![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |

Bugün Türkiye'de hala etkileri görünen, çok uzun bir zaman daha etkileri devam edecek olan, Cumhuriyet tarihinin en büyük yarası, demokrasinin temel taşlarını yerinden oynatan, cuntaların ve cuntacıların önünü açan bir süreç! 28 şubat. Nasıl başlamıştı? Nasıl devam etti? Arkasında kimler vardı? Rejime karşımı yoksa sivil yöneticilere karşımı yapılmıştı bu postmodern darbe? Sadece askeri bir müdahelemiydi? Bir tedbirmiydi yoksa bu ülkede birilerinin gerçekten birşeylere müsade etmeyeceklerinin göstergesimiydi? Şimdi bu sürecin başına dönelim.
27 mayıs 1960, 21 mayıs 1963, 12 eylül 1980 askeri müdaheleleriyle ülkede devamlı bir kaos, devamlı bir karşıtlık, ve devamlı bir iç çatışmaya sebep olacak nedenler vardı. özellikle 12 Eylül sonrasında ülkede yaşanan sağ ve sol çatışmalarının üniversitelere hatta sokaklara taşınması bunun en büyük göstergesiydi. Bir türlü arkasında tam olarak kimlerin olduğu bilinmeyen bu müdahalelerin yarattığı kaos, her seferinde ülkeyi bir 20 yıl geriye götürmekte,ekonomiyi bozmakta, hükümetlerde istikrarsızlık yaratmakta ve halkın üzerine bir suni korku üflemekteydi.Darbelerin arkasındakiler aslında istenilen hedefin dışında ülkede bazı siyasi gruplaşmayı kontrol edemediler. Bu yüzden ülkede halk artık bir kurtarıcı bekler gibiydi.
1990'lı yıllardan sonra ülkede güçlenen sağ grupların etkisi 1996 seçimlerine kadar devam etti. Seçimlerde sandıktan bir koalisyon hükümeti çıkmıştı. Refah-yol hükümeti kuruldu. Bir yanda başbakan Necmettin Erbakan diğer yanda Tansu Çiller vardı. Ülkede etkisi görünen bir ekonomik bozukluk herkesi rahatsız ediyordu. Tedbir gerekiyordu! Refah-yol hükümeti alışılanın dışında iç borca ya da dış borca başvurmayıp, ''halkın kurtarıcısı yine halkın kendisidir'' mantığıyla havuz sistemi oluşturmuşlardı.Galiba bu sefer gerçekten bişeyler değişecekti bu ülkede. Sorunlar büyüktü ekonomi, terör, yaptırımlar vs.. Ama asıl gelecek tehlikenin sinyalleri gelmeye başlamıştı. ''irtica''. Belkide cumhuriyet tarihinin en büyük yalanıydı. Bu sefer gerçekten düğmeye birileri basmıştı. Legal ve illegal örgütler iş başındaydı. Müslüm gündüz'ler,Fadime şahin'ler. Hacı hoca kılığındaki adamların kadınlarla basılması oyunun bir parçasıydı. Türban sorunu, başı kapalı kardeşlerimizin üniversite kapılarında bırakılması, hatta üniversite sınavlarına bile girememesi birşeyleri devamlı tetikliyordu.Ve ordu hazırdı....
MGK toplandı.Genel kurmay başkanı,Kara kuvvetleri komutanı,Hava Kuvvetleri Komutanı,Deniz Kuvvetleri Komutanı masanın başındaydı. karşısında ise sivil hükümet yöneticileri vardı. Sorunları masaya yatırmışlardı. Toplandıda gerginlik bekleyen bir medya ve halk vardı. Masada ise terlemeyi bekleyen hükümet yöneticileri.Beklenildiği gibi gergin geçmemişti. Herşey o kadar hazırmış ki aslında.Komutanların önünde ıspat olarak sadece gazete küpürleri varken, hükümetin masası bomboştu! 19 maddelik bir yaptırım vardı. Bunların en akılda kalanı ise eğitimin 8 yıl zorunlu olmasıydı. imam hatiplerin ve meslek liselerinin orta bölümleri kapatılması gerekiyordu. Bu sayede bu liselerdeki öğrencilerin üniversiteye girişleri engellenecekti! katsayı adaletsizliğide bunun en büyük kanıtıydı. Resmi olmayan kuran kurslarının önü kesildi hatta ülkede birçok kuran kursu kapatıldı. diyanete bağlı kurslar ise ayakta kalmayı başarabilmişti. Ama sürecin devamında daha iyi anlaşılabilmesi için Türkçe ezan Türkçe ibadet naraları atılıyordu. Birileri anlaşılan hükümetten ziyade halkada gözü dikmişti. Aslında bu işte Askerin parmağından çok cuntacıların parmağı vardı.Yani bu süreç değil birnevi ''derin darbeydi'' Varmış gibi görünen ama aslında hiç olmayan irtica; derin bir illegal kurumun yalanıydı. Amaç ise ülkede Dini faaliyetlerinin önüne geçmek,Dini sömürmek ve ülkede anti islam sempatisi yaratmaktı.Bu işte başrolde medya vardı. Hala kimlikleri belirlenemeyen yazarlar, yöneticiler, yayın yönetmenleri ateşi körükleyenler oldu. Aylarca baş sayfalarda, sür manşetlerde hep aynı dedikodu vardı. Ve konu yine ''irtica'' idi.
MGK toplantısında ''irtica'' ana başlığı altında alınan kararları imzalamaya sıra gelmişti. En son imzalayan Necmettin Erbakan olmuştu. O da sadece beş gün dayanabilmişti. Beş günün sonunda istifasını verdi.
Bu olaylardan sonra ortaya bir illegal kurum ortaya çıktı. Kurum Askeri şemsiyenin altındaydı. Kurumun adı; BÇG ( batı çalışma gurubu ) idi. Ama bir türlü gerek askeriye gerek mahkemeler ne kurumun varlığını ne illegal oluşunu ıspatlamadı. Kurumun görevi ise fişlemekti. Bazı belediyeler, valilikler, büyük kuruluşlar,sendikalar ve bazı sivil toplum kuruluşları bu illegal kuruma destek verdi. Ve halk fişlenmeye başladı. Ve bu fişlenme sonucunda, resmi kuruluşlardan, Fabrika işçilerine kadar her kesimden insan işinden atıldı. Bazı doktorlar, profosörler, avukatlar, dekanlar unvanlarını kaybetti. Zarar büyüktü. Siyasi ve ekonomik zedelenme meydana gelmişti ve ülke yaklaşık on yıl geriye gitmişti.
Peki bu süreç engellenemezmiydi?
Dönemin cumhurbaşkanı Sn. Süleyman Demirel kazan kaynamaya başlayınca sorunu gidermek için Genel kurmayla görüşmüştü. '' Sorunu çözmek için konuşmaya geldim. Sorun neyse siz bana söyleyin ben gerekli mercilerde gerekli işlemleri başlatıyım'' diye konuya girdi. Ama boşa. Çünkü tezgah hazırdı. Sorunun mutlaka MGK ya taşınması gerekiyordu ve ondan sonrada birçok kişi siyasi kimliğinden uzaklaştıralacaktı. Olmayan birşeyi varmış gibi gösteren cuntacılar tezgahı bu kadar planlı hazırladıktan sonra zaten geri dönüş yapılamazdı.
Süreç bu şekilde devam etti. Peki ya sonrasımı? sonrası ayrı bir karmaşa. O zamanlar gündemden düşmeyen aczmendiler şimdi piyasada yok. Kim olduklarını hiç öğrenemedik zaten. Bir kaçtane din istismarcısını birşeyleri kanıtlamak için ortaya attılar. İstedikleri amaca ulaştılar ve onlarda ortadan kayboldu.Demokrasi darbe aldı. Halk üzerinde ayrımcılıklar çoğaldı. Laik düzene çamur sürdüler.
Şimdi günümüze hiç yansımamış gibi görünen bu süreç; aslında bugün başımıza ne geliyorsa altından çıktı. Ve hala çıkmaya devam ediyor. Uyuşturucu yaşı 14. sigaraya başlama yaşı 11. Gençlik özünden adetinden uzaklaştırıldı. Geleneğini bilmeyen bir nesil var.Bu düzene karşı koymaya korkan insanlar var. Sömürülmeye alışmış ama sömürüldüğünün farkında olmayan insanlar var. Ama tek bir şey yok o da ''irtica''
Actions : (View-Readers)
There are no names to display.UyduHane l ForumAktif l KnightAlemi l Sanal-Genclik.Net l 2yol.Com l Cine WB Sinema Filmleri izle l Forum l Mesken.Gen.TR
Paylaş