdaki bir ağacın dalına tutunur. Aşağıya bakar, metrelerce derinlikte ve dibinde de sivri kayalar. Belki duyan olur da kurtarmaya gelir diye avazı çıktığı kadar bağırır:
    -Çimse yok miiii!
    Bir kaç kere daha bağırır. Sonunda, ta yukarılardan, gökten bir ses duyar:
    -Ey kulum Temel! Düşüp ölsen ne var ki? Seni cennetime koyarım. Eğer emirlerimi yaptıysan, yasaklarımdan kaçındıysan, kul hakkı yemediysen hiç korkma!
    Temel şöyle bi düşünür, emirlerden hemen hiçbirini yapmamış, yasakların neredeyse tamamını yapmış, kul hakkı desen sadece Fadime'nin hakkını ödeyemez. Başını kaldırıp, tekrar bağırır:
    -Başka çimse yok miiii!
    -----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
    FADİME'DEN E-POSTA...
    Şubat ayının soğuk günlerinde, ikisi de Amerika'nın değişik bölgelerinde, ayrı ayrı iş gezilerinde olan Dursun'la karısı, Florida'da buluşup yaz sıcaklarının yaşandığı bu bölgede, bir kaç gün geçirmeye karar verirler.
    Eşi, Dursun'dan önce gider Florida'ya ve ertesi gün için Dursun'a da yer ayırttıktan sonra, ona bir e-posta gönderir. Fakat mesaj, adreste bir harfi yanlış yazdığı için, Dursun yerine, bir gün önce karısı ölen Temel'e gider. Yaşı da epeyce ilerlemiş bulunan Temel, bilgisayar ekranında mesajı okuyunca, korkunç bir çığlık atar ve düşüp bayılır. Zaten çok üzgün olan Temel'in bu çığlığı üzerine ev halkı odaya dolar ve herkes yerde yatan Temel'e yardım için koşuşturmaya başlar.
    Temel, bir süre sonra kendine gelir ve niçin çığlık attığını soranlara, bilgisayar ekranını gösterir:
    "Sevgili Kocacığım,
    Bugün, buraya ulaşır ulaşmaz, önce yarın senin gelişinle ilgili tüm işlemleri tamamladım, sonra da bana ayrılan yerime yerleştim. Burası gerçekten de dedikleri gibi çok sıcak... Seni dört gözle bekliyorum..." (Karın)
    -----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
    VERGİ
    Bizim Temel uluslararası ekonomi toplantısına katılır... Devletin topladığı vergi dağılımını tartışırlar... Konuşmacılardan biri Amerikalı, biri Avrupalı, biri de Temel.. Ortaya bir fikir atılır... Halktan toplanan vergiler nasıl dağılım yapılacak. Amerikan vatandaşı söz alır:
    -Bizim Amerika’da önce yere bir çizgi çizeriz ve sonra topladığımız vergileri havaya atarız... Çizginin soluna düşen paraları halka hizmet olarak geri veririz, sağ tarafta kalan devlete kalır, yatırım yaparız...
    Derken Avrupalı söz alır ve:
    - Bizim Avrupa’da başka ama ona benzer bir uygulama yaparız... Önce yere bir daire çizeriz... Halktan toplanan vergileri havaya atarız. Dairenin dışında kalan halka hizmet olarak geri döner, dairenin içine düşenleri devlet harcamalarına kullanırız...
    Sıra bizim Temel’e gelir ve başlar anlatmaya:
    -Ula uşaklar ne güzel anlattunuz. Keşke bizda sizun çirkefluklerunuzi değil da habu çalışkanluğunuzi alsak... İnanun bizum öyle bir uygulamamız yok... Bizde daha kısa oluyi... Bi kere öyle yere çizgi çizmezuk... Bizde hükümet halktan toplar vergileri... Atar havaya. Yere düşenleri kendilerine harcama yaparlar... Havaya kalanlar halka hizmet olarak geri döner...
    -----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

    GEÇİM ÇARESİ
    Siyasiler boş yere kavga ederse ekonomi de vatandaşa kalır... Temel, Dursun ve İdris’in parasızlıkları canlarına tak eder. Bir taraftan işsizlik bir taraftan geleceği kapkara bir siyaset... Ekonomi ve enflasyonu bırakan siyasiler devamlı kavga ederler...
    Bunlar da oturur geleceğimizi, yani ekonomi, işsizlik nasıl çözülür onu tartışırlar. İdris söz alır:
    - Uşaklar ben en hızlı kalkunmanun yolini buldum... Bi uçak filosu yolliyalum. New York’i bombaliyalum... Sora da Amerika bize atom atar. Teslim oluruk. Sora da Japonya gibi çikaruk ortaya aha zengin oldun...
    Dursun atılır:
    - Ula daha kolayi varken öyle niye edeyruk... En iyisi Amerika’ya savaş ilan edelum Beşinci Filo oriya çıkarma yapar... Savaşı kaybederuk... Ardından Almanya gibi ortaya çikaruk aha zenginsun. Sonunda Temel atılır, kafasını kaşır ve:
    - Ula uşaklar ya savaşi biz kazanursak, oni hiç hesap etmedunuz...
    -----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

    MÜTEAHHİT TEMEL
    Bizim Temel, Amerikalı ve İngiliz’le telefon direği dikme ihalesine girmiş. Müdür şöyle bir öneri getirmiş:
    -Hepiniz aynı teklifi verdiniz ama bizim için sürat önemli. Bir yarışma yapalım, kim daha çok direk dikerse ihaleyi o alacak...
    Üçüne de 5 saat süre ve yeterince direk verilmiş. Amerikalı 40, İngiliz 50, Temel de sadece 4 direk dikmiş. Müdür kızmış:
    -Nasıl olur, bak diğerleri bir sürü direk dikmiş...
    -Mudür bey siz onların diktuğu direkleri görmedunuz... Nerdeyse tamami dişarda...
    -----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------




    Konuyla alakalı paylaşımlar
    ( Çanakkale ) Gelibolu ilçesi: Piri Reis
    ( Çanakkale ) Gelibolu ilçesi: Piri Reis DÜNYANIN EN ESKİ HARİTACILARINDAN COĞRAFYACI VE DENİZCİ...
    Temel Fıkraları - Komik Fıkralar
    Temel Fıkraları - Komik Fıkralar temel içmiş içmiş amerika sokaklarına çıkmış gezerken sarhoş sarhoş adamın birine çarpmış adam temele dönüp yavaş yürüsene demiş (tabi...
    temel Klasiği bir fıkra: Otostopçu Temel
    temel Klasiği bir fıkra: Otostopçu Temel Otostopçu Temel Temel son model spor arabayla kahveye gelmiş dursun:ula temel ha bu arabayı nerden buldun demş temel:dün otostop çekiyodum bu...
    Komik PolisKonuşmmaları - Polislerin Komik Telsiz
    Komik PolisKonuşmmaları - Polislerin Komik Telsiz Komik PolisKonuşmmaları - Polislerin Komik Telsiz Konuşmaları ’Emekli Polisler Derneği' tarafından kurulan internet sitesinde polislerin ilginç...

  2. Son Videolar

  3. -----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
    -----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
    -----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

    KAPLUMBAĞA TEMEL
    Dört kaplumbağa, pikniğe çıkmaya karar vermiş. Erzakları hazırlayıp; bir yıl, iki yıl, beş, on yıl derken, otuz yıl sonra piknik yerine varmışlar. Gazozları, yiyecekleri, herşeyi ortaya çıkarmışlar. Bir bakmışlar gazoz açacağı yok. Tek çözüm, birinin eve gidip açacağı alıp gelmesi. Görev, içlerinde en küçük kaplumbağa olan Temel'e düşmüş. Genç kaplumbağa:
    -Ben gelene kadar buradaki yiyeceklere dokunmazsanız giderim...
    Diğerleri bunu kabul etmiş. Temel, yola çıkmış; bir,iki, on, yirmi yıl geçmiş. Bu arada, yaşlı kaplumbağalardan biri fenalaşmış. Arkadaşları ne yapsa faydasız, son bir dileği olup olmadığını sormuşlar:
    -Gerçi genç kaplumbağaya söz verdik ama, şuradaki sarmalardan bir tanesini yesem olur mu?...
    -Elbette...
    Diyerek, sarmalardan birini vermişler. Tam ağzına atacağı sırada, genç Temel, çalıların arasından fırlamış:
    -Gitmiyorum işte, gitmiyorum...
    -----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

    FADİME FEMİNİST OLURSA
    Dünya Feministler Kongresinde konuşmacılar görüş belirtmektedir. Amerikalı bir hanım şöyle der:
    -Ben iyi bir şirketin genel müdürüyüm. Artık alışveriş yapmaktan bıktım. Kocama "bundan sonra alışverişleri sen yap" dedim. Baktım, birinci gün oralı olmadı, ikinci gün oralı olmadı, üçüncü gün yaptı...
    Alman konuşmacı:
    -Ben iyi bir şirkette üst düzey yöneticiyim. Bir gün kocama "ben artık bulaşıkla ilgilenmekten bıktım, biraz da sen yıka" dedim. Birinci gün yapmadı, ikinci gün yapmadı, baktım üçüncü gün yapmış...
    Fadime kürsüye çıkmış:
    -Ben kendimi bildim bileli temizlikçiyim. Geçen gün Temel'e "ben artık çamaşır yıkamaktan mahvoldum, biraz da sen yıka" dedim. Birinci gün göremedim, ikinci gün göremedim, üçüncü gün gözüm yavaş yavaş görmeye başladı...

    -----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
    KIZARTMA
    Bizim Temel karakolda başkomiserdir. Bir gün bir kadın gelir:
    - Komiser bey komiser bey! Kocama tavuklu bezelye yapacaktım ... Ben onu haşlayana kadar kocamı markete bezelye almaya gönderdim. Gidiş o gidiş gelmedi... Ben ne yapacağım?
    Komiser Temel kadına hiç bakmadan:
    - En eyisi siz o tavuğu kizartma yapin.

    -----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
    BEN NE YAPIYORUM?
    Bizim Temel’le Dursun Almanya’da bir gün arabayla gezmeye çıkarlar... Tabii otobandan giderken alışmışlar burda suratli gitmeye. Dursun tahrik eder:
    - Ula bas kaza nerdeyse at arabasi bize yetişecek.
    Temel bu durur mu. Hız sınırını çoktan aşmıştır. Birden yoldan çıkıp yokuştan aşağı ağaçların arasına paldur küldür giderken Dursun atılır:
    - Ula ne oldi eyi giderken birden sallanmaya başladuk.
    Temel heyecanla:
    - Ula Dursun, sorma önüme bi köpek çikti...
    Dursun:
    - Ula uşağum ezseydun oni da geçseydun...
    Temel:
    - Ula ben neye uğraşıyorum zannedeysun...
    -----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------


    SAĞIR KİM?
    Temel doktora gitmiş:
    - Doktor bey, Bizum Fadime sağır herhalde, sorularima cevap vermeyi...
    - Karınızın sağırlık derecesini ölçelim. Siz bir soru sorun, duymaz ise beş adım yaklaşıp soruyu tekrarlayın. Ne kadar mesafede duyuyor bilelim.
    Temel, deneme yapmak için eve gittiğinde Fadime'yi yemek yaparken bulmuş:
    - Karıcuğum bugün yemekte ne var?
    Ses yok... Beş adım yaklaşıp bir daha sormuş. Çıt yok... Bir beş adım daha yaklaşıp yine sormuş:
    - Kiz Fadime saa diyrum, yemekte ne var?
    - Bak Temel, dördüncü kez söyliyrum, yemekte hamsili pilav var..
    -----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------


    NEYE BASIYOR?
    Temel, kahvehanede arkadaşlarına av maceralarını anlatmaktadır:
    - Geçenlerde ormana ava gittum. Birden bi ayi ile karşulaştum. Tüfeği atıp kaçmağa başladum. O da beni kovalamaya başladi. Tam ayinun nefesini ensemde hissettuğum anda ayi kayup yere düşti. Bu durumu fırsat bilip arayi açmağa çaliştum. Ama ayi gene peşima düşti. Gene tam nefesini ensemde hissettuğum anda ayi tekrar kayup yere düşti. Ben tekrar arayi açmağa çalıştum.
    O arada Dursun, dayanamayarak sorar:
    - Ula Temel, çok cesaretli adamsun. Ben senun yerinde olsam, altuma ederdum.
    Temel atılmış:
    - Ula sen ayinun neye basup kayduğunu zannedeysun?
    -----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------


    ANNESİNDEN TEMEL'E MEKTUP
    "Sevgili oğlum Temel... Senin hızlı okuyamadığını bildiğim için mektubu yavaş yavaş yazıyorum...
    Artık senin büyük şehre gittiğin sırada yaşadığımız evde yaşamıyoruz. Baban bir gazetede, "İnsanların başına genellikle evlerinin iki kilometre civarındaki bölgelerde kaza geldiğini" okumuş; o yüzden taşındık...
    Sana yeni adresi veremiyorum, çünkü yeni evimizde bizden önce oturan hemşehrilerimiz, taşınınca adresleri değişmesin diye kapı numarasını söküp götürmüşler...
    Bu evde garip bir çamaşır makinası var. Geçen gün içine dört gömlek koydum, çalıştırmak için duvardaki zinciri çektiğimden beri bir daha gömlekleri göremedim.
    Geçen hafta sadece iki kez yağmur yağdı. İlki üç gün, ikincisi ise dört gün sürdü...
    Benden istediğin yeleği postaya verdim. Ancak, halan 'o koca düğmelerle paket çok ağır olur' deyince düğmeleri kopartıp yeleğin cebine koyduk. Orada bulabilirsin...
    Not: Sana biraz da para gönderecektim, ama zarfı bir kere yapıştırmış bulundum... Sevgiler... Annen"
    -----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------


    BAŞHEKİM TEMEL
    Bizim Temel akıl hastanesinde başhekimdir.. Bir gün Bakanlık Müsteşarı hastaneyi ziyaret eder. Camdan bahçeye bakarken delilerin yüksek bir yerden havuza atladığını görür ve Başhekim Temel’e:
    -Bravo... Çok mükemmel. Hastaların sosyal faaliyetlerini düşünmüşsünüz... Bunun için sizi tebrik ediyorum der.
    Temel’in koltukları kabarır:
    -Sayin Musteşarum siz esas o havuzi bi da su doldurduğumuz zaman görün ne sevineyi zavallılar.
    Müsteşarın tepesi atar. Temel durumu idare etmeye çalışır:
    -Su koysak da farketmez, onlar yüzme bilmeyi ki...

    -----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

    İŞARET
    Temel ile Dursun can sıkıntısından bir kayık kiralarlar. Balık avlamaya çıkarlar... Bir zaman kürek çekerek açılırlar, derken hazırlıklar biter, oltaları denize atarlar... Atar atmaz balıklar da oltaya takılmaya başlar. Temel ile Dursun’un keyifleri yerindedir...
    Temel Dursun’a:
    -Ula Dursun haburiya bi işaret kuyalum yarun burayi bulmamuz kolay olur...
    Derken sahile dönerler, kayıktan inerken Temel Dursun’a gene sorar:
    -Ula Dursun işaret koymayi unutmadun değil mi?
    Dursun:
    -Ula hiç unutur miyum, işaret tamam...
    -Nasi işaret koydun?
    Dursun:
    -Bağa soracağuna kayuğun ucina bak... Çarpi koydum.
    Temel sinirlenir:
    -Ula o işareti denize yapacağidun kayuğa değil... Ayni kayuğu başkasi kiralarsa gitti baluklar...

    -----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
    OTELCİ
    Otelci Temel’in kapısını bir gece bir İspanyol asilzadesi çalmış.
    -Boş odanız var mı?
    -Kimsunuz?
    -Jose de Santana de Monte Cristo de Santa Cruzo.
    -Haa, pu kadar uşağu alacak yerum yok!






Bu Konu için Etiketler

Komik Fıkralar - Temel Reis Fıkraları Yer İstanbul , 34, TR incelenme 37496 kişi oylama: 4.5 / 5

Powered by vBulletin™Copyright © 2014 vBulletin Solutions, Inc.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.1

Yukarı Fırlat

37496
İzlenme