Uyak (Kafiye) nedir - Kafiye Nedir - Kafiyenin Türleri ve çeşitleri - Uyakın Türleri

Uyak

Uyak (veya kafiye, halk arasında bilinen adıyla ayak), şiirde mısra sonlarında bulunan sözcüklerin son heceleri arasındaki ses benzerliğidir. Şiirde uyak, dize sonlarında bulunan farklı görevlerdeki ekler veya anlamları ayrı sözcükler arasında görülür. Dize sonlarında yinelenen aynı görevdeki ekler ya da sözcükler uyak değildir. Bunlara redif denir.

Uyak türleri

Uyaktaki ses sayısına göre

Yarım uyak
uyaklar bir unsuz benzemesiyle olur
Mesutmuş, kocasını seviyormuş,
Kendilerininmiş evleri.
Bir suçlu gibi ezik,
Sana selâm söyledi.
Behçet Necatigil
Burada "evleri" ve "söyledi" (-i) yarım uyak oluşturur.

Tam uyak
Dize sonundaki bir ünlü ile bir ünsüzün ses benzerliğine dayanan uyak türüdür.
Şu ağacın gölgesinde olsun;
Tam kenarında havuzun.
C. S. Tarancı
Burada "olsun" ve "havuzun" (-un) sözcükleri tam uyak oluşturur.

Zengin uyak
Dize sonlarındaki ikiden çok ses benzerliğine dayanan uyak türüdür.
Eteklerinde güneş rengi bir yığın yaprak,
Ve bir zaman bakacaksın semâya ağlayarak...
Ahmet Haşim
Burada "yaprak" ve "ağlayarak" (-rak) sözcükleri zengin uyak oluşturur.

Uyakların dizelerdeki düzenlerine göre

Düz Uyak
Bir dörtlüğün bütün dizelerinin biribiriyle uyaklı,ya da ilk üç mısra biribiriyle uyaklı dördüncü dize serbest şekilde olmasıdır.
a Elif' in uğru nakışlı
a Yavru balaban bakışlı
a Yayla çiçeği kokuşlu
b Kokar Elif Elif diye
Karacaoğlan

Sarma uyak
Bir dörtlüğün birinci ve dördüncü dizelerinin kendi arasında, ikinci ve üçüncü dizelerinin kendi arasında uyaklı olmasına dayanan uyak türüdür.
a Balkonlara, yalılara dalar düşünürüm
b O günler uzaklaşan yelkenlerin peşi sıra
b Akan bulutlar gibi geçmiş: ne iz, ne hâtıra!
a Sır şimdi bunca güzel hayat, güzel ölüm!
Necati Cumalı

Çapraz uyak
Bir dörtlüğün birinci ve üçüncü dizelerinin kendi arasında, ikinci ve dördüncü dizelerinin kendi arasında uyaklı olmasına dayanan uyak türüdür.
a Ne doğan güne hükmüm geçer,
b Ne halden anlayan bulunur;
a Ah aklımdan ölümüm geçer;
b Sonra bu kuş, bu bahçe, bu nur.
C. S. Tarancı
Uyakların dizelerdeki bulunma yerlerine göre

İç uyak
Dizelerin ortasında bulunan uyaktır.
Şeb-i hicran yanar cânım döker kan çeşm-i giryânım
Uyarır halkı efkarım kara bahtım uyanmaz mı.
Fuzulî
Burada "cânım" ve "efganım" (-an) sözcüklerinde iç uyak görülmektedir.

Baş uyak
Dizelerin başında bulunan uyaktır.
Gönlümüz bağlandı zülfün teline
Alınmaz gözleri mestim alınmaz
Sencileyin cevredici kuluna
Bulunmaz gözleri mestim bulunmaz.
Gevheri
İkinci dizedeki "alınmaz" ile dördüncü dizedeki "bulunmaz" sözcükleri baş uyak oluştururlar.
Özel durumlar

Tunç uyak
Nasıl söylerim öldüğünü Çenesine uzanmış eli Atatürk'üm çıkar Kocatepe'ye Dalgın, düşünceli
Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.
M. A. Ersoy
Burada "tanı" ve "yatanı" sözcükleri tunç uyak oluşturur. Ses bakımından aynı ama anlamca farklı sözcüklerden ya da söz öbeklerinden oluşan uyak türüdür.
çok yavaş geçer günüm
ama değişikti bugünüm
Burada 'günüm' ve 'bugünüm' sözcükleri tunç uyaktır. Tunç uyak, mısralardaki sözcüklerden birinden birinin birbirinin içinde olmasıdır. Tunç uyak genelde cinaslı uyakla karıştırılır. Fakat cinaslı uyak yazılışları aynı anlamları farklı olan sözcüklerin benzeşmesidir