+ Cevap Yaz + Yeni Konu aç
  1. Atatürkün Katıldığı savaşlar ve yaptığı antlaşmalar

    Türkiye Cumhuriyeti Antlaşmaları (1923-1938)

    Büyük Önder Atatürk, ülkesinin geleceği, güvenliği ve medeni devletler arasında yerini alabilmesi için, zor zamanlarda yapılan bu antlaşmalarla dış siyasetteki yolu tespit ederek, ülkemizi bizlere emanet etmiştir.

    24 Temmuz 1923

    Lozan Barışı imzalandı.

    10 Aralık 1923

    Türkiye Cumhuriyeti ile Avusturya Hükümeti arasında Ankara’da Dostluk Antlaşması imzalandı.

    15 Aralık 1923

    Türkiye ile Arnavutluk arasında İkamet Mukavelesi imzalandı.

    15 Aralık 1923

    Türkiye-Macaristan Dostluk Antlaşması İstanbul’da imzalandı.

    28 Ocak 1924

    Türkiye-Avusturya Dostluk, Ticaret ve İkamet Antlaşmaları İstanbul’da imzalandı.

    31 Mayıs 1924

    Türkiye Cumhuriyeti ile İsveç Kraliyeti arasında Dostluk Antlaşması imzalandı.

    4 Ağustos 1924

    Lozan Antlaşması yürürlüğe girdi.

    21 Eylül 1924

    Samsun-Çarşamba Demiryolu’nun temeli Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk tarafından atıldı. Gazi Mustafa Kemal, törende yaptığı konuşmada ‘Bu memlekete iki şey gerek: Yol ve okul.’
    dedi.

    27 Eylül 1924

    Türkiye-İspanya Dostluk Antlaşması Ankara’da imzalandı.

    11 Ekim 1924

    Türkiye-Çekoslavakya Dostluk Antlaşması Ankara’da imzalandı.

    1 Aralık 1924

    Türkiye ile Estonya arasında Dostluk Antlaşması imzalandı.

    9 Aralık 1924

    Türkiye-Finlandiya Dostluk Antlaşması imzalandı.

    15 Ağustos 1925

    Kayseri’de tayyare ve motor fabrikası kurulması için Junkers Firması’yla antlaşma imzalandı.

    19 Eylül
    1925

    Türkiye-İsviçre Dostluk Antlaşması Cenevre’de imzalandı.

    18 Ekim 1925

    Türkiye-Bulgaristan Dostluk Antlaşması Ankara’da imzalandı.

    28 Ekim 1925

    Türkiye-Sırp-Hırvat-Sloven Dostluk Antlaşması imzalandı.

    17 Aralık 1925

    Türk-Sovyet Tarafsızlık ve Saldırmazlık Antlaşması ve bağlı üç protokol Paris’te imzalandı. (SSCB bu antlaşmayı 7 Kasım 1945′te bozdu.)

    30 Ocak 1926

    Türkiye-Şili Dostluk Antlaşması imzalandı.

    18 Şubat 1926

    Türkiye ile Amerika arasında geçici Ticaret Antlaşması imzalandı.

    11 Mart 1926

    Türkiye ile Sovyetler Birliği arasında Ticaret Antlaşması imzalandı.

    25 Mart 1926

    Türkiye ile Almanya arasında geçici Ticaret Antlaşması imzalandı.

    2 Haziran 1926

    Türkiye ile Finlandiya arasında Ticaret Antlaşması imzalandı.

    5 Haziran 1926

    Musul sorunu, Türkiye, İngiltere ve Irak arasındaki Ankara’da imzalanan antlaşma ile çözümlendi.

    20 Aralık 1926

    Türkiye-Macaristan Ticaret Antlaşması imzalandı.

    20 Aralık 1926

    Türkiye-Macaristan Krallığı İkamet Mukavelenamesi imzalandı.

    4 Mayıs 1927

    Türkiye ile İsviçre arasında Ticaret Antlaşması imzalandı.

    31 Mayıs 1927

    Türkiye ile Çekoslovakya arasında Ticaret ve İkamet Antlaşması imzalandı.

    28 Ağustos 1927

    Türkiye, Belçika ve Lüksemburg arasında Ticaret Antlaşması imzalandı.

    4 Şubat 1928

    Türkiye-İsveç Ticaret Antlaşması imzalandı.

    12 Şubat 1928

    Türkiye ile Macaristan arasında Ticaret Antlaşması imzalandı.

    12 Mart 1928

    Türkiye-Estonya Ticaret Antlaşması imzalandı.

    9 Aralık 1928

    Türkiye-İsviçre Uzlaşma ve Adli Tesviye ve Tahkim Muahedenamesi imzalandı.

    4 Ocak 1929

    Türkiye-Uruguay Dostluk Antlaşması imzalandı.

    27 Mart 1929

    Yunan-Yugoslav Dostluk Antlaşması imzalandı.

    11 Haziran 1929

    Türkiye-Romanya Ticaret ve Seyrüsefer Antlaşması imzalandı.

    12 Ağustos 1929

    Türkiye ile Finlandiya arasında Ticaret Antlaşması imzalandı.

    29 Ağustos 1929

    Türkiye ile Fransa arasında Ticaret Antlaşması imzalandı.

    4 Aralık 1929

    Türkiye-Uruguay Dostluk Antlaşması imzalandı.

    9 Aralık 1929

    Türkiye-İtalya Tahkimnamesi imzalandı.

    21 Aralık 1929

    Türkiye ile İrlanda arasında geçici Ticaret Antlaşması imzalandı.

    21 Mayıs 1930

    Türkiye ile Macaristan arasında Ticaret Antlaşması imzalandı.

    22 Haziran 1930

    Türkiye ile Avusturya arasında Ticaret ve Hukuk Antlaşması imzalandı.

    17 Eylül 1930

    Türkiye-Litvanya arasında Dostluk Antlaşması imzalandı.

    17 Ocak 1931

    Türkiye-Çekoslovakya Ticaret Antlaşması imzalandı.

    16 Mart 1931

    Türkiye-Norveç İkamet, Ticaret ve Seyrüsefer Antlaşması imzalandı.

    5 Aralık 1931

    Başbakan İsmet İnönü ile Dış İşleri Bakanı Tevfik Rüştü Aras’ın Yunanistan’ı ziyaretleri sırasında, 1930 Türk-Yunan Dostluk Antlaşması yürürlüğe konuldu.

    3 Temmuz 1932

    Türkiye ile Fransa arasında Antakya’da Askeri Antlaşma imzalandı. Antlaşma uyarınca Türk askeri birlikleri 5 Temmuz’da Hatay’a girdi.

    22 Nisan 1933

    Osmanlı Duyun-u Umumiye (genel dış borçlar)
    İdaresi arasında imzalanan antlaşma ile Osmanlı dönemi borçlarının tasfiyesine başlandı.

    8
    Mayıs 1933

    Türkiye ile Yunanistan arasında Ticaret Antlaşması imzalandı.

    21 Ocak 1934

    Türkiye ile Sovyetler Birliği arasında Kredi Antlaşması imzalandı.

    9 Şubat 1934

    Türkiye, Romanya,
    Yunanistan, Yugoslavya arasında Balkan Paktı imzalandı.

    20 Temmuz 1936

    Türkiye’nin İstanbul ve Çanakkale Boğazları üzerindeki tüm haklarını tanıyan ve kabul eden Monteux Antlaşması imzalandı.

    9 Kasım 1936

    Montreux Boğazlar Sözleşmesi resmen yürürlüğe girdi.

    24 Ocak 1937

    Bulgaristan ile Yugoslavya arasında "Ebedi" Dostluk Antlaşması imzalandı.

    7 Nisan 1937

    Türkiye
    ile Mısır arasında Dostluk, İkamet ve Tabiiyet antlaşması imzalandı.

    8 Temmuz
    1937

    Sadabat Paktı, Türkiye, İran, Irak ve Afganistan arasında imzalandı.

    12 Ocak 1938

    Türkiye-Letonya Ticaret Antlaşması imzalandı.

    14 Ocak 1938

    Türkiye-Irak-İran-Afganistan arasında aktedilen Sadabat Paktı, TBMM’de onaylandı.

    8 Mayıs 1938

    Türkiye ile Almanya arasında Kredi Antlaşması
    imzalandı.

    27 Mayıs 1938

    Türkiye ile İngiltere arasında Kredi Antlaşması imzalandı.

    4 Temmuz 1938

    Türkiye ve Fransa, Hatay’da eşit sayıda asker bulundurmaları konusunda

    antlaşmayaptı. Türk birlikleri 4 Temmuz’da Hatay’a girdi.12



    Konuyla alakalı paylaşımlar
    Savaşların Olma Nedenleri - Savaşlar neden olur
    Savaşların Olma Nedenleri - Savaşlar neden olur Devletler, yöneticilerinin canları istediği için ya da ruh hallerindeki bozukluklardan dolayı savaşa girmez. Savaşlar ihtiyaçlardan doğar. Bu...
    Atatürkün Çeşitli Konularla İlgili Sözleri - Atatü
    Atatürkün Çeşitli Konularla İlgili Sözleri - Atatü Atatürk'ün Çeşitli Konularla İlgili Sözleri - Atatürkün Değişik konulardaki Sözleri TÜRK MİLLETİ "Türk milletinin karakteri yüksektir. Türk...
    Atatürkün müziğe verdiği önem - Atatürk ve Müzik -
    Atatürkün müziğe verdiği önem - Atatürk ve Müzik - Atatürk'ün müziğe verdiği önem - Atatürk ve Müzik - Atatürkün müzikle ilgili sözleri ATATÜRK VE MÜZİK Atatürk insan hayatında müziğin çok önemli...
    Atatürkün Ölçülerde yaptığı değişiklikler - Atatür
    Atatürkün Ölçülerde yaptığı değişiklikler - Atatür Atatürk'ün Ölçülerde yaptığı değişiklikler - Atatürkün ölçüm birimlerinde yaptıkları TAKVİM, SAAT VE ÖLÇÜLERDE DEĞİŞİKLİK Osmanlı Devleti'nde...
    Atatürkün Ölçülerde Yaptığı Yenilikler nelerdir?
    Atatürkün Ölçülerde Yaptığı Yenilikler nelerdir? Atatürk'ün Ölçülerde Yaptığı Yenilikler nelerdir? Atatürk'ün Ölçülerde Yaptığı Yenilikler Osmanlı Devleti'nde kullanılan saat, takvim ve ölçüler,...

  2. Son Videolar

  3. Trablusgarp Savaşı – 1911-1912
    Balkan Savaşları, 1912-1913
    Çanakkale Savaşı, 1915-1916
    Kafkasya Cephesi, 1916-1917
    Sina ve Filistin Cephesi, 1917-1918
    Milli Mücadele dönemi (1919 – 1923) – Kurtuluş Savaşı
    I. İNÖNÜ
    II. SAKARYA MEYDAN MUHAREBESİ
    III. BÜYÜK TAARRUZ VE BAŞKOMUTANLIK MEYDAN MUHAREBESİ
    Trablusgarp Savaşı;
    İtalya, 19. yüzyılın sonlarına doğru, bugün Libya adıyla anılan Kuzey Afrika’daki Trablusgarp ve Bingazi’yi ile geçirmeyi planlamıştı. O dönem İngiltere Mısır’a, Fransa da Tunus’a hakim olmuş, İtalya da gözünü Trablusgarp’a dikmişti. İtalya, İngiltere ve Fransa’yla yaptığı gizli ve açık anlaşmalarla Trablusgarp’ı işgal onayını aldıktan sonra, 29 Eylül 1911′de Osmanlı Devleti’ne savaş ilan etti. 5 Ekim 1911′de Trablus’a asker çıkardı. 20 Ekime kadar peş peşe Tobruk, Derne ve Bingazi İtalyanların eline geçti.
    Osmanlı ordusunun genç subaylarından bir bölümü Trablusgarp’ı savunmak için gönüllü olarak Mısır, Tunus yoluyla cepheye gittiler. Binbaşı Enver Bey, Kolağası Mustafa Kemal, Fuat Bey (Bulca), Nuri Bey (Conker), Fethi Bey (Okyar), Albay Neşet Bey bu subaylar arasındaydı. Enver Bey, Trablus’ta yerli Arapları teşkilatlandırarak savunmaya katılmalarını sağladı ve Askeri birlikleri üç komutanlığı ayırdı. Trablus Komutanlığı : Kurmay Albay Neşet Bey Bingazi Komutanlığı : Kurmay Binbaşı Enver Bey Derne Komutanlığı : Kurmay Binbaşı Mustafa Kemal Seyahati sırasında binbaşılığa yükselen Mustafa Kemal, 8 Aralık 1911′de Trablusgarp’a geldi. 22 Aralıkta Tobruk Savaşı’nı kazandı. Derne’de 16/17 Ocak 1912 taarruzunda gözünden yaralandı. Bir ay hastanede tedavi gören Mustafa Kemal, 6 Mart 1912′de Derne komutanı oldu. Derne’de başarılı savunma muharebeleri yaptı.
    Balkan Savaşı;
    Balkanlarda dört devlete ( Bulgaristan, Yunanistan, Sırbistan, Karadağ ) karşı savaşan Osmanlı devleti savaş sonucunda yenilmiş ve savaş sonrası yapılan Londra antlaşmasıyla tüm balkan topraklarını ve Trakya’daki topraklarını kaybetmiştir. Ancak kısa bir süre sonra Balkan Devletlerinin Osmanlı devletinden aldıkları topraklar paylaşamamaları ve kendi aralarındaki anlaşmazlıklar nedeniyle II.Balkan Savaşı çıkmıştır. Osmanlı Devleti’de bu durumdan yararlanarak kaybettiği toprakları geri almak için harekete geçmiştir. Bu dönemde Balkan Savaşlarına katılmak amacıyla Trablusgarp’tan İstanbul’a dönen Mustafa Kemal Paşa Gelibolu’da görevlendirilmiştir.
    II.Balkan Savaşı esnasında Trakyada Bulgarlara karşı verilen mücadeleye Mustafa Kemal, Bolayır Kolordusu Kurmay Başkanı olarak katılmıştır. Bolayır Kolordusu Bulgarlar’ a karşı büyük başarılar kazanmış ve Edirne’yi Bulgarlardan geri almıştır.
    Aynı yıl içerisinde Mustafa Kemal Sofya askeri ataşeliğine atandı. II.Balkan Savaşları sonucunda yapılan İstanbul antlaşmasıyla Meriç nehri sınır kabul edilmiş Böylece Osmanlı Devleti I. Balkan Savaşında kaybettiği topraklardan bir kısmını geri almayı başarmıştır.
    Çanakkale Savaşı;
    I. Dünya Savaşı’nda Osmanlı Devleti’nin en başarılı olduğu cephe Çanakkale Cephesi’ dir. Dünya tarihinin en kanlı savaşı bu cephede cereyan etmiştir.
    İngiltere ve Fransa, müttefikleri Rusya’yla birleşerek savaşın seyrini lehlerine çevirmek istiyordu. Rus ekonomisi savaşın yükünü kaldıramaz hale gelmişti. İtilaf Devletleri Osmanlı Devletini saf dışı bırakmak, Rus Ordusu’ na gerekli askeri yardımı ve malzemeyi en hızlı bir şekilde ulaştırmak, Kafkasya Cephesinde bunalan Rusya’yı rahatlatmak ve Türk Ordusu’nun geri çekilmesini sağlamak için Çanakkale Boğazı’na harekat düzenlediler.
    İngiliz ve Fransız savaş gemilerinin Çanakkale Boğazı’ndan geçişlerine 18 Mart 1915′te başarıyla karşı konuldu.
    Alman ve Türk Paşalar Gelibolu Yarımadası’ndaki tabyaları denetliyor (1915)
    İtilaf Devletleri donanması ağır kayıplar verince, Gelibolu Yarımadası’na asker çıkarıp kara muhaberelerini başlattılar.
    25 Nisan 1915′te Arıburnu’na çıkan düşman kuvvetlerini, Mustafa Kemal’in komuta ettiği birlik Conkbayırı’nda durdurdu. Bu başarı üzerine, Mustafa Kemal albaylığa yükseltildi.
    General Hamilton (İng.) ve General Gouraund (Fr.) durum değerlendirmesi yaparlarken ( 1915 )
    General Harrington komutasındaki İngiliz birlikleri 6-7 Ağustos 1915′te tekrar taarruz etti. Anafartalar Grubu Komutanı Mustafa Kemal, 9-10 Ağustos 1915′te 1. Anafartalar Zaferi’ni kazandı. Bu zaferi, 17 Ağustosta Kireçtepe, 21 Ağustos’ta 2. Anafartalar zaferleri takip etti. Çanakkale Savaşı’na katılan Türk Ordusu’ndan, çoğu öğrenim çağında 253.000 subay, er ve erbaş şehit oldu. Çanakkale’nin geçilemeyeceğini anlayan İngiliz ve Fransızlar da, arkalarında Türkler kadar kayıp bıraktılar. 19/20 Aralık 1915′te Anafartalar ve Arıburnu’ndan, 8-9 Ocak 1916′da Seddülbahir’den kesin olarak çekildiler.
    Arıburnu Muhabereleri;
    Arıburnu’ndaki Anzak Kolordusunun Nisan’da yaptığı çıkarmanın temel amacı önce, Kabatepe ile Küçük Arıburnu arasındaki kumsallık bölgeye çıkmaktı. İlk aşamada Conkbayırı – Kocaçimen Tepe çizgisi denetim altına alınıp, oradan Maltepe bölgesi ele geçirilecek, böylece, Kuzeyde’ki Türk kuvvetlerinin Güneyde, Seddülbahir bölgesindeki Türk birliklerine yardımı engellenmiş olacaktı.
    25 Nisan sabahı savaş gemilerinin, Türk mevzilerini sürekli vuran koruyucu ateş altında, Anzak Kolordusu’nun 1. Tugayından 1500 kişilik ilk hücum dalgası, çıkarma botlarının bir şekilde kuzeye kayması sonucu, saat 05.00’te, Kabatepe bölgesi yerine Arıburnu Kesimine çıkmak zorunda kalır.
    Bu noktada kıyı gözetlemesi yapan bir Türk takımının direnişine karşın, karaya çıkan Anzak birlikleri belirli bir noktaya kadar ilerler. Diğer taraftan, Bigalı’da bulunan ordu yedeği 19. Tümen, 24-25 Nisan gecesi Conkbayırı yönünde tatbikat yapmakta idi. Gün ağarırken, Arıburnu yönünden top seslerinin gelmesi üzerine, 19. Tümen Komutanı Yarbay Mustafa Kemal, bir çıkarma yapıldığını anlayıp durumu Ordu Komutanına bildirir, ancak bir yanıt alamaz.
    Durum çok kritiktir. Mustafa Kemal, kıyıda çok zayıf gözetleme ve koruma birlikleri olduğunu düşünerek ve geniş bir sahile yayılmış olan 27. Alayın da, ağır kayıplar verdiği haberini alınca, düşmanın Conkbayırı – Kocaçimen Tepe çizgisi ve uzantısını ele geçirmesi durumunda, onarılamayacak durumlarla karşılaşacağını kavrar. Ordudan emir gelmemiş olmasına karşın girişimi ele alıp tüm sorumluluğu yüklenerek, 57. Alayı bir batarya ile Kocaçimen Tepe yönünde harekete geçirir. Kendisi de durumu izlemek üzere Conkbayırı’na çıktığında,, Arıburnu kesiminden bazı askerlerin çekilmekte olduklarını ve düşman birliklerinin de bunları izlediklerini görür.
    O anı Mustafa Kemal, Ruşen Eşref Ünaydın ile yaptığı görüşme sırasında şöyle anlatmaktadır.
    “…Bu esnada Conkbayırının güneyindeki 261 rakımlı tepeden sahilin gözetleme ve korunmasıyla görevli olarak orada bulunan bir müfreze askerin Conkbayırına doğru koşmakta, kaçmakta olduğunu gördüm…
    Bu askerlerin önüne kendim çıkarak :
    - Niçin kaçıyorsunuz ? dedim. -Efendim düşman dediler !
    - Nerede ?
    - İşte! diye 261 rakımlı tepeyi gösterdiler.
    Gerçekten de düşmanın bir avcı kuvveti 261 rakımlı tepeye yaklaşmış ve tam bir serbestlik içinde ileriye doğru yürüyordu. Şimdi vaziyeti düşünün. Ben kuvvetleri (geride) bırakmışım, askerler on dakika istirahat etsin diye… Düşman da bu tepeye gelmiş… Demek ki düşman bana benim askerlerimden daha yakın! Ve düşman benim yere gelse kuvvetlerim çok kötü bir duruma düşecekti. O zaman artık bilemiyorum, bilinçli bir düşünme ile midir, yoksa önsezi ile midir, bilmiyorum. Kaçan askerlere :
    - Düşmandan kaçılmaz, dedim.
    - Cephanemiz kalmadı, dediler.
    - Cephaneniz yoksa süngünüz var, dedim.
    Ve bağırarak bunlara süngü taktırdım. Yere yatırdım. Aynı zamanda Conkbayırına doğru ilerlemekte olan piyade alayı ile dağ bataryasının yetişebilen askerlerinin ‘ marş marşla’ benim bulunduğum yere gelmeleri için, yanımdaki emir subayını geriye yolladım. Bu askerler süngü takıp yere yatınca, düşman askerleri de yere yattı. Kazandığımız an, bu andır…”
    Gerçekten de, çekilen Türk askerleri mevzi alınca, karşı taraf ta mevzi alıp duraklar. Böylece, 57. Alay Öncü Bölüğü’nün Conkbayırı’na yerleşmesi için gereken süre kazanılmış olur. İşte bu an, Çanakkale Savaşları Kara Harekatı’nın kaderini belirleyen önemli anlardan birisidir. Böylesine önemli anda kilit rolü oynayan kişi ise, tartışmasız Mustafa Kemal’dir. Bu husus, Çanakkale Savaşları tarihiyle uğralan Türk ve yabancı bütün uzmanlar tarafından doğrulanıp vurgulanmaktadır. Daha sonra, Kolordu Komutanı Esat Paşa’nın izniyle, 27. Alay’dan geri kalan birlikleri de emrine alan Tümen Komutanı Mustafa Kemal, karşı saldırıya geçmek üzere 57.Alay’a şu emri verir:
    “ Ben size taarruz emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum. Biz ölünceye kadar geçecek zaman zarfında, yerimize başka kuvvetler ve komutanlar kaim olabilir. ”
    25 Nisan 1915 günü, vakit ikindiye yaklaşırken, ilk çıkarma kademesi olan tümenin sahile çıkışı da tamamlanmıştır. Ne var ki, 27. Alayın birlikleri ve 57. Alayın yaptığı karşı saldırı ile süngü hücumları sonucu Anzaklar çok sayıda kayıp vermiş ve sahile çekilmişler, kritik ve endişeli anlar yaşamaktadırlar. Gene de gün batarken, Anzak Kolordusu’nun sahile çıkan Tümeni, Arıburnu’nun sarp yamaç ve tepelerinde yerleşme olanağı bulur. Bu tarihten başlayarak harekat, 1915’in Ağustos ayına kadar dört ay boyunca, Conkbayırı – Kocaçimen Tepe – Kabatepe bölgelerinde, tarafların karşılıklı saldırı ve özellikle gece yapılan süngü hücumlarıyla, yakın boğuşmalar şeklinde ve çok kanlı çarpışmalarla geçecektir. Bu çarpışmalar sırasında Türkler de, Anzaklar da ağır kayıplar vermişlerdir. Ağustos ile birlikte ise savaş şiddetli çarpışmalara dönüşür. Tıpkı Seddülbahir’de olduğu gibi, Anzak ordusu da taarruz hedeflerine varamamış, çıktıkları yerlerde 3-4 km.lik bir mesafe ilerleyip, boşaltmaya kadar da o noktada kalmışlardır.


Atatürkün Katıldığı savaşlar ve yaptığı antlaşmalar Yer İstanbul , 34, TR incelenme 9673 kişi oylama: 4.5 / 5

Powered by vBulletin™Copyright © 2014 vBulletin Solutions, Inc.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.1

Yukarı Fırlat

9673
İzlenme