+ Cevap Yaz + Yeni Konu aç
12 SonuncuSonuncu
  1. 9. Sınıf Türk dili ve Edebiyat Sınav soruları ( 1. Dönem )

    Değerli öğrenciler her soru bir mesaj şeklindedir lütfen sayfayı takip ederek diğer sorulara ulaşmaya çalışınız

    Türk Dili ve Edebiyatı 9. Sınıflar 1 Dönem yazılı soruları

    1. Aşağıdaki metne bakarak metin, edebi metin ve gerçeklik hakkında neler söyleyebilirsiniz?
    “Ama Harry’yi en çok mutlu eden, ertesi gün telaşla Biçim Değiştirme’ye yetişmeye çalışırken Cho’nun onu yakalamasıydı. Daha Harry neler olduğunu anlayamadan, Cho elini onun elinin içine yerleştirmiş, kulağına fısıldıyordu: “Çok, çok özür dilerim. Söyleşi öyle cesurcaydı ki… beni ağlattı.”Harry, bunun için yeniden gözyaşı dökmesine üzülmüştü, ama yine konuştukları için çok mutluydu. Aceleyle yanından ayrılmadan önce yanağına çabucak bir öpücük kondurması Harry’yi daha da sevindirdi. Ve inanılmaz bir şekilde, Biçim Değiştirme sınıfının kapısına varır varmaz bunun kadar güzel bir şey daha oldu: Seamus kuyruktan çıkıp yanına geldi.”
    Harry Potter


    Sponsonlu Bağlantılar

    Konuyla alakalı paylaşımlar
    AOF - 1.sınıf temel bilgi teknolojileri ara sınav
    AOF - 1.sınıf temel bilgi teknolojileri ara sınav 1. Günümüz toplumlarında bilgiyi tarif ederken kullanılabilecek en önemli ölçüt hangisidir? A) Deneyimleri kuşaktan kuşağa aktarabilme yeteneği B)...
    7. Sınıf SBS Sınav Soruları ve Cevapları ( 6 Hazir
    7. Sınıf SBS Sınav Soruları ve Cevapları ( 6 Hazir İlköğretim 7. sınıf öğrencisi yaklaşık 1 milyon 68 bin adayın katıldığı Seviye Belirleme Sınavı (SBS) yapıldı. SBS, tüm il merkezleri ile yurt...
    2010 Sınav Tarihi: Mesleki Açıköğretim Lisesi 2. D
    2010 Sınav Tarihi: Mesleki Açıköğretim Lisesi 2. D 2010 Sınav Tarihi: Mesleki Açıköğretim Lisesi 2. Dönem Sonu Sınav Tarihi 2009-2010 Eğitim Öğretim Yılı I. dönem kayıt yenileme işlemini yapan...
    Şiir dili, konuşma dili ve yazı dili arasındaki fa
    Şiir dili, konuşma dili ve yazı dili arasındaki fa Şiir dili, konuşma dili ve yazı dili arasındaki farklılıklar nelerdir. KONUŞMA DİLİ YAZI DİLİ Bir dilin iki cephesi vardır: Biri insanların...
    2009 SBS Sınav Soruları ve Cevapları - 2009 7. sın
    2009 SBS Sınav Soruları ve Cevapları - 2009 7. sın 2009 SBS Sınav Soruları ve Cevapları - 2009 7. sınıf SBS soru ve cevapları OrtaÖğretime Geçiş Sistemi 7. Sınıf Seviye Belirleme Sınavı Soru ve...

  2. Son Videolar

  3. 2. Aşağıdaki metne bakarak metin,edebi metin ve gerçeklik hakkında neler söyleyebilirsiniz?
    “Kuyutorman’ın dalları altında cifler, insanlar ve korkunç hayvanlar ölümcül bir mücadeleye tutuşmuştu. Kocoğlanlarn ülkesi alev alevdi; Moria üzerinde bir bulut vardı; Lörien’in sınırlarından duman tütüyordu.
    Rohan’ın çimenleri üzerinde biniciler at koşturmaktaydı; Isengard’ dan kurtlar boşanıyordu. Harad limanlarından savaş gemileri denize açılmıştı ve Doğu’dan bitmek bilmez bir insan akını vardı: Atlan üzerinde kılıç erleri, mızraklı adamlar, okçular, reislerin savaş arabaları, yük vagonları. Karanlıklar Efendisi’nin bütün gücü hareketteydi. Sonra tekrar güneye dönerek Minas Tirith’e baktı. Çok uzakta ve çok güzel görünüyordu Minas Tirith: Beyaz surlu, binbir kuleli, dağ üzerinde mağrur ve zarif; kale burçlarında mazgallı siperlerden çelik ışıltıları geliyor, gözcü kuleleri bir sürü sancakla parıldıyordu. Yüreğine umut doldu. Fakat Minas Tirith’in karşısına daha büyük ve daha güçlü bir kale dikilmişti. O yöne, doğuya doğru çekildi gözleri istemeye istemeye. Osgiliath’m harap olmuş köprülerini geçti, Minas Morgul’un sırıtan kapılarını, hayaletli Dağları geçti ve Mordor Ülkesi’ndeki dehşet vadisi Gorgoroth’a baktı.”
    YÜZÜKLERİN EFENDİSİ


  4. 3. Aşağıdaki metni metin ve edebi metin bağlamında inceleyiniz,bu metin edebi metin olsaydı,suçluların durumu yasalar karşısında ne olurdu?Açıklayınız.
    Seri katillerden şok teklif!
    53 saat içerisinde 7 kişiyi öldüren ve 2 kişiyi de yaralayan sanıklar Jandarma ile pazarlık yaptı: “Bize hap verin anlatalım”
    Sakarya’dan Ankara’ya kadar 53 saatte yedi can alıp iki kişiyi yaraladıktan sonra yakalanan Mehmet Karahasan ve Yiğit Bekçe, savcıya verdikleri ifadede birbirlerini suçladı. Her iki zanlı da cinayetleri diğerinin işlediğini ileri sürdü. Jandarmaya, “Hap verin, her şeyi anlatalım” diyen sanıklar, cinayetlere eğlenmek için başladıklarını da itiraf ettiler. Jandarmada gözaltında tutulan sanıklar ilacın ve uyuşturucunun etkisinden kurtulup kendilerine geldiklerinde kafalarını duvarlara vurmaya başladılar. Kendilerine gelen sanıklar, avukatları Ufuk Namalan’ın boynuna sarılıp ağladı. İki gündür sorgulaması süren zanlılar, kendilerini sorgulayan askerlere, “Hap verin, her şeyi anlatalım” diyerek uyuşturucu istediler. Beş gündür yemek yemedikleri gerekçesiyle saat başı yemek isteyen zanlılar, banyo talebinde bulunmayı da ihmal etmediler. Zanlılardan Bekçe, ifadesi alınırken ezan okunmaya başlayınca sesini sorguculara dinleterek, “Allah’ın ezanları şahidimdir ki ben kimseyi öldürmedim” dedi. Yiğit Bekçe ile 11 Ekim’de buluştuk. Yalova’daki bir bankadan 3 bin YTL çektik. Buradan Bursa’ya geçtik. Kamber Mahallesi’ndeki bir kişiden uyuşturucu aldık, araç kiraladık. Yiğit Berçe’nin uzun dipçikli av tüfeğini de alarak İstanbul’a gittik. Burada yedi-sekiz gün gezdikten sonra Adapazarı’nda yaşayan tanıdığımız Aykut Okumuş’un yanına gittik. Okumuş’a av tüfeğini vererek tüfeği aldık. 20 Ekim’de Bursa’ya doğru yola çıktık. Yiğit, yolda bana, ’Gemlik’te hasımlarım var’ dedi. Giderken devamlı telefon görüşmeleri yaptı. Balıkpazarı mevkiine geldik. Bizi yakınları karşıladı. Yiğit, arabadan tüfeği de alarak çıktı, yanıma başkasını bıraktı. Yanımızdan uzaklaştıktan sonra silah sesleri duydum. Yiğit, koşarak yanıma geldi, ’Bas buradan kaçıyoruz, arabayı İzmit’e doğru sür’ dedi.
    21 Ekim’de İzmit’te D-100 karayolu üzeri Kozluk mevkiinde Özcan Pişmaniye’nin önünde Yiğit beni durdurdu. ’Gel benimle’ dedi. Dükkana girdik, Yiğit dükkanda bulunan şahsı av tüfeği ile sağ gözünden vurdu.
    RADİKAL GAZETESİ


  5. 4. Aşağıdaki metni gerçeklik ve kurmaca olarak değerlendiriniz. Gerçek mi kurmaca mı olduğunu nereden anlayabiliriz?
    “NATAŞA on beş yaşında güzel bir kızdı. Arkadaşlarının arasından yürüdü, armağanını uzattı. Armağanı bir tahta bebekti: MATRİYOŞKA. İçimde bir şey cız etti. İçimde incecik bir tel titredi. İçimde bir yer damlamaya başladı. İçimde bir yumruk isyan ederek havaya kalktı. İçimde bir yumruk geldi, boğazıma dayandı. NATAŞA VE MATRİYOŞKA. Sustum kaldım. NATAŞA bir Çernobil çocuğuydu. Çernobil’de bir nükleer santral patlamıştı. Çevreye radyasyon yağmıştı. Çernobil’in yakınında olan Kiev büyük bir radyasyon etkisi altında kalmıştı. Radyasyon insanın kemik iliğini bozuyordu, kan yapımını etkiliyordu, lösemiye yol açıyordu, kanserlere neden oluyordu, (bilgi yelpazesi.net) üreme hücrelerini bozuyordu. Kiev’li çocuklar bu tehlikelerin tümünü de yaşamışlardı. Belki lösemi olmuşlardı, belki kanserleri vardı, bunları sormaya hazırlanmıştım ama onları görünce hiçbir şey soramamıştım. Ama bildiğim, bu çocukların geleceklerinin olmadığıydı. Onların gelecekleri yoktu. Önlerinde sadece günler vardı, haftalar vardı, aylar vardı. Yıllar var mıydı? Bunu kimse bilmiyordu. 2000 yılını görecekler miydi? Bunu kimse bilmiyordu. Bildiğim şey, NATAŞA’nın ANNE olamayacağıydı. Evet, NATAŞA anne olamayacaktı. Anne olamayacağını bilen on beş yaşındaki genç bir kızın duygularını kim bilebilir ki? ANNE bilir bunu. ANNELER bilir bunu. O armağan verme anında bütün anneler bunu biliyordu. Onların hepsi de kendilerini unutmuş, belki de kim olduklarını, orada neden ulunduklarını bile unutmuş; sadece NATAŞA’ya ve elindeki MATRİYOŞKA’ya bakıyorlardı. O anda belki bütün bunları düşünmüyorlardı ama duyumsuyorlardı. Duygular düşüncelerden daha hızlıdır, doğruyu da daha çabuk bulur. O anlar duygular anıydı. Kimi zaman bir an yaşanır, hiçbir zaman birimiyle ölçülemez. Belki bir saniyedir, belki dakikalar, belki saatler, belki bir ömür…”
    ERDAL ATABEK-KIRMIZI IŞIKTA YÜRÜMEK


  6. 5. Aşağıdaki metin ışığında edebiyatın diğer bilimlerle ilişkisi konusunda neler söyleyebilirsiniz?
    YABAN
    Sakarya savaşından sonra düşman orduları Haymana, Mihalıççık ve Sivrihisar bölgelerini, bize; yer yer ateş yığınlarıyla örtülü ıssız ve engin bir virane halinde bıraktı. O afetlerden arta kalmış halkın, bu taş yığınları arasında, ilk insanlardan farkı yoktur. Bunlar, yarı çıplak bir halde dolaşıyor; alevin kararttığı harman yerlerinde toprağa, çamura karışmış yanık buğday ve mısır tanelerini iki taş arasında ezerek öğütmeye çalışıyor; adı bilinmez otlardan, ağaç köklerinden kendilerine bir nevi yiyecek çıkarıyor ve bir yabancının ayak sesini duyunca her biri bir yana kaçıp bir kovuğa saklanıyordu. İşte, Garp Cephesi Kumandanlığının gönderdiği -Tetkiki Mezalim Heyeti- o viranelerde, taşlar altında kömürleşmiş insan kemiklerini araştırırken, bu kitabı teşkil eden yazıları, arasından yırtılmış ve kenarları yanmış bir defter halinde buldu. Köylülerden bunun sahibinin ne olduğunu sordu. Kimse, onun nereye gittiğini bilmiyordu. Bununla beraber, onun iki üç yıl hep bu köyde oturduğunu ve son felaket gününe kadar burada kaldığını söyleyen de kendileri idi. -Tetkiki Mezalim Heyeti- azasından biri bu kayıtsızlığa şaştı:
    -Nasıl olur! dedi, nasıl olur. İnsan yıllarca beraber yaşadığı bir
    kimsenin nereye gittiğini, ne olduğunu bilmez mi?
    Köylüler, küskün bir tavırla omuzlarını kaldırıp uzaklaşıyorlardı.
    Yalnız, içlerinden biri, yaşı belirsiz küçük ve sıska bir
    adam, döndü:
    -Dee, sizin gibi yabanın biriydi, dedi.
    Dünyadan elini eteğini çekmiş bir kimse için Anadolu’nun bu ücra köşesinden daha uygun neresi bulunabilir? Ben, burada diri diri, bir mezara gömülmüş gibiyim. Hiçbir intihar bu kadar şuurlu, bu kadar iradeli, bu kadar sürekli ve çetin olmamıştır.
    YAKUP KADRİ KARAOSMANOĞLU-YABAN


  7. 6. Aşağıdaki metni “anlatıcı” yönünden inceleyiniz.
    Açık avucumla suratına vurdum. İstemiyordum, kafamın hala sakin bir köşeciği tek tokattan başkasını istemiyordu ama gövdem, beynimden çabuk harekete geçti. Tokatım kulağına geldi ve onu yarı yarıya yatağın dışına fırlattı. Bir boğa gibi doğrulup saldırdı. Karnıma bir kafa attı . Elimin sivri yanıyla ensesine vurdum, ustaca bir darbe Deborah’a diz çöktürdü, sonra kolumu boynuna doladım ve başladım sıkmaya. Güçlüydü, her zaman bilirdim bunu, ama şu sıra gücü çok büyüktü. Bir an onu zaptedemeyeceğimi sandım, beni yerden kaldırarak neredeyse doğruldu. Bu durumda yaptığı, bir güreşçi için bile büyük bir şeydi. On – on beş saniye süreyle dengeli durduk, sonra gücünün azalıp benim gövdeme geçtiğini hissettim, kolum boynunu daha da iyi sıktı. Gözlerim kapalıydı. Omuzumla, santim santim aralanan koca bir kapıyı itiyordum sanki.
    Amerikan Rüyası / Norman Mailer


  8. 7. Aşağıdaki şiirde “imge” olarak kabul ettiğimiz yerleri yazınız.

    Odada; bir üst üste dizili mavi yastıklar
    Güldeki vazolar, balbadem çikolata, sarı kolonya
    Kuytu köşelerde hazin kuyruğu dikilmiş havaya
    Yemyeşil, moryeşil bir hayvan gizli

    Odada telaşa varan bir durgunluk
    Bir de sen, boynunda ninemden ak bir yemeni
    Ortada konargöçer kara çadırın
    Bir oda giysisi, bir baston, Endülüs çarkın

    Yan odada mutfağa dair sesler
    Yani kilometreler, kilometre taşları
    En çok da kollarım ağrır
    Ta Homer’den beri kullanamadım onları

    Odada bir sessizlik. Odada bir sessizlik
    Odada odalıktan gelen bir sıkıntı
    Çay fincanını anlatmama bile razıydın önceleri
    Derken söyletmez oldun adımı

    Senden bana, benden sana doğru
    Yükselmekte ve alçalmakta derece
    Odanın ortasında bir deniz başladı
    Odanın girişine dair bir belirti
    (Çayırda buldum seni. Çayırda buldum seni.)

    Perihan Mağden


  9. 8. Aşağıda “Sınav” filminin özeti verilmiştir. Yönetmen Ömer Faruk Sorak ve filmde rol alan sanatçıların Milli Eğitim Bakanlığı Disiplin Yönetmeliği’ne göre alacakları ceza nedir?Bu konudaki düşüncelerinizi “gerçeklik ve kurmaca” çerçevesinde yazınız.
    “Kahramanlarımızın kendilerine idol olarak gösterdikleri, bir dönemin kopya çekme konusunda uzman sistem karşıtı efsane öğrencisi Levent Lemi; görevi her anlamda kötüye kullanan okul müdürü Rafet; idealist müdür yardımcısı Zeynep Erez; sert matematik öğretmeni Fatma Hoca; çocukların bir yarış atı gibi koşulduğu sınav sisteminin yakın bir tanığı haline gelen jokey baba Urfa’lı Sadettin; hayattaki tek dayanağı oğlu olan Güler; çocuğunun hayatında onurlu yaşamın önemini ısrarla vurgulayan komiser baba Metin; oğlunun hayatını bir saat gibi planlayan Almancı baba Sedat ve bütün derdi bir müzik albümü çıkarmak olan müzik hocası Candan’ın yollarını da aynı temel öykü içinde kesiştiren film Türkiye’nin bir türlü çözüme kavuşamayan eğitim sistemi ve sınav problemini oldukça komik ve eğlenceli, aksiyonu yüksek bir dille anlatıyor…”
    Yönetmen: Ömer Faruk Sorak
    Oyuncular: Hümeyra, Altan Erkekli, Güven Kıraç, Kadir Çöpdemir, Jean-Claude Van Damme, Yağmur Atacan


  10. 9. Aşağıda özeti verilen filmi “gerçeklik ve kurmaca” yönünden inceleyiniz.
    PARTİ HAYVANLARI
    Çiftlik sahibine göre çiftlikte herşey yolundadır. Tüm hayvanların güvenliği ve esenliği sağlanmıştır. Ancak çiftçi gözden kaybolunca gözcü koyunun “Engel kalmadı!” diye bağırmasıyla birlikte çiftlikteki tüm hayvanlar iki ayakları üzerine kalkarak dans etmeye, şarkılar söyleyip TV izlemeye, çeşit çeşit şakalar yapmaya başlarlar. Çiftlikte şamatanın startı verilmiştir. Otis’in babası Ben, çiftlikteki herşeyin yolunda gitmesini sağlayan bir inektir. Her sabah çiftlik işleriyle ilgili bir toplantı düzenler ve ortak düşman çakallarla ilgili bazı uyarılarda bulunur. Baba Ben’in (bilgi yelpazesi.net) artık yönetecek gücü kalmayınca çiftlikteki düzeni Otis sağlamaya çalışır. Düzeni sağlayan Ben gibi birisi olmayınca çiftlikte tam bir kaos yaşanmaya başlar. Böyle olunca da hayvanların en gizli sırrını çiftçinin fark etmesi uzun sürmez. Öte yandan entrikacı çakallar da çiftliği ele geçirme zamanının artık geldiğini düşünmeye başlamışlardır.

    Yönetmen: Steve Oedekerk Seslendirenler: Kevin James, Courteney Cox, Sam Elliott, Danny Glover, Wanda Sykes
    Senaryo: Steve Oedekerk
    Müzik: John Debney
    Kurgu: Paul D. Calder
    Tür: Animasyon / Komedi


  11. 10. Aşağıdaki metni gerçeklikle ilişkisi, yazılış amaçları ve edebi metin bağlamında inceleyiniz. Bu metnin yazılış amacı nedir? Edebi metin kapsamında değerlendirilmesi için “ne yapılması” gerekir?
    Alzheimer’li Fare Milyonlarca Hasta Yakınının Umudu Oldu
    Yakın zamana kadar doğada kendi halinde yasayan bir fare türü , bu günlerde bilim adamlarının gözbebeği oldu . Adı TG2576 . Kupkuru bir kod adı . Ama fiyatı inanılmaz derecede yüksek: Yaklaşık 800 bin dolar .Üstelik bu fare ölümcül bir hasta . Fiyatının yüksekliği de buradan geliyor . Laboratuvarda genleri değiştirilerek üretilen bu fare , doğduktan on ay sonra bunuyor . Yani düşünme yetisini yitiriyor , tüm öğretileri unutuyor ve hücreleri “Alzheimer” hastalığına karsı etkili olan bir protein üretiyor . Işte onu değerli yapan da bu özelliği . Oldukça obur olarak nitelendirilen bu tombul fare artik milyonlarca Alzheimer hastasının umudu .
    Laboratuvarında genlerini değiştirerek TG2576 kod adli fareyi üreten Minnesota Üniversitesi öğretim üyesi Dr. Karen Hisiao Ashe “Genleri değiştirilen bu fare gerçekten Alzheimer’li hastalar için bir umut kapısı” diyor. Bir İngiliz araştırmacı da, bu fareler üzerindeki araştırmalar sonucunda beş ya da on yıl içinde Alzheimer hastalığına karsı ilaç geliştirileceğini belirtiyor.
    Çeviren:Elif Ağlarca Özlem
    (Bütün Dünya Dergisi
    Haziran 2000)


12 SonuncuSonuncu
9. Sınıf Türk dili ve Edebiyat Sınav soruları ( 1. Dönem ) Yer İstanbul , 34, TR incelenme 2283 kişi oylama: 4.5 / 5

Powered by vBulletin™Copyright © 2014 vBulletin Solutions, Inc.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.1

Yukarı Fırlat

2283
İzlenme