+ Cevap Yaz + Yeni Konu aç
  1. HZ. Muhammedin hayatıyla ilgili kitap özeti

    HZ. MUHAMMED'İN HAYATI

    Hz. Muhammed Hicret’ten 52 yıl önce (Milâdi 570) Rebiülevvel ayının 17. gününde Mekke şehrinde dünyaya gelmişlerdir. Babası Hz. Abdullah daha Hz. Muhammed dünyaya gelmeden 25 yaşlarında vefât etmiştir. Annesi Hz. Âmine’yi ise 6 yaşında iken kaybetmiştir. Küçük yaşta babasını ve annesini kaybeden Hz. Muhammed’i dedesi Abdülmuttâlib himayesine aldı ve o zamana kadar kimseye verilmemiş olan Muhammed adını kendisine verdi. O da bir yıl sonra vefât edince Hz. Muhammed’i amcalarından Hz. Ali’nin babası Hz. Ebû Tâlib yanına alıp büyütmüştür. Hz. Muhammed Mekke’nin en büyük ailesi olan Hâşimiler’dendi.

    Peygamberler Peygamber olarak dünyaya gelirler ve o vazife için yaratılmışlardır. Peygamberlik gibi ağır bir emaneti yüklenmek için bir hazırlık devresi geçirirler sonunda ilâhi vahye mazhar olurlar ve insanlara ilâhi emirleri tebliğe başlarlar.

    Hz. Muhammed’in hayatı Peygamberliğini açıklamaya emir alıncaya kadar; sade temiz çok dürüst ve yaşayışı da insanlığa örnek bir yaşayış idi.

    Hz. Muhammed genç yaşlarında iken bütün Hicâz’da daha Peygamberlik gelmeden önce huylarının güzelliği ve her hususta emin oluşları dolayısıyla Araplar tarafından “Muhammed’ül Emin” diye anılmaya başlanmıştı. Babasından mal mülk bir şey kalmadığı için bir hayli fakirdi; yalnız çok soylu bir aileden olduğu için çok itibar görürdü.


    Hz. Hatice ile Evlenmesi

    Kureyş hanımlarından olan Hz.Hatice ticaretle uğraşmakta idi. Çok zengin ve dul olduğundan mallarını idare etmesi ticaretini sürdürmesi için emin bir kişi olarak gördüğü Hz.Muhammed’i kendisine yardımcı seçti. Daha sonra Hz.Muhammed ile Hz.Hatice evlendiler. Evlendiklerinde Hz.Muhammed 25 Hz.Hatice ise 38 veya 40 yaşlarında idi. Hz.Muhammed’in Hz.Hatice’den iki erkek dört kız çocuğu olmuştur.Bütün evlâtları kendi zamanında âhiret dünyasına göç etti. Hayatta kalan tek evlâtları Hz.Fâtıma ise Hz.Muhammed’in Peygamberlikleri zamanında Hicret’ten 11 yıl önce dünyaya gelmiştir.

    Hz.Muhammed’in soyu çok sevdiği kızı “Ehl-i Beyt”ten olan Hz.Fâtıma’dan yürümüştür. Hz.Fâtıma’dan da Hz.Peygamber’in çok sevdikleri “Ehl-i Beyt”ten olan torunları Hz.Hasan ile Hz.Hüseyin dünyaya gelmişlerdir.


    İlk Vahy’in Gelişi

    Hz.Muhammed ilk vahy’in gelişini şöyle anlatıyorlardı:

    “Hirâ dağında adımın çağrıldığını duyardım; fakat çağıranı göremezdim. Derken bir gün melek göründü bana; kucakladı beni göğsüne bastırdı sıktı ve «Oku» dedi. Ben okumak bilmem dedim. Tekrar sıktı «Oku» dedi. Aynı sözü söyledim. Yine sıktı «Oku»” dedi. Ve Kur’ân-ı Kerîm’in şu âyetlerini okudu:

    “(1) Oku Rabbinin adıyla ki bütün mahlûkatı yarattı (2) İnsanı da bir parça kan pıhtısından var etti; (3) Oku ve Rabbin pek büyük bir kerem sâhibidir (4) Öyle bir Rab ki kalemle öğretmiştir (5) İnsana bilmediğini belletmiştir (öğretmiştir).” (Alâk 1-5. âyetler)

    Bu âyetler Hz.Muhammed’e ilk inen sûrenin ilk beş âyetidir.Hz.Muhammed’e Allah tarafından ilk vahiy Ramazan ayında nâzil olmuştur.

    “Ramazan ayı ki onda Kur’ân inzal olunmuştur. Kur’ân nas için aynı hidâyettir; doğru yola götüren hak ile bâtıl arasını ayıran açık delillerdir.” (Bakara 185. âyet)

    Kur’ân-ı Kerîm Hz.Peygamber ebedî âleme göçene kadar 23 yılda tamamlanmıştır. Nâzil olan bütün âyetler Allah tarafından zaman zaman vahiy edilmiştir.

    Kur’ân-ı Kerîm’de; kulun yani Peygamber’in Allah ile ancak vahiy yoluyla konuşabileceği anlatılmaktadır. Bu konudaki âyetler de şunlardır:

    “Vahiyle veya perde ardından olması veya bir elçi gönderip ona kendi izniyle dilediği şeyi vahiy etmesi suretlerinden başka hiçbir suretle Allah’ın konuşması hiçbir insana müyesser olmaz. Çünkü O yücedir işinde hakimdir.” (Şûra 51. âyet)

    “(192) Kur’ân şüphesiz Rabbelâleminin indirmesidir. (193-194-195) Sen Tanrı azâbıyla korkutanlardan olasın diye onu «ruh-i emin» açık olan Arap diliyle indirmiştir.” (Şuarâ 192-195. âyetler)

    “ (16) (Ey Muhammed)! Vahiy bitmesin diye acele almak için dilini kımıldatma. (17) Çünkü onu kalbinde toplamak ve lisanında kıraatini sabit kılmak bize aittir. (18) Sana Kur’ân-ı Kerîm’i kıraat eylediğimizde sen onun kıraatine tâbi ol. (19) Onu izah ve beyân yine bize düşer.” (Kıyâmet 16-19. âyetler)


    Peygamber Oluşu

    Hz.Muhammed 40 yaşlarında iken (Milâdi 610) yine Hirâ dağındaki mağarada halvette bulunuyordu. Bu sefer Allah tarafından kendisini doğrudan doğruya Peygamberlik görevine çağıran Kur’ân-ı Kerîm’in Müddesir Sûresi’nin 1-7. âyetleri nâzil oldu.

    “(1) Ey örtüsüne bürünmüş Peygamber! (2) Kalk azapla korkut. (3) Rabbini büyüklükle an (4) Elbiseni temiz tut. (5) Azâba bais olan şeyleri bırak. (6) Çok istemek üzere bir şey verme. (7) Rabbin için her şeye katlan.”

    Gelen bu “vahiy”den sonra artık “vahiy”lerin arkası kesilmedi. Sürekli ve zamana bağlı olarak “vahiy” gelmeye başladı. Hz.Muhammed’in Peygamberlik hayatı iki devreye ayrılır. Birinci devre Peygamberliğinin başlangıcından Medine’ye Hicret’ine kadar geçen 13 yıllık dönemdir (Milâdi 610-622). İkinci devre ise Hz.Peygamber’in Hicret’ten Hak’ka vuslat edinceye kadar geçen 10 yıllık dönemdir (Milâdi 622-632).

    Hz.Muhammed halkı İslâmiyete davete başladığında erkeklerden ilk olarak Hz.Ali kadınlardan da Hz.Muhammed’in eşi Hz.Hatice Müslüman olmuş; ona inanmışlar uymuşlar ve ezeli îmanlarını izhâr etmişlerdir. Belli bir süre sonra da Hz.Muhammed; önce akrabalarını ardından Safa Tepesine çıkarak tüm Mekke halkını Allah’tan gelen emir gereğince açıktan açığa Müslüman olmaya çağırmaya başladı.


    Kardeşi Veziri Vasîysi Halîfesi

    Kur'ân-ı Kerim'in Şuarâ Sûresi’nin 214-216. âyetleri:

    “(214) Pek yakın kavim ve kabileni (akrabalarını) Allah azâbıyla korkut. (215) Sana tâbi olan mü’minlere kanadını alçak tut. (Onlara karşı yumuşak davran lûtufla muamele et) (216) Kavim ve kabilen sana karşı gelirlerse «-Ben sizin işlediklerinizden vâresteyim» dersin.”

    Bu âyetler nâzil olunca Hz.Muhammed Hz.Hatice’ye yemek hazırlatmış ve Hz.Ali’ye de; “Hâşim oğulları soyundan olanları çağırmasını” emir buyurmuşlardı.

    Yemekten sonra Hz.Muhammed:

    “Ben bütün insanlara Tanrı elçisi olarak gönderildim. Ulu ve yüce Allah mensub olduğum boydan bana en yakın olanları korkutmamı buyurdu. Allah’tan başka yoktur tapacak demezseniz sizi azâbından kurtaramam” buyurdular. Amcası Ebû Leheb; “Bizi bunun için mi çağırdın” dedi ve yakışmayacak sözler söyledi. Gelenler de dağılıp gittiler.

    Hz.Muhammed Hâşim oğullarını bir kere daha çağırdı. Yedirdi içirdi. Sonra; “Ey Hâşim oğulları” dedi. “Bana itâat edin yeryüzüne hâkim olun. İçinizden kim bana yardım eder bu işte beni kuvvetlendirirse kardeşim vasîyim vezirim vârisim ve benden sonra halîfem olur” buyurdu. İçlerinden hiçbiri cevap vermedi. Genç yaşta olan Hz.Ali ayağa kalkıp; “Ey Tanrı elçisi! Bu işte ben sana yardım edeceğim” dedi. Hz.Muhammed; “Otur” buyurdu ve sözünü bir kere daha tekrarladı. Yine Hz.Ali’den başka cevap veren çıkmadı. Üçüncü defasında Hz.Peygamber Hz.Ali’ye; “Otur” buyurdular ve Hz.Ali’ye hitaben; “Artık kardeşim vasîyim vezirim vârisim ve benden sonra halîfem sensin” demişler ve toplantıda bulunan Hâşim oğullarına “Ali’ye itâat edin” buyurmuşlardır.

    Hz.Muhammed’in getirmiş olduğu yeni din Mekke’de büyük muhalefetle karşılaştı. Bilhassa Kureyş’in ileri gelenleri Hz.Peygamber’in halkı İslâm’a davetine şiddetle karşı çıktılar. Çünkü İslâmiyet puta taparlığı kaldırıyor insan hakları üzerine birçok yenilikler getiriyordu. Bu durumda Hz.Muhammed davetlerini bir müddet gizli tutmak zorunda kalmıştır.

    Bu dönemde İslâm dînini kabul edenlerin büyük bir çoğunluğu üst düzeyden mal ve canlarını vermekten çekinmeyen kişiler oldukları halde onlarda bir müddet dinlerini gizlemek zorunda kalmışlardır.

    Az zamanda yeni dinin müminleri çoğaldı. Bunlara “Tanrı’ya teslim olan” anlamına gelen “İslâm” denildi. İlk Müslümanlar çok ağır hakaretler işkenceler gördükleri halde îmanlarından inançlarından asla dönmediler kendilerine ve yakınlarına yapılan işkencelere tahammül ettiler.


    Hz.Muhammed’in halkı Müslüman olmaya çağırışı bulundukları mevki ve ellerindeki güçleri yitirebilecekleri kaygısıyla Mekkeli müşrikleri (inkârcıları-inanmayanları) tedirgin etti. Kâ’be’den putlarının kaldırılmasının ticaretlerini engelleyeceği ve bir takım alışkanlıklarına son verileceği için büyük bir tepki gösterdiler.

    Bu ortamda Arabistan diyarı görülmemiş bir ahlâksızlık ve cehâlet içindeydi. Onun için Hz.Muhammed’den önceki Arap tarihine “Cahiliye devri” denir. Hz.Muhammed’e kadar Hak dîni Hıristiyanlıktı. Ancak Hıristiyanlık dîni Tanrı görüşüyle de hukuk sistemiyle de artık insanlığın ihtiyacını gerektiği gibi karşılayamıyordu.Müslümanlık bütün Peygamberleri Allah tarafından gönderilmiş elçiler olarak kabul ediyordu.

    Bu yıllarda İslâmiyet’i kabul eden kimsesiz ve yoksul olan Müslümanlara; müşriklerin inkârcıların yaptıkları cefâlar eziyetler gittikçe artmaktaydı. Hz.Muhammed’in İslâmiyet’e davete başladıklarının 10. yılında (Milâdi 620) o yılın Ramazan ayında üç gün arayla amcası Hz.Ebû Tâlib ile vefâlı eşi Hz.Hatice vefât ettiler. Müslümanlar o yıla “Hüzün Yılı” adını verdiler.



    Konuyla alakalı paylaşımlar
    Heidi Kitap Özeti - Johanna Spyri - kitap özeti
    Heidi Kitap Özeti - Johanna Spyri - kitap özeti Heidi Kitap Özeti - Johanna Spyri - kitap özeti Kitabın Adı:Heidi Kitabın Yazarı: Johanna Spyri Kitabın Yazılma Yılı:1983 Kitabın Yayınevi:...
    HZ. Muhammedin Kısaca Özet hayatı
    HZ. Muhammedin Kısaca Özet hayatı HZ. MUHAMMED'İN HAYATI Hz. Muhammed 571 yılında Mekke şehrinde dünyaya geldi. Babasının adı ABDULLAH, annesinin adı AMİNE dir. Hz. Muhammed küçük...
    Mizanla ilgili kuranı kerim ayetleri - Tartı ile i
    Mizanla ilgili kuranı kerim ayetleri - Tartı ile i Mizanla ilgili kuranı kerim ayetleri - Tartı ile ilgili ayetler - mizanla ilgili ayet Tartmayı doğru ve adaletle yapın, terazide (mizanda)...
    HZ. Muhammedin Hayatından Örnekler
    HZ. Muhammedin Hayatından Örnekler HZ. Muhammedin Hayatından Örnekler » 8/3. 1. Hz. Muhammed İnsanlara Değer Verirdi » 8/3.2. Hz. Muhammed Güvenilir Bir İnsandı » 8/3.3. Hz....
    Hz. Muhammedin 40 öğretim usulü
    Hz. Muhammedin 40 öğretim usulü Hz. Muhammed'in 40 öğretim usulü Hz. Muhammed, evrensel bir eğitim-öğretim sistemi getirmiş ve bütün kalpleri, bütün ruhları, bütün akılları,...

  2. Son Videolar

  3. 1 - DOĞUMU-AİLESİ-ÇOCUKLUĞU –GENÇLİĞİ

    Sevgili Peygamberimiz Hz.Muhammed(s),20 Nisan 571 yılında Mekke’de doğdu.Annesinin adı Amine,babasının adı ise Abdullah’tır.

    Peygamberimizin babası Abdullah,O daha doğmadan önce ölmüştü.Ana Muhammed ismini dedesi Abdulmuttalip vermişti.O’nun dört tane ismi vardır:

    1 – Muhammed

    2 – Ahmet

    3 – Mustafa

    4 – Mahmut

    Doğduktan bir süre sonra Mekkedeki geleneklerden dolayı bir süre için süt aneye verild.Süt annesi Halime O’na 4 yaşına gelinceye kadar baktı.Böylece daha iyi bir havada yetişti.

    4 yaşından sonra annesi Amine Onu yanına geri aldı.6 yaşına geldiğinde ise annesi Amine de öldü

    6 yaşından sonra kendisine dedesi Abdulmuttalip bakmaya başladı

    8 yaşına geldiğinde dedesi de vefat edince amcası Ebu Talip’in yanında kalmaya başladı.Amcası O’na hem çocukluğunda ve gençliğinde baktı hem de Peygamber olduktan sonra Mekkelilerin Ona karşı yaptığı saldırıların çoğunu engelledi.Aynı zamanda Mekkeliler kendisine zarar vermek isteseler bile,Ebu Talip’ten çekindikleri için ,bu planlarını terk etmek zorunda kaldılar.Peygamberimiz de O’nun bu iyiliğini hiçbir zaman unutmamıştır.Peygamberimize Mekkelilerin yaptığı kötülüklerin hemen hemen hepsi Ebu Talip öldükten sonra olmuştur.Ebu Talip ticaretle uğraşan birisidi.

    .Peygamberimiz 12 yaşında iken Onunla beraber Suriye’ye doğru ticaret mallarını satmak için yola çıkmışlarken,yolda Busra denilen bir yerde mola verdiler.Bir papaz olan Bahira,orada,ondaki değişik durumların olduğunu fark etti.O’nun daha önce Hz. İsa’nın İncil’de de bildirdiği gönderilecek olan son peygamberin olduğunu anladı..Amcasından O’nu daha fazla ileriye ***ürmemesini,aksi halde Yahudilerin kendisini öldürebileceğini söyledi.Çünkü Yahudiler de son bir peygamberin geleceğini biliyorlardı. Fakat onlar bu son peygamberin kendi içlerinden birisinin olmasını istiyorlardı.

    Bunun üzerine Ebu Talip,ticaret mallarını orada satarak,Mekke’ye hemen geri döndü.
    25 yaşına geldiğinde artık ticaretten de anlayan bir delikanlı olmuştu.Bu zamanlarda40 yaşına ulaşmış,ahlak ve terbiye konusunda son derece ileri durumda olan Hatice isminde zengin ve dul bir hanımefendi vardı.Bu hanım çok zengindi. Fakat kendisi kadın olduğu için ticaret mallarını satmak için uzak yerlere gidemiyordu.O da,başka erkeklerle ticaret ortaklığı kurup,elde edilen karı paylaşıyordu.Zaten ahlakı bozuk olan bu toplumda,sürekli aldatılıyor ortakları elde ettikleri gerçek karı,açıklamıyorlar.Bu işten iyice canı yanan Hz.Hatice bu sefer gerçekten kendisine güvenebileceği bir ortak aramaya başladı.Kendisine 25 yaşındaki O genci,Hz.Muhammed’i tavsiye ettiler.Hz.Muhammed’le yaptığı ortaklıktan iyi bir gelir elde etti.Aradığı ortağını bulmuştu.Hem de ne ortak.O ilk başta ticarette kazanayım derken Allah onlara öyle bir kader çizmişti ki ,bu ticaretin sonunda,birbirlerine ne kadar da yakıştıklarını anlayıp,hayatlarını da ortak ettiler.Evlenmeye karar verdiler.Sade bir törenle evlendiler.Bu ticaret ortaklığı öyle bir ortaklık olmuştu ki,sonunda birbirlerinin hayatlarına,dertlerine,tasalarına,sevinçlerine kadar herşeyleriyle ortak olmuşlardı.

    Peygamberimizin Hz Hatice ile olan evliliklerindei Altı çocukları dünyaya geldi:

    1 –Abdullah,

    2 – Zeynep,

    3 – Rukiye

    4 – Ümmü Gülsüm

    5 –Kasım

    6 – Fatıma

    Bunlardan Hz.Fatıma hariç bütün çocukları Peygamberimizden önce vefat etmişlerdir.
    Hz.Hatice,aynı zamanda İslam’a giren ilk insan olmuş,asalet,dürüstlük,üstün ahlak ve fedakarlığı ile Haticetül-Kübra (Büyük Hatice)lakabını da almıştır.
    35 yaşına geldiğinde ise Kabe hakemliği yapmış,buradaki hakemliğiyle bütün Mekkelilerin saygısını kazanmıştır.


    Olay şudur:

    Araplar tarafından da kutsal sayılan Kabe,şiddetli sel ile yıkılmştı.Bunun üzerine Mekkeliler bir araya gelerek O’nu yeniden inşa etttiler.Fakat bugün bizim için de kutsal olan Hacerül-Esved(Türkçe’mizde Karataş anlamına gelir.Cennetten geldiğine inanılır.)denen taşı eski yerine koymaya sıra gelince,herkes bu işi kendisi yapmak,bu şerefi kendisi elde etmek istedi.İş öyle cidileşti ki, aralarında sonu savaşa kadar gidebilecek tartışmalar başladı.Bunun üzerine tarafsız bir hakem bulmaya karar verdiler.:Sabahleyin Kabe sınırlarına ilk kim gelirse O hakem olacak ve O’nun vereceği karara herkes uyacaktı.Sabah olunca öyle güzel bir olay olur ki;içeriye ilk gelen Hz.Muhammed’dir.O’nun gelişi herkese derin bir nefes aldırdı.Çünkü haksızlık yapmayacak,harkesin güvendiği bir insandı O.Peygamberimiz elbisesini çıkardı.Hacerül –Esved’i üzerine koydurdu.Ve her kabileden birer kişinin taşı kaldırmasını istedi.Taş yeterli yüksekliğe çıkınca da kendi elleriyle yerine yerleştirdi.Herkes bu olaydan memnun olmuştu.Nasıl memnun olmasınlar ki,hem taşı yerine koyma işine herkes katılmış hem de en önemlisi çıkabilecek bir savaş engellenmişti.Bu olaydan sonra Peygamberimize Muhammedül-Emin (Güvenilir Muhammed)lakabı takılmıştır.

    Hz.İsa’dan beri yaklaşık 600 yıldan beri peygamber gelmemişti.İnsanlık bir Peygambere,bir rehbere muhtaçtı. İlahi kitaplar değiştirilmiş,ahlak ve manevi değer diye bir şey kalmamıştı.Bütün çirkin işler son derece yaygınlaşmıştı.Hatta insanlar köle olarak satılmaya,kız çocuklar canlı canlı toprağa gömülmeye başlanmıştı.
    Peygamberimiz bütün bu çirkin işlerden uzak duruyordu.Özellikle 35 yaşlarından sonra sık sık Mekke’nin dışına çıkıyor,Hira Mağarasında yalnızlığa çekiliyordu.
    40 yaşlarında yine böyle bir durumda (610 yılında)Cebrail (as) O’na görünüp kendisinden ‘’Okumasını istedi.O da okuma bilmeği cevabını verdi.Bu durum birkaç kez tekrarlanınca,’’Ne okuyayım’’diye sordu.Cebrail (as) da (Yaratan Rabbinin adıyla oku.........diye başlayan )ALAK suresinin ilk beş ayetini kendisne bildirdi.Bu olayla Peygamberimizin Peygamberlik görevi başlamış oldu.

    Bu vahyin sonunda O’na ılk inanan insanlar şunlardır:

    1 –İlk müşlüman Kadın :Hz.Hatice ( Hanımı)

    2 – ilk müslüman Erkek :Hz.Ebubekir (Çok samimi arkadaşı)

    3 - İlk müslüman Köle :Hz.Zeyd (Köle olarak alıp,sonra Onu serbest bıraktığı kimse.

    4 – İlk müslüman Çocuk :Hz.Ali (Amcası Ebu Talip’in oğlu.)

    Peygamberimiz insanları 3 yıl boyuca İslam’a gizlice davet etti.Bundan sonra açıktan açığa davet etmeye başladı.Bu durum doğru yola ulaşmak istemeyen Müslümanlara karşı olmadık işkenceler yapmaya başladılar. Bu işkenceler dayanılmaz hal almaya başladı.Bunun üzerine Peygamberimiz bir grup müslümanı Habeşistan’a gönderdi.Bu; Müslümanların İLK HİCRET’İ oldu.Bu ilk hicret 615 yılında olmuştur.

    Peygamberimiz 13 yıl boyunca Mekkelileri İslam’a çağırdı.Bu uğurda her türlü sıkıntıya katlandı.

    Peygamberliğinin 11.yılında Medine’den gelen bir grup insan Müslüman olmuşlardı.Ertesi sene daha büyük bir grup gelerek Müslüman oldular. Peygamberimizi canları,malları ve evlatları gibi koruyacaklarına söz verdiler.Kendisini Medine’ye davet ettiler.

    Bu arada Mekkelilerin Müslümanlara karşı olan tutumları hiç değişmemiş,hatta daha da artmıştı.Bunun üzerine peygamberimiz Allah’tan gelen izinle Medine’ye hicret etmeye karar verdi.Medine’ye gitmesi halinde bunun kendileri için daha da büyük bir tehlike olacağını anlayan Mekkeliler,Darun-Nedve(Mekke İdare Meclisinde) toplanarak Peygamberimizi öldürmeye karar verdiler.Fakat bunu gerçekleştiremediler.Hz.Ebubekir ile uzun ve tehlikeli bir yolculuktan sonra Medine’ye vardılar.Bu hicret İslam tarihi bakımından çok önemlidir.Çünkü:

    1 - İslam Medine’de yükselip büyümüş ve bütün dünyaya bu şehirden yayılmıştır.

    2 – Hz.Ömer’in halifeliğinden itibaren de bu olay müslümanlar tarih başlangıcı olmuştur.

    MUHACİR VE ENSAR

    MUHACİR : Dinleri ve inançları uğruna,Mekke’den Medine ye göç eden Müslümanlara denir.

    ENSAR : Mekkeli Müslümanlara yardım eden Medineli Müslümanlara da Ensar denir
    Peygamberimiz Ensar ve Muhaciri kardeş ilan etmiş,onlar da bu kardeşliği gerçekten uygulamışlardır.

    MEDİNE DÖNEMİ VE SAVAŞLAR

    Mekkeliler,Müslümanların Medine’de de yaşamalarını istemiyorlardı.Çünkü,eğer orada rahat ederlerse Müslümanlığın her tarafa yayılacağını biliyorlardı.Bunun için de Müslümanları resmen savaşa zorluyorlardı.Oysa peygamberimize henüz savaşma emri ve izni verilmemişti.Bu yüzden kimseyle savaşa girmiyordu.Yüce Allah’ın savaş emrini verdikten sonra Hz.Peygamber Mekkelilerle 3 önemli savaş yapmıştır:

    PEYGAMBERİMİZİN SAVAŞLARI :

    1 – BEDİR SAVAŞI : (MART 624 - Hicretin 2.yılı )
    Müslümanlar :305 kişi

    Mekkeliler :1000 kişi

    Savaşın Sebebi Mekkelilerin;ellerinden kaçırdıkları Müslümanlardan intikam almak,ve onları yok etmek istemeleri.

    Savaşın Sonucu :

    1-Müslümanlar bu savaşı kazandı.

    2-Mekkeli müşriklerin bazı elebaşıları öldürüldü.

    3-Mekkelilerden 70 kadar kişi öldü,70 kadarı da esir alındı.

    4-Müslümanlardan da 14 kişi şehit oldu..
    Esirlere ne yapıldı?

    1-Maddi durumları iyi olanlar para karşılığı serbest bırakıldı.

    2-Bunlardan okuma-yazma bilenler;10 Müslüman’a okuma yazma öğretmeleri karşılığında serbest bırakıldı.

    3- Fakir esirler ise karşılıksız olarak serbest bırakıldılar

    Bedir Savaşının Önemi :

    1-Bedir Savaşı İslam’ın ve Müslümanların artık kendilerini kabul ettirdiği bir savaş olmuştur.

    2-Bu savaşla Medine İslam Devletinin temeli atılmıştır.

    3-Zaferle sonuçlanan bu savaşla hem İslam Dini ve hem de Müslümanlar kuvvetlendiler.

    4-Bu savaştan sonra Mekkeliler Müslümanlardan korkmaya başlamışlardır.

    UHUD SAVAŞI (MART 625 -Hicretin 3.yılı.)

    Müslümanlar:700 kişi Mekkeliler :3000 kişi
    Savaşın Sebebi .Bu savaş Mekkelilerin Bedir Savaşının yenilgilerinin intikamını almak istemeleridir.

    Savaşın Sonucu: Bu savaşta da Müslümanlar galip gelmek üzere iken,peygamberimizin ısrarla hiç ayrılmamalarını istediği okçuların savaşı kazandık zannederek yerlerini terk etmeleri sebebiyle,Müslümanlar büyük zararlar verdiler.

    1-Peygamberimizin amcası Hz.Hamza bu savaşta şehit oldu.

    2-Müslümanlardan 70 kişi şehit oldu.

    3-Peygamberimiz hafifçe yaralandı.

    Uhud Savaşının Önemi:Bu savaşın sonunda Müslümanlara komutanın ve Peygamberin sözlerini her zaman dinlemenin gerektiği anlaşılmıştır

    HENDEK SAVAŞI(MART 627 )
    Müslümanlar :3.000 kişi Mekkeliler : 10.000 kişi

    SAVAŞIN SEBEBİ : Mekkelilerin,Müslümanları tamamen ortadan kaldırmak için Medine’yi kuşatmaları.

    SAVAŞIN SONUCU :Müslümanlar Şehrin ovaya bakan kısmını,hendekler(çukurlar)kazarak,savunma yaptılar.Mekkeliler 20 gün boyunca kuşatmayı sürdürdüler. Erzaklarının da tükenmesi ve son gecede çıkan bir fırtına ile bütün malzemelerinin dağılması ile kuşatmaya son verip geriye dönmüşlerdir.

    HUDEYBİYE BARIŞI VE MEKKE’NİN FETHİ

    Hendek Savaşından bir yıl sonra hicretin 6.yılından Mekkelilerle Müslümanlar arasında bir anlaşma yapıldı.Hudeybiye denilen yerde yapılan bu anlaşmanın şartları görünüşte Müslümanların aleyhine gibi görünmüştü,fakat anlaşmanın maddeleri zamanla Müslümanların işine yaramıştır.

    HUDEYBİYE BARIŞININ ÖNEMİ

    Bu anlaşma Mekke’nin fethedilmesini sağlamış bir anlaşmadır.

    Anlaşma maddelerinin bir kısmı şöyledir :

    1 – İki taraf da 10 yıl boyunca barış içinde bulunacaklardır.

    2 – Mekkelilerden,Medine’ye kaçan olursa Müslümanlar o’nu Mekkelilere geri vereceklerdi.

    3 – Medine’den Mekke’ye kaçan olursa Mekkeliler ise geri vermek zorunda olmayacaklardı.

    4 – Müslümanlar bu yıl umre yapmayıp,gelecek yıla erteleyeceklerdi.Gelecek yıl ise Mekkeliler şehri terk edecekler,,Müslümanlar da şehre silahsız olarak gireceklerdi.Şehirde en fazla 3 gün kalacaklardı.
    Ancak Mekkeliler bu anlaşmaya uymadılar.Bunun üzerine Hz.Peygamber de 10.000 kişilik bir ordu ile Mekke üzerine yürümek zorunda kaldı
    Mekke civarına geldiklerinde İslam Ordusu konakladı.Peygamberimiz (s)in emriyle on bin terde ateşler yakıldı.Bu kalabalığı gören Mekkeliler;karşı koymaya cesaret edemediler.Hicretin 8.yılında (630 yılında,kan dökmeden Mekke’ye girdi. Yıllarca kendisine ve Müslümanlara eziyet eden Mekkelileri de bağışladı Bu davranışı ile O büyüklüğünü gösterdi. Bunun üzerine Mekkeliler gruplar halinde Müslüman oldular.

    VEDA HACCI VE VEDA HUTBESİ

    Hz Peygamberin Hicretin 10.yılında Veda niteliğindeki yaptığı son Hacca ‘VEDA HACCI ‘ denir.Bu hacda yaptığı son hutbeye(konuşmaya) da ‘VEDA HUTBESİ’ denir
    Veda Hutbesinde İslamın genel prensiplerini,kendisini dinleyen 100.000 kişi ye birkez daha hatırlattı.

    VEDA HUTBESİNDE YER ALAN KONOLARIN BAZILARI ŞUNLARDIR

    1 – Allah’tan başka ilah yoktur.Ben de Onun kulu ve peygamberiyim.

    2 – Birbirinizin malları ve kanları birbirinize haramdır.

    3 – Emanetlere ihanet etmeyin.

    4 _Faiz yemeyin.

    5 – Kimseye zulmetmeyin.

    6 – Dininizi korumak için küçük günahlardan da kaçınız..

    7 – Kadınların haklarını çiğnemeyin.

    8 – Size iki emanet bırakıyorum.Ona sımsıkı sarılırsanız yolunuzu şaşırmazsınız :Bunlar Kuran-ı Kerim ve Benim Sünnetimdir.

    9 – Birbirlerinizin mallarını haksız yere yemeyin.

    VEFATI

    Bu büyük haccın arife gününde şu ayet inmişti:’Bugün dininizi tamamladım.Size nimetimi tamamladım.Ve din olarak size İslamı seçtim.’’Hz.Ömer bu ayeti işitince ağladı.Çünkü Peygamberimizin vefatının yaklaştığını anladı.
    Peygamberimiz sanki bir ayrılık toplantısı niteliğinde olan Veda Haccından bir süre sonra hastalandı.63 yaşında Hicretin 12.yılında, 8 Haziran 632 yılında vefat etmiştir.Kabri halen Medine şehrindedir.


Bu Konu için Etiketler

HZ. Muhammedin hayatıyla ilgili kitap özeti Yer İstanbul , 34, TR incelenme 24111 kişi oylama: 4.5 / 5

Powered by vBulletin™Copyright © 2014 vBulletin Solutions, Inc.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.1

Yukarı Fırlat

24111
İzlenme