Türkiye’de Tanzimat Edebiyatını ilgi ile takip eden yeni bir kültür çevresi meydana gelirken bu kültür seviyesine, bir taraftan oldukça üstün vasıflı edebi eserler sunulurken,bir taraftan da eserleriyle daha geniş bir halk zümresine hitap eden yazarlar yetişiyordu.Bu yazarların eserleri yine Avrupai eserlerdi.Ancak bunlar halk seviyesini aşamayan bir sanat seviyesinde oldukları için,bu dereceden yukarı çıkamıyorlardı.Yahut halka okuma zevki aşılamak gayesiyle eserlerini halk için yazıyorlardı. Bu idealist halkçıların kitaplar ve gazeteler dolusu yazdıkları eserler bilhassa Tanzimat Edebiyatı boyunca her bakımdan faydalı ve uyandırıcı eserler oluyordu.Bu eserler yeni edebiyatın her türü ile yazılıyor,romanlar,hikayeler,tiyatro eserleri, edebiyat;yeni ilimlere yeni keşiflerin konularına ait makaleler,mektuplar,seyahat notları yazılıyordu. Türkiye’de gerçekten geniş bir halk kitlesine okumak zevkini ışılama işini büyük bir gayretle başaran yazarımız Ahmet Mithat Efendidir.

HAYATI:

Ahmet Mithat Efendi (1844-1912) Tanzimat devrinde halka okuma zevkini aşılayan büyük gazeteci ve romancımızdır. İstanbul’da doğmuştur, 5 yaşında babasını kaybettiği için büyük sıkıntılara düşer ve bir dükkana çırak girer. İlköğrenimini abisinin aynında Vidin’de yaptı. Miş Rüştiyesini bitirir. Rusçukta Mektub-i Kaleme girer. Bir yandan da fransızca öğrenir. Tuna Gazetesine yazılan yazar 1868’de Bağdat Valiliği’ne tayin edilen Mithat Paşa ile beraber oraya giderek, Vilayet Gazetesi’nde çalışır. Sonra Bağdat’da bir basımevi kurarak Zevra Gazetesi’ni çıkarır. İstanbul’a döndüğünde Ceride-i Askeriye ve Basiret Gazetelerine yazar ve burada da küçük bir matbaa kurarak Dağarcık, Kırkambar dergilerini, İbret, Devir, Bed..... gazetelerini çıkarır. İbretteki bir yazısı yüzünden tutuklanır ve Rodos Adasına sürülür İlk romanlarını ve oyunlarını burada yazar. Abdülaziz tahttan indirilince İstanbula döndü. Bu arada da bazı müdürlüklerde bulunur. Gazeteciliğimizde önemli yeri olan Tercüman-i Hakikat Gazetesini çıkarır. Bu gazetedeki makale ve romanlarıyla halk arasında şöhreti artar. Gazetecilik yapan, durmadan kitap çıkaran A. Mithat, bir yandan da resmi görevine devam eder. Stokholm’de toplanan Müşteşrikler kongresine katılır. Üniversitede tarih, öğretmen alimleri okullarında pedagoji okutur, İstanbul’da öğretmenlik yaptığı Darü’l-Şafaka’da kalp sektesinde ölür.
Büyük okur kitlesini gerçekten kazanmayı bilmiş bir yazardır. Onun kadar çok yazan, çok çalışkan ve idealist bir halk yazarı azdır. Yazdıklarının sanatla pek ilgisi olmadığını bildiği halde halkı aydınlatmak, topluma bir şeyler öğretmek gayesindedir.
Zamanın en çok okunan romancısıdır. Halk psikolojisini çok iyi bilir. Sade ve açık anlatımı vardır. Halkımıza okuma zevki aşılamasına karşın tarihsel değerinden başka özelliği olmayan birçok kitabı bulunmaktadır. Çok okumuş, çeşitli şeyler öğrenmiş, bunları okuyuculara haber vermek istemiştir.Eserlerinde olmayacak rastlantılara, olağanüstü olaylara, her zaman rastlanan tiplere çok yer verir. Gerek dil, gerek sanat anlayışlarını kendine aykırı bulan Serveti Fünun şairlerini gericilikle suçlamıştır.
A.Mithat makale, eleştiri, çeviri, gezi, anı, hikaye, piyes, roman türlerinde edebiyat, tarih, felsefe, dil, din, coğrafya, astronomi, fizik, matematik, müzik, ekonomi, askerlik konularında yazmış, iki yüzden fazla eser vermiştir. En çok eser verdiği edebiyat sahası hikaye ve romandır. Tanınmış romanları Hasan Mellah, Hüseyin Fellah, Dünyaya ikinci geliş, Felatun Bey’le Rakım Efendi, Paris’te Bir Türk, Henüz On yedi Yaşında, Dürdane Hanım, Haydut, Montari, Jön Türk, batı anlamında ilk yerli romanımız Şemsettin Saminin Taaşuk-ı talatı diğeri Ahmet Mithat’ın Rodos’da yazdığı Hasan Mellah. Ahmet mithat edebiyatımıza batı anlayışında ilk hikayeyi getirendir. Gerçekliğe, akla uygunluğa, eğlenceli oluşa yararlı bilgiler vermeye önem verir. Kıssadan Hisse, Letaif-i Rivayat, Durubu Emsali Osmaniyye Hikemiyatının ahkamını tasvir. İlk hikayelerini Bağdat’ta yazar. Yazarlığa hikayecilikle başlar. Hikayeleri arasında, adapte hikayeler, bazen güldürücü bazen acıklı ve meraklı maceralar vardır. Onun hikaye ve romanlarını özelliği bol olaylı bol maceralı olmakla beraber bilgili fikirli eserler oluşundadır. Ahmet Mithat’ın hikaye ve romanlarında değişik mahiyette ilgi çekici pek çok olay görülür. Hikaye ve romanlarını geniş bir okuyucu kitlesi tarafından ilgiyle takip edilmesi bundandır. Letaif-i Rivayat 25 cüzden ibaret. Bunların en tanınmışları Diplomalı Kız, Can Kurtaranlar, Dolapta Temaşa, Esaret, Gençlik, Gönül, Mihnet Keşan, Firkat, Eyvah, Yeniçeriler, Ölün Allah’ın Emri, Bahtiyarlık, Obur, Çingene, Çifte İntikam gibi.
Romanlarında bazen mübalağalı bir dil romantizm olmayacak olayları vakalaştıran bir hayal coşkunluğu görülür.Rodos sürgününü anlatan anılarını Menfa adlı eserde (1876) İsveç gezisi izlenimlerini Avrupada Bir Cevelan ,kitabında anlatır.Bunlardan başka Çengi, Çerkez Özdenler, Açık Baş, Siyavuş, tiyatroları Felsefe Tarihi, Kainat (16 kitap) Üss-i İnkılap, Mufassal(3 cilt) Umumi Tarih, Züppetül Hakayık, Tarihleri. 10binlerin Ricali, Sayit Beyle Muhaveremiz(Konuşmamız) Haceyi Evvel, Be Neyim, Çocuğun Mülakatı Akliyesi, Beşir Fuat, Fatma Aliye Hanım, Pariste 20 bin Budi, Ni za-i İlm-ü Din Müdaya, Ana Baba Olmak Sanatı, Hal-ü Ukat gibi kitapları vardır. Çevirileri:Ahmet Mithat Bağdat da Fransızcadan tercüme ettiği Kıssadan Hisse adlı eseriyle hikaye yazmaya başlar. Hayvanlar arasında geçen bazı olaylarda insanlara öğüt ve ahlak dersi veren iki kitabından sonra Suizan ve Esaret isimli kitabını meydana getiren iki hikayeden ilki tercümedir.Kitap Letaif-i Rivayet serisinde çıkan ilk eserdir.Bu hikaye serisinin gördüğü rağbet üzerine A. Mithat bunların sayısını 25 yılda 25 kitaba çıkarır.İçlerinden bazısı Fransızcadan tercüme edilmiş bazısının konu su Fransızca bir hikayecikten veya küçük bir olaydan almıştır.Hikaye çeşidinden 82 eser vermiştir.Sosyal fayda peşinde koşan bir yazar olarak A. Mithatın hikaye ve romanlarında sağlamaya çalıştığı fayda Türk halkında çağdaş medeniyete uymayan düşünüş ve yaşayış tarzını değiştirmektir.Bunun için hikaye ve romanlarında batıl inanışları ,ibtidai adetleri tenkit,okuyucuya batının müsbet dünya görüşünden haber vermek ve batı kültürünün ilk bilgilerini aktarmaktır.N.Kemal’in tiyatro hakkındaki faydalı eğlence formülünü hikaye ve romana tatbik eder.Roman okumaktan maksat hem eğlendirmek hem öğrenmek olduğunu ve bu maksatın gerçekleşmesi için vakası Avrupa memleketlerinde geçen romanların daha elverişli olduğunu söyler. Yazara göre Batı medeniyetini kabul etmeye karar verdiğimiz ve her medeniyet gibi bu medeniyetin de hem iyi, hem de kötü yönleri bulunduğu için onun nelerini alıp nelerini almamamızın uygun olduğunu bildiği için vakası Avrupa’da geçen romanlar çok daha faydalıdır der.Okuyucu için faydalı bulduğu noktaları ön plana alan yazar bu konuda hikaye ve romanın tekniğine dikkat etmek lüzumunu duymaz. Hacim hususunda tamamiyle kayıtsızdır. Olayda hayal etmenin de yeri vardır. Fakat hayal gerçeğin üzerini kapatmamalı, vakada inanılmayacak şeyler, anormal taraflar bulunmamalıdır. Yazarın roman hakkındaki düşüncelerinden anlaşıldığına göre Tanzimat Devri’nde milli piyes gibi bir de milli roman çeşidi vardır. Bunun yanında vakası müslümanlar arasında geçen, toplumun hayatını işleyen romanlar da vardır. Yazar bu tür romana ‘yeni roman’ adını verip örnek olarak da Müşahedat’ını yazdığını söyler. Yazarın roman ve hikaye hakkındaki düşüncelerini bazı romanlarının ön sözlerinden başka roman üzerine o sıralarda yapılan münakaşalara katılmak suretiyle yazdığı Ahbar-ı Asara Tamim-i Enzar adlı eserinde bunu geniş olarak bulmak mümkündür. Romanları birkaç vakadan meydana gelir. Vakaları dolduran olaylar bol ve değişiktir. Buna bağlı olarak da bol ve değişiktir. Yazar vakaya muhayyilesini karıştırır şeklinde Aleksandr Duma’yı örnek alır. Muhayyileden başka sağdan soldan işittikleri şahsi gözlemleri de karışır. Olayların tabiliğini sağlamak için ızdırap ve sevinci beraber işler. Vakanın kuruluşunda en çok dikkat ettiği husus entrikadır. Okuyucuyu hoşlandırmak için vakayı meraklı ve heyecanlı bir şekilde yürütmekte ustadır.
Yazar romanlarında insan psikolojisi ve sosyal meseleler üzerinde de durmak isteğindedir. Hasan Mellah’ın ön sözünde roman yazmaktan maksadın sadece vakanın anlatılması değil aynı zamanda insan psikolojisini araştırmak olduğunu söyler. Tanzimat devrinde sosyal meselelere ilk defa en çok yer veren A. Mithat’tır. Bunlar arasında ahlak ve sosyal adalet önde gelir. Hikaye ve romanlarında yaptığı telkinlerle ferdi ve sosyal ahlak bağlarını kuvvetlendirmeye çalıştığı gibi kötülere ceza iyilere mükafat vermek suretiyle hizmet eder. Esaret meselesini hikaye ve romanlarında(esaret,firkat,Hasan Mellah, Dünyaya ikinci geliş) ilk tenkit eden yazar A. Mithat’tır. Medeni haklar konusunda erkekle kadın arasındaki eşitsizlikte A. Mithat’ı rahatsız eden bir konudur. Kadınların da erkekler gibi okumaları serbest bir şekilde çalışarak erkeklerle eşit yaşama hakkına sahip olma tezini savunur(Diplomalı Kız). Kadın konusunda yazarı düşündüren bir noktada zorlayıcı sebeplerle düşmüş kadınların toplum için yeniden kazandırılmalarıdır.
A.Mithat’ın romanlarında yer alan diğer bir sosyal dava da Türkiye’de batılılaşmanın ne şekilde olabileceğidir. Batı medeniyetinin görüşlerine kapılan yarım aydınlara karşı bu medeniyetin esaslarını kavrayan ve milli benliği korutan gerçek aydınları savunur.
Bunun için batı Medeniyetinin Türkiye’ye girmiş ve henüz girmemiş bütün unsurları üzerinde etraflı olarak durup okuyucuya onların luzumlu ve faydalı olanlarını tanıtmaya çalışır. (Felatun Bey’le Rakım Efendi, Karnaval)
Romanın birçok çeşitlerini denemiş olan yazar Volter’in ilk aşkını anlatan (Volter 20 yaşında) ile biyografik romana, Acaib-i Alem ve Amerika Doktorları ile fenn-i romana Müşahedat ile naturalist romanı örnekler verir. En çok başarı gösterdiği ve okuyucular tarafından en çok beğenilen romanları Hasan Mellah, Hüseyin Fellah, Yeryüzünde Bir Melek ise macera romanlarıdır. bu romanlarda romantimin tesirleri kuvvetlidir. hikaye ve romanlarının teknik esaslarını batılı hikaye ve romandan almakla beraber, hitap ettiği geniş okuyucu kitlesinin, halk ve meddah hikayelerine olan büyük alışkanlığını göz önünde tutarak bu hikayelerin anlatış tekniğinden faydalanmayı ihmal etmemiştir. Olaya üçüncü bir şahıs olarak karışması, şahsi düşüncelerini söylemesi, okuyucuya sorular sorup onları kendisinin cevaplandırması meddah tekniği ile yakından ilgilidir. Ahmet Mithat’ın hikaye ve romanlarındaki meddah tesiri bilhassa Tahkiyede ve uslupta çok bellidir.

EDEBİ KİŞİLİĞİ;
Ahmet Mithat Efendi Osmanlı İmparatorluğu'nun Rusçuk vilayetinde memurluk yaparken Ahmet Efendi olarak tanınıyordu. Çalışkanlığı ile Vali Mithat Paşa'nın ilgisini ve sevgisini kazandığı için Paşa ona kendi adını verir. Vali Mithat Paşa Bağdat valiliğine atanınca Mithat'ı da yanına götürdü. (1864)
Bağdat'ta Bağdat il gazetesi "Zevra"yı kurdu. Bağdat'tan sonra İstanbul'a geldi "Ceride-i Askeriye"ye baş yazar oldu.
Çıkardığı "Devir"(1872) ve "Bedir"(1872) adlı gazeteler ileri görüşlerinden dolayı kapatıldı. Ayrıca "Dağarçık" ve "Kırk ambar" dergilerini yayınladı.
"Duvarda bir Seda" adlı yazısı İslamlık aleyhinde bulunduğu için Namık Kemal ve Ebuzziya ile birlikte Rodos'a sürüldü.(1873) Sürgünde Hasan mellah (1873) Hüseyin Fellah(1875) Felatun Bey ile Rakım Efendi (1875) gibi ilk romanlarını yazdı.
5. Murat tahta geçtiginde affedilerek İstanbul'a döner. "İttihat(Birleşme)" gazetesini yayınladı. "Tercüman-ı hakikat (gerçeğin sözçüsü)" gazetesini kurdu. Avrupa'da Cevelan adlı bir kitap yayınladı.
Romanlarındaki Dil ve Üslubu;
Tanzimat edebiyatı yıllarında halka okuma zevkini aşılayan büyük gazeteci ve romancımızdır. Yazdıklarının sanatla, kalıcılıkla pek ilgisini olmadığını bile bile halkı aydınlatmak çoğunluğa birşeyler öğretmek gayesindedir.
Halkın psikolojisini çok iyi bilir. Sade bir dili açık bir duru anlatım vardı. Toplumsal faydayı ön plana alır.
Eserlerinde olmayacak rastlantılara olağanüstü olaylara çok yer verir.
Okuyucunun bilgisini genişletmek düşüncesiyle sık sık olayın dışına çıkarak ansiklopedik bilgilerle konuyu dağıtır.
Tanzimatçılar arasında halk dilini en iyi o kullanır.
Romanlarında doğu ve batı kültürünü kaynaştırmayı amaçlamıştır. Batı kültürünü halka tanıtmaya halkı eğiterek çahillikle savaşmaya büyük önem vermiştir. Bu Ahmet Mithat Efendi'nin temel politikasıdır.
Eğlendirerek eğitmenin en iyi olduğunu savunduğu için en çok roman ve öyküler yazmıştır.
Halkın okuma merakını uyandırmak için eserlerinde her türlü konuyu işler.
Dağınık bir anlatımı vardır. Yazdıklarını gözden geçirmez.
Sanatçı Namusu, Ben Neyim?, Müşahadat gibi kitaplarında eklediği bir görüşünü açıklamıştır.
Eserlerinde öz Türkçe kullanmak istese de bazı durumlarda yabançı kelime teknik terim kullanmak zorunda kalmıştır.
Romanlarının Genel Özellikleri;
1- Her tarzda roman yazmıştır.
a- Alexandre Dumas pere yolunda, MACERA ROMANI:
-Hasan Mellah
-Hüseyin Fellah
-Süleyman Musuli
-Dünyaya İkinci Geliş vb.
b- Jules Verne yolunda, GEZİ VE FEN ROMANI:
-Acaib-i Alem
-Ahmet Metin ve Şirzad
c- TARİHSEL ROMANLAR:
-Arnavutlar ve Solyotlar vb,
d- HARİKA ROMANI (Cinler Periler gibi olağanüstü olaylardan sözeder):
-Çengi
e- REALİST ROMANI:
-Henüz 17 yaşında
-Felatun bey ile Rakım efendi
f- NATURALİST ROMANI:
-Nüşahadat
-Taaffüf
2- Eserleri genellikle tek bir kişinin serüveni üzerinde değil çeşitli kişilerin birbiri içine giren serüvenleri üzerine kurulmuştur.
3- Yanlız olayları anlatmakla yetinmeyip kahramanların ruh hallerini göstermek istediğinide belirtir. Karakterleri dışa dönüktür. Eserleri sebeplilik fikrine dayanır.
4- Eserde kendi kişiliğini gizlemez.
İkide bir okuyucuya ey kaari diye seslenir. Onlara anlatılan sorun hakkında sorular sorar. Kendi bilgi ve düşüncelerini söyler. Bu yöntemle meddahların hikaye anlatma yöntemidir.
Kimi zaman hikayesini anlattığı kişilerin kendiside kızar alay eder ya da açır. Yapılan hareketi beğenir ya da beğenmez. Olaylara sık sık karışır.
5- İlk kitabına Hace-i Evvel adını veren yazar hayatının sonuna kadar kendini bir öğretmen olarak görmüş öğretiçiliği sanattan daha üstün tutmuştur. Bu sebeple okuyucuların genel bilgisini genişletmek amacıyla coğu zaman bir yolunu bularak olay dışına çıkar ve bir takım bilgiler vermeye başlar.
6- Her eserin sonunda bir kıssadan hisse çıkarır.
7- Eserlerinin sonundu iyileri mutluluğa kavuşturur. Kötüleri cezalandırır.
8- Pekçok eser yazmakla beraber hiçbir zaman tekrara düşmemiştir.
9- Batı romanları arasında pek hoşuna gidenleri olmuşsa hemen kendiside onlara benzer birer roman yazmıştır.
Monte Chrısto'ya karşı Hasan Mellah
Don Kişot'a karşı Cengi vb.
10-Kahramanlarının bir kısmı hayattan alınmış doğal tiplerdir.(Felatun bey ile Rakım Efendi) fakat bir kısmıda olağanüstüdür. (Hasan Mellah)
11-İlk romanlarında tamamiyle romantizm akımının etkisi vardır. Sonraları realizm ve naturalizm etkileri vardır. Fakat romantizm akımının etkisinden tamamiyle kurtulabilmiş değildir.
12-Üslup kaygısı yoktur. Meddah ağızı ile konuşur, sade bir dili vardır. 13-Romanlarındaki kahramanlar genellikle iyiler ve kötüler olmak üzere iki gruptur. Objektif değildir. Eser onun için bir araçtır, amaç değildir.
14-Tanzimat romanında sosyal meselelere ilk defa ve en çok yer veren Ahmet Mithat'tır. Ahlak ile sosyal adalet ön plandadır.
15-Romanlarında tabilik yoktur. Edebi eser kaygısı yoktur.
16-Okuyucusunun dikkatini çekmek için entrikalara başvurur.

ROMANLARINDAKİ GENEL TİPLEMELER;
1- Baba Rolü; geri planda kalmıştır. Çocuklarının zengin ve serbest imkanlarla yetişmesini istemiştir. Fransızcaya çok önem vermiştir.
2- Evlad Rolü; kıyafet eğlence görgü kuralları gibi konularda Avrupa'ya özenmişlerdir. Kendi kültürlerini tam olarak bilmezlerken Avrupa kültürünü yakından takip etmişlerdir. Çoğu Fransızca'yı çok iyi bilmektedir.
3- Genç Kız Rolü; Doğu kültürü ile yetiştirmişlerdir. Piyano çalan müzik bilen Fransızca bilen dikiş nakış gibi el becerilerine sahip olmayan kişilerdir.
4- Anne Rolü; eski geleneklere bağlıdırlar. Ağır başlı evine bağlı tipler.
5- Yazarın Beğendiği Rolü; kendi kendini yetiştirmiş hem doğu hem de batı kültürünü almış akıllı tutumlu kişilerdir.

ROMANLARINDAKİ İŞLEDİĞİ KONULAR.

Aşk, flört, evlilik usülleri hakkında ailede kıskançlık evlilik ve boşanma
Batılı aile ile Türk ailesinin karşılaştırılması
Aile bağları ve akrabalık ilişkileri
İnsan psikolojisi ve sosyal meseleler kızların tahsili terbiyesi dinsizlik ile dindarlık hakkında.
Kadına saygı, kadının örtünmesi, iffeti namusu
Zengin ve fakir farkı, sosyal sınıflar, batılılaşma meselesi
Erkek kadın giyimi görgü kuralları
Avrupa'da iş eğlence hayatı ve yaşayış tarzı vb.
BAŞLICA ROMANLARI;
-Hasan Mellah (1874)
-Hüseyin Fellah (1875)
-Felatun Bey ile Rakım Efendi(1875)
-Karı Koca Masalı (1875)
-Paris'te bir Türk (1876)
-Çengi (1877)
-Henüz 17 Yaşında (1881)
-Karnaval (1881)
-Vah! (1882)
-Dürdane Hanım (1882)
-Jön Türk (1908)
Başlıca Hikayeleri;
-Esaret (1870) -Çifte İntikam (1887)
-Gençlik (1870) -Para (1887)
-Gönül (1870) -Diplomalı Kız (1890)
-Firkat (1870) -Ana Kız (1895)
-Yeniçeriler (1871) -Kıssadan Hisse (1871)
-Nasib (1877)
Başlıca Tiyatroları
1- Eyvah (1872); verem ve ölümle sonuclanan iki eşi olan bir adamın dramıdır.
2- Açık Baş (1875); batılı inançları taşıyan nesiller arası çatışmayı ele alan bir töre komedyasıdır.
3- Hükm-i Dil (1885); bir aşk, ihanet, cinayet, intikam, soylu bir genç kız ile yoksul bir bahçevanın engellenen aşklarını ele alır.
4- Çengi (1885); karı koca ilişkisi ve evlilik meseleleri içindeki batıl inançları taşlar.
5- Çerkez Özdenleri (1885); asalet, cesaret, şeref, aşk, fedakarlık gibi değerlerle insancıl isteklerin çatışmasını işleyen bir dramdır. Tutucu çevrelerce tiyatro basılmıştır.
ROMANLARI:
1- Felatun Bey ile Rakım Efendi;
Felatun bey ile Rakım Efendi, Ahmet Mithat Efendi'nin ilk romanlarından olmasına rağmen en başarılı romanlarından birisidir.
Eser Ahmet Mithat Efendi'nin sürgün edildiği Rodos'ta 1875'te yazılmış 1876'da neşredilmiştir. Bu roman yazarın batılaşma meseleleri karşısındaki tavrını ortaya koyar. O bu eserde mümkün olduğu kadar yerli bir tip ile mümmün olduğu kadar alafrangalaşmış bir tipi karşılaştırarak bu meseleye bir çözüm arar. İki önemli rol vardır.
a. Felatun Bey; batılılaşmayı yanlış anlamış, eğlence ve giyim meraklısı, mirasyedi, iyi yetişmemiş, şımarık bir gençtir.
b. Rakım Efendi; küçük yaşta yetim kalmasına rağmen kendi kendisini yetiştirmiş, akıllı, tutumlu bir gençtir. Yazarın kendisini bulduğu bir roldür. Yazarın gözünde Rakım Efendi gerçek bir alafrangadır. Yetişmesi ve yükselmesiyle Ahmet Mithat Efendi'nin kendi hayatı arasında büyük benzerlikler ortaya çıkarır.
Roman halk için yazılmıştır. Üslup tam bir meddah hikayecisinin üslubudur. Yazar sık sık romanın akışını keserek okuyucuya seslenir, sorular sorar, kendi düşüncelerini söyler.
Felatun Bey'i gülünç durumlara düşürürken Rakım Efendi'yi ise okuyucuya sevdirme çabasındadır. Karakter romanıdır.
190 sayfalık romanın 40 sayfası Felatun bey'e 150 sayfası Rakım Efendi'ye ayrılmıştır.
Romanın yedinci babında çevresi ve ailesiyle beraber Felatun bey tanıtılmıştır. Felatun bey varlıklı olduğu halde iyi yetişmemiştir. Rakım Efendi ise bunların tam tersidir.
Romanda şahıslar arası münasebet çok önemlidir. Romanda olay yoktur. Durum ve kişiler arası diyaloglar önemlidir.